Amatör Astronomi Tüm Yazılar

İlk Teleskobum: Bir Sevdadır Gökyüzü 1

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedintumblrmail

Bir sevdadır gökyüzü,
Tanımadığın, bilmediğin,
Uçsuz bucaksız gördüğün,
Tadamadığın, koklayamadığın.

Bir sevdadır gökyüzü,
Gidemediğin, varamadığın,
Varamadıkça peşinden koştuğun,
Koşup da bitap düştüğün.

Bir sevdadır gökyüzü,
Uykusuz kaldığın,
Üşüdüğün, acıktığın,
Uğruna geleceğini adadığın…

Türkiye’nin en iyi el yapımı teleskop ustalarından, Kozmik Hanım olarak da bildiğiniz Nurcan Örtügen Gök, uzunca bir süre “İlk Teleskobum” adını verdiği sosyal sorumluluk projesi ile onlarca okula çok sayıda ücretsiz teleskop sağladı, eğitimini verdi. Yine okullarda gençlere ve çocuklara teleskop yapım tekniklerini ve astronomiyi anlattı. Sayesinde binlerce genç, gökyüzü ile, astronomi bilimi ile tanıştı. Bu yazı dizisinde, kendi ağzından bu macerasını dinleyeceğiz. Gök bilim sevgisinin nelere kadir olduğuna siz de şahit olun…

•••

‘Bilim toplum projesi’ denince bir çok proje sayabiliriz. Ülkemizde bu alanda bir çok çalışma yapılmakta. Yapılan projelerin çoğu baktığınızda gayet iştah açıcı gelebiliyor. Bir öğretmenseniz, lisede öğrenci iseniz, yüksek lisans yapıyorsanız, belli bir kesime ait iseniz vs. bu projelere katılabilmeniz çok da uzak değil.

Lakin örneğin hiç kendinizi Toroslar’daki bir yaylada yaşayan Ahmet çoban yerine koydunuz mu? Ya da Edirne’deki 79 yaşındaki Muzaffer dede yerine? Peki ya hayatı televizyonlardaki kadın programlarını seyretmekle ve mutfakta geçen Ayşe hanım yerine? Tebeşir bulamayan ama astronot olma hayalleri kuran YİBO öğrencisi Aslı yerine?

nurcan-ortugen-gok-9917

Ne kadar büyük bir lüks değil mi bu saydığımız? Belli ‘BİR’ kesime ait olmayan, içimizden herkesin, her kesimin koşulsuz katılabileceği bir ‘BİLİM TOPLUM PROJESİ’? Evet çok büyük bir lüks.

Kozmik hanımımızın tam olarak böyle, büyük, çok büyük, çok lüks bir sosyal sorumluluk projesi vardı. ‘DI’ diyoruz zira varla yok arası bir durumda artık.

O, eşi ve kendi maddi imkanları ile Türkiye’nin ilk halka açık teleskop yapım imalathanesini kurmuştu. Türkiye çapında ulaşabildiği kadar insanı gökyüzü ile tanıştırma hedefindeydi. Bu hedefine ulaşırken yaşadığı tatlı anılardan bazılarını kendi ağzından bu yazıda bir araya getirdik.

Keyifli okumalar…

İSTANBUL- Projenin ilk ayağı olan İstanbul Esenler’de bir devlet okuluna doğru yola çıkmıştık. Hepimiz çok heyecanlıydık. Okulun önüne vardığımızda okul kapısı açıldı ve büyük bir kalabalık arabanın her tarafını sardı. Çocuklar çığlık çığlığa… Her bir ağızdan yaşasın teleskobumuz geldi cümleleri fışkırıyor, kollar arabaya dolanmış, meraklı gözler arabadan inmemizi bekliyordu. Sanırsın okula uzay mekiği getirdik! Sen hiç teleskobumuz oluyor diye sevinen bir bahçe dolusu ışıldayan çocuk gözleri ile karşılaştın mı?

KİLİS- O sene büyük bir kış vardı tüm Tükiye’de. İstanbul’dan yola çıkıp Kilis’e varmamız gerekiyordu. Herkes yollar çok fena erteleyin diye ısrar etti. Ama dinlemedik. Çıktık yola. Klasik eğitim camiası yöneticileri ile bir araya geldik. İlçe Milli Eğitim Müdürü bize şu cümleyi kurdu. Nurcan Hanım ben 35 senedir burada görev yapıyorum. Bir gün biri size teleskop getirecek deseler hayatta inanmazdım. Hem de bu hava koşullarına rağmen buralara kadar geldiniz. Olmayacak bir şeyi gerçek yaptınız, hakkınızı ne kadar ödesek az…

Gözlem yapıyorduk bahçede. YİBO’da okuyan öğrenciler de vardı gözlem etkinliğinde. Herkes sıraya girmişti. Üç genç kız dikkatimi çekti. Kol kola dolaşıyorlardı. Siz baktınız mı diye seslendim teleskobun başından. ‘Abla biz akşamları damdan hep seyrediyoruz yıldızları, bakmasak da olur’ diye cevap verdi biri. Israr ettim, bir de burdan bakın belki değişik bir şeyler vardır dedim. Dudak büke büke geldiler teleskobun başına. Bir tanesi yarım ağız teleskoba eğildi. O sırada Plaides’e dönüktü teleskop. Kız birden çığlık atıp geri çekildi. ‘Gız goşun goşun pırlantaları saçmışlar ya gök yüzüne’ Geldiler baktılar, gittiler geldiler tekrar tekrar baktılar.

 

Bizim bahçede bir gözlem etkinliğindeydik. Her zamanki gibi teleskoplar kurulmuş, kalabalık sıradaydı. Bir kadın yaklaştı yanıma. ‘Nurcan hanım ben ev hanımıyım, bu teleskopları siz yapıyormuşsunuz, ben de yapabilir miyim? Bir de siz Türkiye’nin ilk astronotu imişsiniz doğru mu?’ dedi  Gülümsedim, sarıldık, uzun uzun sohbet ettik. Selam olsun benim teleskop yapmaya meraklı ev hanımlarıma…

Ah elinde bastonu yaşlı dedem, ama öyle de dinçtin ki hiç unutmuyorum seni. Dedem yanımdan hiç ama hiç ayrılmadı. “Gel dedecim sen de bak” dedim. “Kızım çocuklar baksın önce, ben beklerim” dedi. Ben gözlem yaptırırken, sohbet ettik bir yandan. Dedem köy enstitüsü mezunlarındanmış. Sputnik’in fırlatılmasından tutun da neler neler konuştuk. ‘Kızım hiç nasip olmamıştı. Söyledikleri gibi Satürn’ün halkalarını da göreceğim değil mi?’ diye sordu. “Tabii ki” dedim.

Çocuklar azaldığında artık teleskobun başına geçti, gözlüğünü usulca cebinden çıkarıp gözüne yerleştirdi. Derin bir nefes alarak göz merceğine doğru eğildi. Baktı, baktı, baktı. Kafasını kaldırdı, gözlüğünü çıkarıp bana baktı uzunca. Onaylarcasına başını öne salladı. ‘Kızım sana ne kadar teşekkür etsem azdır, tekrar bakabilir miyim dedi?’ Elbette dedim. Satürn’ün halkalarında, Ay’ın kratelerinde epey dolaştık. ‘83 yaşındayım. Hep teleskoptan bakmak istemiştim. Kısmet bu geceyeymiş. Ölmeden gözlerimle gördüm ya artık gözüm açık gitmeyeceğim kızım, sağol’ dediğinde ben zaten ağlıyordum…

04TeleskoplarArasindaAltugKaganGok

Şalvarlı teyzem beni öyle güldürmüştü ki. Bağbozumu şenliğindeydik. Bir yandan sahnede konser, diğer tarafta dönme dolaba binen gençlerin çığlıkları, bir yanda da bizim dizdiğimiz teleskoplar. Ortam şahane Şalvarlı teyzem geldi. Sırada çok beklemiş. “Gız ne var burda çok merak ettim” dedi. “Gel teyzem gel” dedim. “Bak bakalım ne varmış?” “Bak korkmayacam demi?” dedi. “Yok korkmazsın merak etme sen bak” dedim. Bakmasıyla geri çekilmesi bir oldu. Cümle aynen şöyleydi. ‘Eneeeem ay beri gelmiş, gız nettin sen böyle’ sonra epey inceledi Ay’ın kraterlerini. Sen çok yaşa e mi…

Ah o tebeşir bulmakta zorlanan okullarımızz ve onların öğretmenleri ve öğrencileri. Üzerinde sadece bir hırkası vardı Ahmet’in. Teleskopla baktıktan sonra kurduğu cümleyi hayatım boyunca unutacağımı sanmam. ‘Abla soğuktan sırada beklerken kıçım dondu affedersin. Ben ömrümde uçak görmedim, sen bana Satürn’ün halkalarını gösterdin. Kıçım dondu ama değdi be ablam. Ablam hayatım boyunca bu geceyi unutmayacağım.!’

Nurcan Örtügen Gök

Hep daha fazla okumak gerekir...

Yorum