Güneş Battıktan Sonra Görülen Parlak Yıldız

Gün batımları, o rengindeki ahenk ile insanı iyileştiren bir güzelliğe sahiptir. Öylece Güneş’in batışını izlemek, bir terapidir adeta. Bazı zamanlarda bu gün batımına bir de parlak yıldız eşlik eder.

Öylesine parlak görünür ki, gökyüzüne o anda bakanlar muhakkak onu fark eder. Aslında bu görülen bir yıldız değildir. Bu parlak gök cismi, çoğunlukla Venüs ya da Jüpiter gezegenidir. Bazen ise bu gökcismi Satürn gezegeni olabilir.

(Bu yazıda anlattığımız gökcismi, tesadüf eseri 2016 yılının yaz aylarında gün batımından hemen sonra görülen parlak Mars gezegeni ile karıştırılmamalıdır. Bu yazımızda, ömrünüz boyunca sıkça göreceğiniz bir yıldız, daha doğrusu bir gezegenden söz edeceğiz).

Peki nasıl oluyor da bu kadar parlak oluyorlar, hangisinin hangisi olduğunu nasıl ayırt edebiliriz? Yıldızlardan ayırt edebilmemiz mümkün mü?

Venüs ve hemen üstünde yer alan Satürn gezegeni. (Foto: Michael Daugherty)

Gördüğümüz o parlak yıldızın Venüs mü Jüpiter mi olduğunu anlamak aslında oldukça kolay. Her şeyden önce gökyüzünün en parlak iki cismi bu iki gezegenimizdir. Dolayısıyla öncelikle gördüğümüz o parlak yıldızın gerçekten bir yıldız mı yoksa Venüs veya Jüpiter mi olup olmadığını anlayabiliriz. Burada ayırt etmede en önemli faktörlerden birisi yıldızların nokta kaynak olmalarından ötürü, atmosferdeki dalgalanmalardan etkilenmeleri ve ışıklarının göz kırpar gibi görünmesidir. Gezegenlerde bu etki çok daha azdır. Bu sayede gezegen olduğunu anladık diyelim, peki hangisi olduğunu nasıl ayırt edebiliriz?

Uzun yazı okumaktan hoşlanmayanlar için yazımızın hemen başında şunu söyleyeyim: 2018 yılı bahar ve yaz aylarında gün batımı sırasında göreceğiniz parlak gökcismi, Venüs gezegenidir. Detaylı bilgi almak isteyen okurlarımız, şimdi yazının kalanını okuyabilirler…

Her şey çok basit bir geometrik olaya dayanıyor. Venüs bir iç gezegen olduğu için, yani Dünya ile Güneş arasında bir yörüngeye sahip olduğu için biz Dünya’dan baktığımızda Venüs’ün yörünge hareketini ayırt edebiliriz. Yani Venüs yörüngesi etrafında nasıl Güneş’in etrafında dolanıyorsa, gökyüzünde de Güneş’in etrafında benzer şekilde dolanır.

merc-ven-sunset-horiz-BC

Merkür ve Venüs’ün gökyüzünde Güneş etrafındaki hareketleri bize onların birer iç gezegen olduğunu söyler.

Dolayısıyla Venüs; zaman zaman Güneş’in önünden geçerken, zaman zaman arkasında kalır. Aynı şekilde bu dolanma hareketi sırasında bize göre Güneş’in sağında veya solunda da kalabilir. Bu sebeple Ay gibi evreler gösterirken, ayrıca bu hareketi ile bir gezegen olduğunu anlamamıza imkan verdiği gibi bize onun Jüpiter olup olmadığını anlamamıza da imkan sağlar.

Aşağıdaki görselde Venüs ile Dünya’nın yörüngeleri arasında bir üçgen görülüyor. Buradaki alfa açısı bize Venüs’ün gökyüzünde Güneş’ten kaç derece uzakta olduğunu verir. Dikkat ederseniz bu açı hiçbir zaman belirli bir değerin üzerine çıkamaz, yani Venüs gökyüzünde Güneş’ten en fazla belirli bir derece uzakta görülebilir. Bunun aksine Jüpiter bir dış gezegen olduğu için gökyüzünde Güneş’ten olan görsel uzaklığında bir sınırlama yoktur.

Aşağıdaki görselde verilen açı en büyük açı değeri değildir. En büyük açı değeri için Venüs’ün bulunduğu yerdeki açı 90 derece, yani teğet olmalıdır.

Venus_yorunge

Dolayısıyla bir gün batımı sonrasında görüldüğü dönemlerde, Venüs asla doğu ufkunda görülmez (gün doğumu sırasında görüldüğü dönemlerde de asla batı ufkunda görünmez). Çünkü açısal uzaklığı buna el verecek kadar fazla değildir. Eğer doğu ufkunda parlak bir yıldız görüyorsanız bu Jüpiter’dir. Peki ya Jüpiter de yörüngesindeki konumu sebebiyle Venüs ile yakın görülüyorsa, o zaman hangisinin hangisi olduğunu nasıl ayırt ederiz?

Bu durumda da parlaklıklarına bakmamız yeterli, Venüs gökyüzünde Jüpiter’e oranla daha parlak görünür. Dolayısıyla parlak olan Venüs’tür diyebiliriz.

Yukarıdaki görselin bir diğer sonucu da Merkür‘ün gökyüzündeki hareketidir. Merkür daha küçük bir yörüngede dolandığı için onun Güneş’ten olabilecek en büyük açısal uzaklığı Venüs’ten de küçüktür. Dolayısıyla Merkür’ü asla doğu veya güney ufkunda göremeyiz. Eğer gökyüzündeki onca parlak gök cismi arasından Merkür’ün hangisi olduğunu tahmin etmek istiyorsak, Güneş’e yakın bir yerlere bakınmakta fayda var. (Bkz. bir üstteki infografik)

Buradan da bir diğer sonuca ulaşıyoruz, yalnızca gün batımında görünmedikleri. Yörüngeleri dolayısıyla bir taraftayken Güneş’in solunda diğer taraftayken ise sağında kalırlar. Haliyle ya gün doğumu öncesinde Güneş’ten önce doğarlar ya da gün batımı sonrasında Güneş’ten hemen sonra batarlar. Fakat biz genelde gün doğmadan önce uyanık olmadığımız için daha sıklıkla gün batımında görmeye alışkınız. Halbuki benzeri şekilde gün doğumu sırasında görmek de mümkündür.

9 Nisan 2018 tarihinde Türkiye Antalya’dan saat 20:00’da gökyüzü ve Venüs gezegeninin konumu (Görsel: Starry Night Pro Plus 7 astronomi yazılımı).

Hemen üstteki, Starry Night programından alınmış görselde ise 9 Nisan 2018 tarihinde gün batımında  Venüs‘ün batı ufkunda kendisini gösterdiğini görüyoruz. Yani, 2018 bahar ve yaz ayları boyunca günbatımları sırasında göreceğiniz o çok parlak gökcisimi Venüs olacak.

Bazen bu Venüs olur, bazen Jüpiter, bazen Satürn. Bazen ikisi veya hepsi birden de olabilir. Bu durum tamamen Dünya’nın ve bu gezegenlerin yörüngelerindeki konumlara bağlıdır. Jüpiter ile aramıza Güneş girdiğinde, Jüpiter’i gün doğumu veya batımında Güneş’e yakın olarak görürüz. Jüpiter ve Satürn, Dünya’dan sonra yer alan gezegenler olduğu için onları Güneş’le yan yana görmemiz ancak bu şekilde mümkündür. Tabi ki bu durumda rahatça söyleyebiliriz ki Jüpiter ve Satürn Güneş’e yakın görünen bir konumdaysa, bize yörünge olarak oldukça uzak bir konumdadır.

Her ne kadar Venüs aşırı parlak bir yıldız gibi, Jüpiter ve Satürn de parlak birer yıldız gibi görünse de bazen parlak yıldızlar da onları tanımamızı zorlaştırabilir. Yani gün batımı sırasında gördüğümüz o parlak yıldız gerçekten bir yıldız olabilir. Bunu ayırt etmek için elbette ki en etkili yöntem yukarıda fotoğrafını paylaştığımız Stellarium, Starry Night gibi bir programdan yardım almaktır. Fakat yukarıda da ele aldığımız gibi profesyonel gözler ve bilgili birisi için tek bakışta olayı anlamak da mümkündür.

Hazırlayan: Ögetay Kayalı
Geliştiren: Zafer Emecan

Not: En üstte yer alan kapak fotoğrafımız, Julie Fletcher tarafından Avustralya’da Eyre Gölü üzerinde çekilmiştir. Fotoğrafta Venüs’ün solunda Samanyolu, hemen altında ise burçlar ışığı rahatlıkla görülebiliyor. 


teleskoplar-2254-2-meade

Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT




“Gözlem Şenlikleri”ne Katılacakların Bilmesi Gerekenler

Havalar ısınıyor; gökyüzü gözlem şenlikleri, festivaller, gözlem etkinlikleri bizleri bekliyor. Bazılarımız daha önce hiçbir etkinliğe katılmadı ve bu sene artık zincirlerini kırmak istiyor. Bazılarımız ise daha önce katıldı ama hala yeteri kadar tecrübeli değil.

Bazılarımız da bu işlerin üstadı. Gözlem şenlikleri ondan sorulur ama, yine de belki unuttuğum, ihmal ettiğim bir şey vardır diye temkinli davranıyor. İşte, sadece gözlem etkinliklerine katılacakların değil, sırt çantasını alıp yazın doğada zaman geçirmeye niyetli herkesin de başucu eseri olacak bir yazı ile karşınızdayız…

Gözlem Şenlikleri

Kendi teleskobunuz yoksa, kaçarınız da yok. Şenlikteki o teleskobun başında sıraya gireceksiniz… Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’ne katılan 450 kişinin 300 küsürü üç gün boyunca teleskop kuyruğu ve seminer salonu arasında mekik dokudu. Geri kalanı ise “Madem Olimpos’tayım, o halde deniz kum güneş!” demeyi tercih etti :)

Öncelikle katılacağınız etkinliğin özelliklerini belirlemeniz gerekiyor. Nerede olacağı, kaç gün süreceği, organizasyonu kimin (ya da hangi grubun) yaptığı ve daha önce bu tür organizasyonlar yapıp yapmadığı gibi bilgiler ışığında ihtiyaçlarınızı belirlemeniz doğru olacaktır.

Örneğin aynı grup yıllardır aynı yerde aynı etkinliği yapıyorsa, artık bazı aksaklıklar giderilmiş demektir. Hesapta olmayan durumlar için de mutlaka hazırlıklı olurlar ve sorunlar büyümeden çözüme kavuşturulur. Kozmik Anafor platformunun bu yıl Ağustos ayında üçüncüsünü yapmayı planladığı Antalya’daki Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali ve Bursa’daki  Uludağ Astrofest bunlara örnektir.

Gözlem Şenlikleri

Gözlem şenliklerinin sunduğu gündüz aktiviteleri de önemlidir. Bu fotoğrafta gördüğünüz, Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nde gerçekleştirilen “su roketi atölyesi” sonrasında yapılan “en başarılı roket” yarışması benzeri eğlenceli aktiviteler olmalı ki, gündüzleri sıkılmayın.

En güzel örnek tabiî ki Saklıkent Bakırlıtepe’de bu sene 21. kez düzenlenecek olan Tübitak Ulusal Gözlem Şenliği’dir. Devletin imkanları da seferber olunca, şenliğin tadı bir başka oluyor. Katılmanızı tavsiye ederdik ama, malesef Tübitak Gözlem Şenliği’ne başvurular 2018 yılı için sona erdi. Yine, Türk astronomi dünyasının duayeni olarak niteleyebileceğimiz Prof. Dr. Ethem Derman’ın Isparta Yenişarbademli‘de Ağustos ayında düzenleyeceği gözlem şenliği, tecrübe konusunda en iyi örneklerden biri. İşte, bu tarz etkinliklerde çok temel ihtiyaçlarınız dışında çantanızı doldurmanıza gerek olmayabilir.

Yine de, yanınızda getirmeniz gereken olmazsa olmaz ekipmanlar şunlar olmalı:

• Varsa bir teleskop, hatta fazla varsa ihtiyaç sahipleri için iki ya da üç teleskop
• Fotoğraf Makinesi, kamera
• Çadır
• Uyku tulumu, battaniye, yere uzanıp gökyüzünü seyretmek için bir adet mat veya benzeri şey
• Gece önünüzü görebilmeniz için el feneri
• Diş fırçası, diş macunu, saçı olanlar için jöle, olmayanlar için (ben) yüksek faktörlü güneş kremi
• Şapka, gece için uzun kollu bir kazak veya hırka
• Varsa ve “Akdeniz Akşamları’nı” çalmayacaksanız bir adet akustik gitar

Tübitak Ulusal Gözlem Şenliği’nin belki de en güzel yanı, ülkemizin en büyük teleskobunun kontrol odasına girip nasıl çalıştığı hakkında bilgi almak.

Eğer gideceğiniz etkinlik ilk defa düzenleniyorsa, ya da aynı etkinlik başka yerde düzenlenmiş ama bu seneki lokasyonunda ilk defa düzenleniyorsa, veya aynı yerde aynı etkinliği daha önce başka bir grup düzenlemiş ama bu seneki grup lokasyonun acemisi ise, yahut aynı grubun daha önce başka yerlerdeki etkinliklerine katıldınız ama ufak tefek sorunlar yaşadıysanız; yani kısacası içinizde bir “ gidiyoruz ama du bakalım nolcak” tereddütü varsa, ne olur ne olmaz, çantanıza bir şeyler daha ekleyelim

• Powerbank
• Yiyecek sıkıntısı baş gösterdiğinde birbirinizi kemirmemeniz için en az 2 gün yetecek abur cubur (helva tok tutar)
• Bol miktarda su, 5 litrelikler kullanışlı oluyor, kendi aracınızla gitmiyorsanız araçla gelen birine sipariş edin. Unutmayın ki suyu dağ başında sadece içmek için kullanmayacaksınız.
• İçinde ufak tefek edevatın (Çakı, bant, maket bıçağı, kibrit vs) ufak bir alet kutusu
• El feneri
• İşaret fişeği (Av Malzemesi satan mağazalardan temin edilebilir)
• Tuvalet kağıdı (bu önemli)

Katıldığınız gözlem şenliği,  “cana yakın astrofotoğrafçı” barındırıyor olmalı. O gökyüzü fotoğraflarının nasıl çekildiğini birebir sohbet muhabbet eşliğinde görebilmelisiniz. Olimpos’ta Mehmet Ergün, Murat Sana, Mustafa Aydın gibi böylesi astrofotoğrafçılar var işte (Reklamları dinlediniz)…

Gideceğiniz yerin denizden yüksekliği çok önemli. Özellikle yüksek yerlere çıkacak olanlar için tekrar belirtelim, gündüz çok sıcak ama gece de çok soğuk oluyor. Gece soğuktan korunmak için çadırınızın içinde üstünüze örttüğünüz battaniyeler, Güneş’in doğması ile birlikte sizin can düşmanınız haline gelebiliyor.

Tabi bölgenin özelliklerine göre sabah 8 akşam 5 mesai yapan sivrisinekler ve avucunuz kadar böcekler de (bazı arkadaşlar gördüğü böceği abartıp kafam kadar dese de siz onlara bakmayın, kafa kadar böcek mi olur?) sizi uyutmayacaktır.

Bu paragraftan çıkarmanız gereken sonuç, battaniyeyi üstünüzden atıp sinek ilacına Davidoff muamelesi yapacağınız ânı çok iyi ayarlamanız gerekiyor. Ufak bir gecikme size pişik ve koca koca sinek ısırıkları olarak geri dönebilir.

Gözlem Şenlikleri

Gözlem şenlikleri boyunca yere uzanacak ve bütün gece boyu hayal bile edemeyeceğiniz güzellikteki gökyüzünü izleyeceksiniz işte. (Tamam, bu fotoğraf da Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nden evet. Reklamlar sürüyor)

Peki, gözlem ve gökyüzü şenliklerinde neler yapılıyor? Genellikle 3 günlük bir kamp şeklinde süren bu şenliklerde sizleri neler bekliyor?

Gözlem şenliklerinin “bilim etkinliği” olduğunu unutmamanız gerekli. Yani, “çok eğleneceğiz, vuhuuu kopacağız!” kafasındaysanız, hiç yerinizden kalkıp gitmeyin buralara. Gözlem şenlikleri, genellikle gündüz yapacak pek birşey olmayan, geceleri ise önünüzü görmeniz bile pek mümkün olmayan zifiri karanlıkta teleskoplar eşliğinde gökcisimlerinin izlendiği etkinliklere sahne olan organizasyonlardır.

Gündüzleri, etkinliği düzenleyenlere göre farklılık gösteren “bilim atölyeleri” oluyor. Bu atölyeler ise çoğunlukla çocuklara ve çocuk ruhlulara hitap ediyorlar. Kartondan maket yapımı, boyama ve resim atölyeleri, çeşitli elektrik deneyleri, şişelerden yapılan roketlerin su veya uçucu gazlarla fırlatılması gibi etkinlikler oluyor. Güneş altında katlanması zor olsa da, Güneş teleskopları ile yapılan Güneş gözlemlerini de unutmayalım. Güneş’i yakından görebilmek de heyecanlı bir aktivitedir.

Gündüzleri bol bol bilimsel sunum, konferans vs dinleyecek, aşırı dozda bilime maruz kalacaksınız. Fotoğraf mı? Tabii ki Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nden (Reklamlar bitti)…

Ayrıca, bilimsel sunum ve söyleşiler de gündüz vakitlerinde gerçekleştiriliyor. Gittiğiniz etkinliğin niteliğine ve konuşmacıların yapılarına göre sunumlar bazen bir üniversite amfisinde ders anlatır ciddiyetindeyken, bazıları uzay ve evrenle ilgili keyifli konuların neşeyle takip edildiği anlatımlar olabiliyor.

Gece olduğunda karanlığa gömülen etkinlik alanında, teleskop başında gezegenleri ve derin uzay cisimlerini (bulutsular, galaksiler vs) izleyeceksiniz. Çoğunlukla her teleskop başka bir gökcismine dönük olduğu için, o teleskop senin bu teleskop benim dolaşacaksınız birkaç saat. Bunun yanında, eğer yanınızda fotoğraf makinası getirmişseniz ışık kirliliğinin olmadığı bu ortamda astrofotoğraf çekimleri yapabilirsiniz.

Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali gibi bazı etkinliklerde, katılımcılar fotoğraf makinaları eşliğinde uygulamalı astrofotoğraf eğitimleri alıp, evlerine yıldızlar altında çekilmiş fotoğrafları ile dönebiliyorlar.

Son dönemin gözlem şenliği modası; yıldızların altında şekilli pozlar verip fotoğraf çektirmek. Yanınızda bir fotoğraf makinası olursa iyi olur. Eğer yoksa, zaten orada kaynaşacağınız birilerinde muhakkak olacaktır (Fotoğraf: Merve Yorgancı).

Yine, profesyonel çekim yapan astrofotoğrafçıların yanına ilişip, o rengarenk gökyüzü fotoğraflarının nasıl çekildiği izleyip öğrenebilirsiniz. Böylelikle astrofotoğrafçı sabrını da deneyimlemiş olursunuz.

Astrofotoğraftan konu açılmışken uyaralım: Etkinlik alanında el fenerinizi açıp dolaşamazsınız. El fenerlerinizin önünü kapatmanız için size kırmızı filtreler verilecek, onları kullanacaksınız. Hatta, cep telefonlarınızın ekran ışıkları bile yapılan astrofotoğrafçılık çekimlerini ve teleskop gözlemlerini etkilediği için yasaktır. Alimallah, tatsızlık çıkar, yapmayın etmeyin…

Etkinliklere katılanlar olarak en temel amacımız, şehrin gürültüsünden, stresinden ve yoğunluğundan bir süre de olsa kaçıp doğayla iç içe pozitif enerji depolamak. Bunun yanında, şehirlerde asla göremeyeceğiniz Samanyolu ve muazzam bir yıldız manzarası eşliğinde gökyüzüne hayran hayran bakmak. Şenliğe gelen hemen herkesin temel amacı ve beklentisi bundan ibaret.

O halde çekingen olmayın, tanımadığınız insanların sohbetlerine katılın, kaynaşın. Bırakın doğa sizi, ortak zevkleriniz, ortak heyecanlarınız olan insanlarla birleştirsin. Beyne daha fazla oksijen gittiği dönemlerde kurulan arkadaşlıklar daha uzun ömürlü oluyormuş (Bu istatistik, tarafımdan, az önce uydurulmuştur).

Bilimle ve Sevgiyle kalın

Hakan Cibelik & Zafer Emecan

Kapak fotoğrafı: Tabii ki Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nden… 




Bir Teleskop Almanız Gerekiyor mu?

Sık sık karşılaştığımız bir soru; “Gökbilime çok ilgi duyuyorum, şu kadar bütçem var ve bir teleskop almak istiyorum; nasıl bir teleskop önerirsiniz” şeklinde. Anladığımız kadarıyla çoğu insan astronomiye başlangıcın bir teleskop sayesinde olabileceği düşüncesinde.

Teleskop önerisi isteyenlere öncelikle şunu söyleyelim; teleskoplar hakkında gerekli kaynakları detaylıca okuyarak, deneyerek, gözleyerek detaylı bilgi sahibi olursanız, herhangi bir marka önerisine gerek kalmadan kendi teleskobunuzu seçebilirsiniz. Ama, bu konuda hiçbir bilginiz yokken, “iyi bir teleskop istiyorum, bütçem şu kadar” şeklinde bize veya bilgili başka birine sormaya kalkışmayın. Çünkü, ne önerirsek önerelim sizi yanıltmış oluruz.

Bu sorunuz, “Dalgıç olmaya karar verdim, nasıl ve hangi marka dalış malzemesi alayım” demekten farklı değil. Dalışla ilgili araştırma yaptınız mı? İyi bir yüzücü müsünüz? Aletsiz dalış yapabiliyor musunuz? Şnorkelle dalma konusunda tecrübe edindiniz mi, herhangi bir dalıcılık kulübüne üye olup dalış malzemelerini kullanma konusunda eğitim aldınız mı? diye sorarlar size. Ki zaten bunları daha önce yapmışsanız, kimseye sormadan en uygun dalış malzemesini kendiniz seçebilecek seviyedesiniz demektir.

Teleskopla gökyüzünü gözlemlemek ciddi bir bilgi birikimi gerektirir. Gökyüzünü tanımanız, gözlemlediğiniz cismi bulabilmeniz, hakkında bilgi sahibi olmanız ve o cismi niçin gözlemlediğinizi bilmeniz gerekir. Unutmayın, yanınızda sizin için gökcismini bulacak, teleskobu ayarlayacak ve size gökcisminini anlatacak kimse olmayacak.

Bizler, gökbilim ile ilgilenmeye başlayan kişilerin ilk etapta teleskop almasını tasvip etmiyoruz. Teleskop, gökbilimde ikinci, hatta üçüncü aşamadır. Gökyüzü gözlemi öncelikle “çıplak gözle” başlar. 

Birkaç ay boyu çıplak gözle gökyüzünü inceleyip yıldızların ve gezegenlerin isimlerini, yerlerini, konumlarını, hareketlerini öğrendikten sonra, bir “dürbün” almak en doğru hareket olur. Bu dürbünle de Ay, gezegenler ve sönük yıldızlar gözlemlenerek gökyüzünü daha yakından tanırsınız. Bir dürbün ki, size gökyüzünde gözlerinizle gördüğünüzün 10 katı zenginlikte bir kapı açar.

Teleskop konusunda öncelikle şunu aklınızda tutun: Gökyüzüne baktığınızda ne kadar gezegenleri, nebulaları, galaksileri astronomi sitelerinde gördünüğünüz ışıltılı halleriyle görmeniz mümkün değil. Tüm göreceğiniz şey; soluk ve bulanık noktalar olacak. Yıldızlar ise sadece daha parlak görünecekler.

orionteleskop457

Birkaç bin lira ödeyerek alacağınız teleskop ile görkemli Orion Nebulası’nı “en iyi haliyle” bu şekilde görebilirsiniz. Şurada göreceğiniz ışıltılı görüntüleri teleskopla bakarak göremezsiniz. Çoğu insan teleskobuyla bakıp bu görüntüyle karşılaştığında “ben bu teleskobu niye aldım” diyerek pişmanlık yaşıyor.

O gördüğünüz ışıltılı gökyüzü fotoğrafları astrofotoğrafçıların uzun uğraşlar ve özel teknikler kullanarak binbir emekle elde ettiği görüntülerdir. Sitemizde “astrofotoğraf” adı altında arama yaparsanız, böylesi görüntülerin nasıl bir çabanın ürünü olduğunu anlayabilirsiniz. Onlar, teleskopla baktığınızda görebileceğiniz şeyler değil.

Teleskopla baktığınızda ne görebileceğinize dair ayrıntılı bilgi içeren bu yazımızı okuyabilirsiniz.

Peki nasıl bir dürbün mü alacaksınız?

İlk kez alacaksanız ucuzundan, hafif 10×50 bir dürbün alın. Zaten bir teleskop sahibi olsanız dahi her zaman bir dürbüne ihtiyacınız olacak. Markaya, modele fazlaca takılmayın. Eğer ki dürbünde marka veya model sizin için önemli hale gelmişse, zaten gökyüzü gözlemciliğinde profesyonelleşmeye başlamışsınız demektir.

durbunastronomi

Dürbünle yapılan gökyüzü gözlemi, amatör astronominin temelidir. Bir dürbün sahibi olmadan gökyüzünü tanıyamazsınız. Gökyüzünü tanımıyorsanız, astronomiye giriş yapamazsınız.

Tüm bunlardan sonra, artık dürbünün “yetmediğine” karar verirseniz, zaten nasıl bir teleskobu “hangi amaçla” alacağınıza kendi bilgi birikiminizle karar verebilir seviyede olacaksınız. Bu süreçte o kadar çok şey öğreneceksiniz ki, kendiniz bile şaşıracaksınız.

O yüzden, teleskop almazsam astronomiye başlayamam, teleskop aldığımda gökyüzü ayaklarımın altına serilecek gibi düşüncelere girmeyin. Teleskop alıp astronomiye ilk adımı atanların çoğu daha bir iki ay geçmeden o teleskopları bir kenara atıyor. Çünkü, gökyüzünü ve gökcisimlerini tanımadan, teknik bilgi sahibi olmadan teleskopla gözlem yapmaya çalışmak, inanın insanı hayatından bezdirecek kadar zor bir iştir.

Bu yazıyı okumayı bitirdiyseniz ve “evet ben bir teleskop alabilirim” diyorsanız, aşağıdaki görsele tıklayıp Gökbilim Dükkanı’mıza girebilir ve bir teleskop seçebilirsiniz. Her konuda bize danışabileceğinizi unutmayın:

teleskoplar-2254-2-meade

Ayrıca, teleskoplar hakkında bilgi almak istiyorsanız şu yazılarımızı iyice okumanızda fayda var. Ayrıca, internetteki Türkçe gökbilim forumlarında bolca detaylı bilgi bulabilirsiniz.

• Yeni başlayanlar için teleskop 1
• Yeni başlayanlar için teleskop 2
Yeni başlayanlar için teleskop 3

 




Öğretmenlerimiz İçin; 8. Sınıflara Yönelik Astronomi Etkinlikleri

8. sınıflara yönelik hazırladığımız bu etkinlik programı, astronomi alanında ilköğretim Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı dikkate alınarak hazırlanmıştır. Daha fazla etkinlik ve bilgi için, bu linkten astronom Tamer Akın’ın sitesindeki yazılarına göz atmanızı tavsiye ederiz.

Neler Öğreneceğiz?

İlköğretim 8. sınıfta yer alan “Mevsimler ve İklim” ünitesi ile  mevsimleri oluşum süreçleri hakkında bilgi edinecek, iklim hakkında bilgi sahibi olacağız. Bu süreçte Dünya’nın hareketinin ve konumunun bununla birlikte birim yüzeye düşen ışınım etkisi hakkında hesaplamalar yapacağız. İklimlerin oluşumu ve meydana gelen hava durumları hakkında detaylı bilgi sahibi olacağız. Küresel iklim değişikliği ve etkileri konusunda bilgi edineceğiz.

Niçin Öğreneceğiz?

Yaşadığımız gezegenin yapısı hakkında bilgi sahibi olmak bizim için oldukça önemlidir. Dünya’nın yapısı,  hareketi ve yıl içerisindeki konumunu öğrenerek ileride bizi nasıl problemlerin beklediği konusunda bilimsel fikirler yürütebilir ve güvenilir tahminlerde bulunabiliriz.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz: http://www.astronomtamer.com/2018/01/05/8-sinif-astronomi-etkinlikleri/

Hazırlayan: Tamer AKIN (Astronom)




12 Şubat 2018 ISS Geçişi

Bilimin gelişmediği dönemlerde gelecekle ilgili iddialar genellikle astrologlardan geliyordu. Bu sefer, astroloji değil ama matematik diyor ki; “12 Şubat Pazartesi günü, çoğumuzun korktuğu soyut matematik hortlayacak!”

Soyut matematiğin gerçek hayatta beden bulmuş halini görmeniz için sizi balkona davet ediyoruz. ISS geçişi çocuklarınız için de farklı bir deneyim olabilir. Gösterin onlara!

Detaylara geçmeden önce hemen söyleyelim, ISS (UUİ – Uluslararası Uzay İstasyonu) üzerimizden ilk defa geçmiyor! Dünya çevresinde bir günde 15,5 tur atıyor ve çoğu kez de üzerimizden geçiyor. Ancak bu geçişler sırasında; zamanlama, bakış açısı, yön, ışık kirliliği, bulutlar… gibi faktörlerin yetersizliğinden dolayı göremiyoruz. Bazen de ufo gördük deyip masallar uyduruyoruz.

ISS, boyutları nedeniyle (110m x 100m x 30m), çok miktarda güneş ışığını yansıtır. Böylece çıplak gözle kolaylıkla fark edilebilir. ISS’yi gözlemlemek için en iyi zaman, bulunduğunuz yerde gece olduğunda ve Uzay İstasyonu güneşli olduğunda ortaya çıkar. Genellikle böyle bir görüntüleme durumu gün doğumundan önce veya gün batımından sonra gerçekleşir.

Dikkatli olun ;)

12 Şubat Pazartesi günü, saat 18:03‘te haritadaki rotayı takip ederek yaklaşık 430 km yukarıdan geçecek. Bizler de çıplak gözle görebileceğiz. Tabii ki bulutlar ve ışık kirliliği engel olmaz ise… Kütlesi yaklaşık 400-450 ton olan, futbol sahası büyüklüğündeki UUİ, saatte ortalama 28.000 kilometre gibi baş döndürücü bir hıza sahip olacak. En tepe noktada 63 derecelik açı ile noktasal bir ışık kaynağı gibi görülecek. Geçiş bulunduğunuz yerin özelliklerine göre değişmekle beraber ISS geçişi  yaklaşık 7 dakika sürecek.

Size tavsiyemiz; bir bardak çay alıp balkona çıkın, Android cep telefonunuza ISS Detector adlı uygulamayı indirip program içindeki radardan takip edin (Bu arada bir çok program var, bu en  işlevsel olanlarından biri). Size ne taraftan saat kaçta ortaya çıkacağını, parlaklık derecesini, hızını, açısını, yüksekliğini, kaç dakika-saniye görebileceğinizi gösterecek.

Fotoğraftaki daire içindeki alanlardan görülebilecek. Kırmızı çizgi UUİ‘nin güneşli ve görünür olduğu rotayı gösteriyor.

An itibariyle istasyonda kimler var ? (02.02.2018)

Soldan sağa doğru; Joe Acaba (ABD), Mark Vande Hei (ABD), Alexander Misurkin (Rusya), Anton Shkaplerov (Rusya), Scott Tingle (ABD) , Norishige Kanai (Japonya)

“ISS detector” android uygulamasını bu linkten indirebilirsiniz :

Bu geçişe ait diğer illere ait güncel bilgilere ise, şuradan ulaşabilirsiniz: http://iss.astroviewer.net

Ali Çağlar

Kaynaklar  (02 .02.2018)
[1] http://iss.astroviewer.net
[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_Uzay_%C4%B0stasyonu
[3] https://www.nasa.gov/mission_pages/station/expeditions/index.html

Görseller:
1: http://www.alibababilimevi.com/
2 : http://iss.astroviewer.net/
3 : https://www.nasa.gov/mission_pages/station/expeditions/index.html




Sen Sirius Olamazsın! (Gaia 1 Yıldız Kümesi)

Amatör astronom Harald Kaiser, parlak bir yıldız olan Sirius’un ışıltısını maskeleyerek ilk kez ESA’nın Gaia görevinde keşfedilen ve nesiller boyu astronomlardan gizlenmeyi başaran bir yıldız kümesini görüntülemeyi başardı.

Eğer kış aylarında gece gökyüzüne dikkatlice bakmış iseniz, Orion takımyıldızına yakın bir yerlerde yer alan çok parlak bir yıldıza rastlamış olabilirsiniz. Bu yıldız, en kuzeyde yer alan bölgeler hariç Dünya’nın hemen hemen her yerinde görülebilen ve tüm gece göğünün en parlak yıldızı olan Sirius yıldızıdır. Sirius, Güneşimizin yakınlarında (sadece sekiz ışık yılı uzaklıkta) bulunan bir çift yıldız sistemidir.

Antik çağlardan beri bilinen bu yıldız; gökyüzündeki dönüşünün Nil Nehri‘nin yıllık sel taşkını ile bağlantısı olmasından dolayı, Eski Mısır uygarlığındaki tarım faaliyetlerinde ve zamanı kontrol etme de anahtar bir rol oynamıştır. Eski Yunan mitolojisinde ise, Canis Major (Büyük Köpek) takımyıldızının gözünü yani Avcı Orion’u sebatla takip eden “Muhteşem Köpek”i (The Great Dog) temsil etmektedir.

Sirius gibi göz kamaştırıcı yıldızlar, astronomlar için hem bir lütüf hem de bir lanettir. Parlak görünüşleri, özellikleri hakkında bilgi edinmek için bize bolca ışık sağlar ancak, gökyüzünün aynı kısmında yer alan diğer göksel cisimleri de parlaklıklarıyla örterler.

Almanya’nın güneybatısında bir şehir olan Karlsrue de bulunan amatör astronom Harald Kaiser, işte bu yüzden 10 ocak’ta çektiği bu resimde Sirius’u maskelemiştir.

Sirius’un parlak ışığı maskelendiğinde, hemen arkasına gizlenmiş olan yıldız kümesi açığa çıkıyor.

Sirius’un parıltısı ortadan kaldırıldığı zaman, sol tarafında ilginç bir nesne görünebilir hale gelmektedir: Geçtiğimiz yıl ESA’nın Gaia uydusu kullanılarak ilk defa tespit edilen Yıldız Kümesi Gaia 1. (Küme’nin ESA tarafından keşif serüveni için bu videoyu izleyebilirsiniz).

Gaia 1, bütün yıldızların aynı anda doğup kütle çekim ile birbirlerine tutunduğu bir aile olan bir açık yıldız kümesidir ve yaklaşık 15.000 ışık yılı uzaklıkta yer almaktadır. Bakış açımıza göre hemen yanında hizalanması nedeniyle parlak Sirius, bu kümeyi dört yüzyıldan fazla bir süredir gökyüzünü teleskopları ile tarayan astronomlardan gizli tutmuştur. Ancak galaksimiz Samanyolu’ndaki milyarlarca yıldızı kayıt altına alan Gaia uydusunun meraklı gözlerinden gizleyememiştir.

Amatör astronom Kaiser, Gaia görevindeki halka açık bir konuşma esnasında bu kümenin keşfini duydu ve cansiperane bir şekilde 30 cm çapındaki amatör teleskobu ile onu görmek ve resimlemek için havanın açık olduğu bir günü bekledi. Sirius’u, görüntüde karanlık bir daire şekline getiren bir teleskop sensörü ile kapattıktan sonra, Gaia 1 kümesindeki birkaç parlak yıldızı görüntülemeyi başardı.

Gaia 1; Eylül 2016’da açıklanan ilk Gaia görevi verilerindeki yıldızların sayımı ile keşfedilen, daha önce bilinmeyen iki yıldız kümesinden biridir. Astronomlar şu anda, 25 Nisan 2018 için planlanan; çok fazla yeni ve heyecan verici keşif imkanı sağlayacak olan Gaia’nın ikinci veri duyurusunu dört gözle beklemektedirler.

Çeviri: Burcu Ergül

http://www.esa.int/spaceinimages/Images/2018/01/Obscured_Sirius_reveals_Gaia_1_cluster




Astronomi Fotoğraflarındaki Işıltılı Yıldızlar

Efendim, çoğu gökyüzü fotoğraflarında, yıldızların dört köşesinden yaldır yaldır “ışınlar fışkırdığını” görürsünüz. Çoğu insan bu ışıltıyı (spike) yıldızın çok parlak olmasının doğal bir sonucu olarak düşünür.

Koskoca yıldız, tabii ki parlayacak değil mi? Değil işte! Durum bununla değil, fotoğrafı çektiğiniz teleskopla ilgilidir. Çünkü, eğer ışığı bu şekilde kıracak bir “etken” yoksa, yıldızların (ya da parlak ışık kaynaklarının) çevresinden ışınlar fışkırır gibi görünmez.

sirius457842

Gökyüzünün en parlak yıldızı Sirius’un aynalı bir teleskopla alınmış görüntüsü. Yıldızın köşelerinden çıkan dört büyük ışıltıya dikkat edin.

Amatör veya profesyonel çoğu astronomun kullandığı aynalı teleskoplarda, ana aynanın hemen üstünde, yansıyan ışığı toplamaya yarayan daha küçük ikincil bir ayna veya kamera bulunur.

Bu toplayıcı aynayı/kamerayı oraya tutturabilmek için en üst ve alttaki fotoğraflardaki gibi ince çubuklar (genelde üç veya dört tane) kullanılır.

teleskop-aynasi548784

Dev bir aynalı teleskop. Net bir biçimde ikincil yansıtıcı aynayı taşıyan çubukları görebilirsiniz. Fotoğraflardaki yıldız ışıltılarının nedeni bu çubukların kırdığı ışıktır.

Bir mercekli teleskop ve aynalı teleskop ile çekilmiş olan yıldız fotoğrafı. Aynalı teleskobun, mercekli teleskoptan farklı olarak ışığı gözünüze veya kameranıza odaklayan ikincil aynasının nasıl tutturulduğuna dikkat edin.

Her ne kadar çubuklar yıldızlardan gelen ışığı pek engellemese de, parlak yıldız ışıklarını kırarak, bu şekilde kenarlarından ışınlar çıkıyormuş gibi görünmesine neden olurlar. Böylece yıldızlarımız, Türk filmlerindeki şarkıcının döne döne ışıldayan kolyesi gibi parıldar.

Yıldızdan çıkıyormuş gibi görülen ışınların sayısı, ikincil aynayı veya sensörü tutan çubukların sayısı neyse odur. 2, 3, 4, hatta 6 tane bile olabilirler. Ancak, bu sayı genellikle dörttür.

Mercekli teleskoplarda ise bu şekilde tutturulan ikincil bir ayna yoktur ve onlarla çekilen fotoğraflarda yıldızlar düzgün yuvarlaklar şeklinde görünürler.

mercekliteleskop

Mercekli teleskoplarda, merceği taşıyan herhangi bir ışığı kıran mekanizma bulunmaz bu nedenle ışık, bir engelle karşılaşmadan doğrudan gözlerinize gelir. Dolayısıyla yıldızlar ışıltılı cisimler değil, noktasal yuvarlak ışık kaynakları olarak görünürler.

Kimi fakir fukara, ya da ışıltı seven mercekli teleskoplara sahip amatör astronom arkadaşlarımız da, fotoğraflarında bu ışıltıyı yakalayabilmek için teleskoplarının önüne çarpı şeklinde ip falan gererek aynı etkiyi yakalamaya çalışır.

Gerçi ip germe hilesi ile ışıltılı yıldızlar çekmeye gayret eden, 50-100 bin liralık mercekli teleskopları olan über zengin amatörlerimiz de var ama, konuyu uzatmayalım biz…

Zafer Emecan

En üstteki kapak görselinde yer alan Orion Nebulası fotoğrafı, Mehmet Ergün tarafından aynalı bir teleskop kullanılarak La Palma’da çekilmiştir. 




Sirkompolar (Batmayan) Yıldızlar

Hepimiz geceleri göğe baktığımızda yıldızların tıpkı güneşimiz gibi dairesel bir kavisle doğup battıklarını görebiliriz. Elbetteki bu durum dünyamızın dönüşü ile ilgili.

Ayrıca bu kavisli hareketleri; astrofotoğrafçılık ile uğraşan arkadaşlarımızın çoğunun, derin uzay cisimlerini çekmek amaçlı tesisatlarını kurup heveslerinin kırıldığı ayaz gecelerinin teselli ikramiyesi olabilmiş bir fenomendir diyebiliriz. “Yıldız izi” olarak adlandırılan bu fotoğraflar daha uzun yıllar da iş yapar zaten, klasiklerdendir. 

Peki bu durum Dünya’nın her neresinde olursak olalım aynı mıdır? Yani tüm yıldızlar aynı şekilde doğudan doğup batıdan batarlar mı?

Aslında pek değil, bazıları hiç batmaz!

Sirkompolar circumpolar

Türkiye’den görülebilen batmayan yıldızların yer aldığı takımyıldızlar (Fotoğraf telif: EPOD Miguel Claro

Çünkü astronomide deklinasyon paralelleri diye bir olay var (ayrıntısına girmeyeceğiz, enlem boylam sistemleri ile alakalı) ve deklinasyon paralelleri sürekli ufkun üzerinde olan yıldızlar vardır ve bunlara astronomide “sirkompolar yıldızlar” (ecnebicesi Circumpolar Stars) denmektedir. Yani diğer yıldızlar gibi doğup batmayan…

Sirkompolar yıldız, kutup (ve görünüşte kutup yıldızı) etrafında daire çizen anlamındadır. Kimi yıldızların neden kutup çevresinde bir dairesel harekette bulunduğuyla ilgili şu makalemize göz atmanız yararlı olabilir. Yani anlayacağınız üzere, bu batmayan yıldızlar kutup yıldızına yakın konumda olan yıldızlardır.

Sirkompolar yıldız, gözlemcinin konumuna bağlıdır. Bizim bulunduğumuz Kuzey Yarımküre’yi göz önüne alırsak eğer; Sirkompolar yıldızlara en basitinden Küçük Ayı, Büyük Ayı, Kraliçe ve Ejderha Takım Yıldızı‘nı oluşturan yıldızları örnek verebiliriz. Bu takım yıldızlar bulunduğumuz enlemde Kutup Yıldızı’nın ufuktan yüksekliğine bağlı olarak, onun çevresinde dönüyor görünürken, yılın hangi mevsiminde olursanız olun, asla ufuk çizgisinin altına inmezler. 

Sirkompolar circumpolar

Tam kutup noktası üzerinde görülebilen batmayan yıldızlar.

Dünya üzerinde güneye doğru ilerlerseniz, Kutup Yıldızı ufukta daha alçak konuma inecek ve doğal olarak batmayan yıldız sayısı da azalacaktır. Ancak, kuzeye doğru ilerlediğinizde Kutup Yıldızı daha yüksekte görünecektir. Bu durumda, sirkompolar (batmayan) yıldız sayısı daha da artacaktır. Tam kutup noktasına geldiğinizde ise, yılın herhangi bir zamanında Kuzey Yarımküre’de kuzey kutup dairesi üzerindeki konumdan görülebilen “neredeyse” tüm yıldızlar, tam tepenizdeki Kutup Yıldızı’nın çevresinde dönecekler ve hiç batmayacaklar.

Burada “neredeyse” demek zorundayız çünkü; kuzey kutup noktasında da olsanız ufka çok yakın konumda olan yıldızlar, Dünya’nın Güneş çevresindeki dönüşü sırasında “ekliptik eğimi” nedeniyle yılın belli dönemlerinde ufukun altına iner, belli dönemlerinde tekrar yükselirler. Aslında bu durum biraz daha karışık, kuzey kutup paraleli ile 42 derece paralel arasında bulunduğunuzda görülebilen yıldızlardan bahsediyoruz. Ekliptik eğim nedeniyle kutup dairesi ile bu paralel arasında görülebilen yıldızlar, yılın belli dönemlerinde kutup noktası üzerinden görülebilir, belli dönemlerinde görülemezler. Ancak, bu konuyu başka bir yazımızda açıklayalım.

Kuzey Yarımküre’de değil de, Güney Yarımküre‘de yaşıyorsanız, aynı durum -çıplak gözle görülemese de- Güney Kutup Yıldızı olan Sigma Octantis‘in çevresindeki yıldızlar için de geçerlidir. Orada da yukarıda kuzey için anlattığımız her şeyi Sigma Octantis’i referans alarak güney için uyarlayabilirsiniz.

Zafer Emecan & Sinan Duygulu 

Kapak Fotoğrafı Telif: Lincoln Harrison




Astrofotoğrafçılıkta DSLR – CCD Makina Seçimi

Astrofotoğrafçılığa başlamayı düşünen herkesin kafasındaki en büyük ortak soru, hangi DSLR kameranın tercih edileceğidir. Bu yazımızda astrofotoğrafçılık alanındaki seçimleriniz ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda hangi kameranın daha uygun olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Güncel DSLR makinelerin çoğunda, standart fotoğrafçılık amaçlarına hitap eden birçok özellik bulunmakla birlikte astrofotoğrafçılık söz konusu olduğunda bu özelliklerin aslında büyük bir kısmına ihtiyaç yoktur. DSLR kamera seçimi yaparken dikkat etmeniz gereken kriterlerden bahsedeceğiz ama, önce bilmemiz gereken bazı terimler var:

Field of View (FOV): Gözlemlenebilir alan (astronomi) veya kameranın görüş açısı (astrofotografi) olarak karşılığı olan bu terim, kamera ve optik sistemle birlikte kullandığımız ekipmanın gördüğü alanı belirtir. FOV arttıkça daha geniş alan, azaldıkça daha dar alan görülür. FOV doğrudan optik sistemin odak uzaklığı ve sensör boyutu ile ilişkilidir.

SNR (Signal to Noise Ratio): Sinyal/gürültü oranı olarak adlandırılan bu terim, sensörde yer alan piksellerde toplanan sinyal yani foton miktarı ile arka planda oluşan gürültünün birbirine oranı ile açıklanır.

DSLR SNR Astrophotography

Aynı fotoğrafın düşük (solda) ve yüksek (sağda) SNR değerli görüntüsü (Telif: Nature Photography)

İyi bir astrofotoğraf yüksek SNR değerine sahip olmalıdır. Bu da çektiğimiz objeden gelen fotonların oluşturduğu sinyal değerinin zeminde oluşan gürültünün oluşturduğu sinyal değerinden ayrılarak temiz görüntü elde etmesine olanak verir.

İyi bir SNR değerine sahip olmak için çok fazla foton toplamak ama bunu gürültüyü arttırmadan yapmak gerekir. Bunun için ise makinenin sensörünün ısınması ve aşırı derecede gürültü üretmesi engellenmelidir. Aynı zamanda ışık kirliliği de arkaplan ışımasını arttırarak SNR değerini düşüren bir faktördür.

Sonuç olarak iyi bir SNR için optimum pozlama süresini bulup çok sayıda kare çekmek ve sensör sıcaklığını optimum seviyede tutmak gerekecektir. Tabi ki buradan gürültünün tek kaynağının termal sebepler olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Ancak bu konuya şimdilik değinmeyeceğiz.

Quantum Efficiency (QE): Bu terim kaba bir tabirle sensörün fotonlara olan hassasiyetidir. QE sensöre çarpan elektron sayısının proton/amper veya watt cinsinden karşılığıdır. QE arttıkça kameranın ışığa olan hassasiyeti artar dolayısıyla alacağımız kameranın sensörünün QE cinsinden yüksek değere sahip olması tercih nedeni olmalıdır.

DSLR Camera Sensor Sizes

Piyasada bulabileceğiniz DSLR makinalarda kullanılan yaygın sensör boyutları.

Sensör Boyutu: Sensör boyutu arttıkça görüş alanınız (Field of View/FOV) artacaktır. Eğer derin uzay çalışacaksanız bu size artı olarak dönecektir zira büyük sensörler daha geniş açı çekim yapmanıza olanak verecektir. Tabi burada kullandığınız lensin ya da optik sistemin de doğrudan etkisi olacaktır.

Çözünürlük: Astrofotoğrafçılıkta yüksek çözünürlük her zaman daha iyi sonuç demek değildir. Çözünürlük yükseldikçe piksel sayısı artacağından çektiğiniz karenin içerdiği veri ye bağlı olarak dosya boyutu da artacak ve bu dosyaları işlerken zorlanabilirsiniz. Sensör boyutu genellikle çözünürlükle doğru orantılı olmakla birlikte piksel boyutu ile ters orantılıdır.

Piksel boyutu: Sayısal makinelerle çekilen fotoğraflara yeterince zoom yaptığınızda görüntünün yüzlerce kareden oluştuğunu göreceksiniz. Bu karelerin her biri görüntüyü oluşturan pikselleri göstermektedir. Piksel sayısı, sensördeki “reseptörlerin” sayısıdır.

Aynı sensör boyutu üzerinde oluşan iki görüntüden soldaki karede düşük piksel boyutu sağdakinde ise büyük piksel boyutu olduğunu varsayalım. Soldaki kare keskinlik olarak ve çözünürlük olarak daha yüksek olacaktır çünkü birim alana düşen piksel sayısı fazladır. Sağdakinde ise tam tersine büyük boyutta ancak daha az piksel olduğundan keskinlik ve çözünürlük görece daha düşük olacaktır.

DSLR Pixel Density

Piksel boyutu aynı zamanda sampling ratio denilen ve görüntünün çözünürlüğünü doğrudan etkileyen bir faktör olduğu için çekim yapmak istediğiniz hedeflere göre seçiminizi yapmalısınız. Örneğin gezegen çekimi yapılacaksa, düşük sensöre ve düşük piksel boyutuna sahip kameralar tercih edilmelidir.

Bu terimler kamera seçiminde dikkat edilmesi gerek belli başlı kriterlerden bahsedilirken sıkça duyacağınız terimler olup yüzeysel olarak başlangıç seviyesinde amatör astrofotoğrafçıların anlayabileceği seviyede yüzeysel olarak anlatılmış olup konu ile ilgili detaylı teknik bilgilere kendiniz de ulaşabilirsiniz. (Detaylı bilgi için well capacity, sampling ratio, thermal noise, dynamic range konularına bakınız)

Şimdi gelelim hangi kamerayı tercih edeceğiz sorusunun cevabına:

Öncelikle astrofotoğrafi alanında kullanılan kameralar CCD ve CMOS sensörlü, soğutmalı ve soğutmasız olarak ayrılırlar. CCD sensörlerle ilgili detaylı bilgiler bu yazımızın konusu olmamakla birlikte DSLR makinelerde kullanılan CMOS sensörlü makineler üzerinde karşılaştırmalı olarak yazımızın sonunda yer alan tabloları kullanarak konuyu açıklamaya çalışalım.

Canon Nikon

Astrofotoğrafi alanında ağırlıklı olarak Nikon ve Canon DSLR makineler tercih edilmekte olup, marka ayrımı olmaksızın genel kriterler üzerinden bahsedeceğiz.

Astrofotoğrafi için tercih edilmesi gereken kameralar yüksek quantum efficiency değerine, düşük piksel boyutu ve düşük gürültü oranına sahip cihazlar olmalıdır. Sensör boyutuna yönelik tercih yukarıda anlatıldığı üzere çekeceğiniz hedefe göre değişeceği için ve genellikle piyasada sıklıkla bulunan APS-C ve full frame makineler arasında bir tercih yapmanız gerekeceğinden APS-C veya Full Frame DSLR tercihinizi astrofotoğrafçılıkta hedefinize göre seçmeniz gerekir.

Kamera seçiminde mutlaka üretinin datasheet adı verilen dökümanlarından ve astrofotoğrafçılık forumlarından kullanılan sensörün modeline göre gürültü oranı, oprtimal ISO aralığı, QE değeri,  gibi özelliklerine bakarak seçim yapmalısınız.

Live view

Ayrıca astrofotoğrafçılık için en çok kullanılan özelliklerden biri olan live view yani canlı önizleme modunun olup olmadığına bakmalısınız. Live view modu özellikle focus, hedefi bulma ve hizalama konularında oldukça işe yarayacaktır. Ayrıca kullanılan LCD ekranın katlanabilir ve dönebilir ekran olmasına dikkat edin zira teleskobun pozisyonuna göre bu özellik de çok işinize yarayacaktır.

DSLR makinelerin işlemci gücünün de yüksek olması çektiğiniz karelerin hızlıca işlenerek SD karta veya PC ye aktarılmasına olanak sağlayacak,  bulutsuz ve aysız değerli vaktinizin boşa gitmesine engel olacaktır.

Bazı üreticiler astrofotoğrafçılığa yönelik Ha spektrumuna hassas cihazlar da üretmiş olup (örneğin Canon60da, Nikond810a gibi) bütçeniz elveriyorsa bu modelleri de tercih edebilirsiniz.

Aşağıdaki tabloda CANON ve NIKON makineler için belli başlı temel özellikler tablo halinde verilmiş olup yukarıda belirtilen kriterlere uygun olarak bütçenize en uygun makineyi seçebilirsiniz.

Murat SANA

Ankara Astronomi Topluluğu
Amatör Astronom/Astrofotoğrafçı

Ek 1)
CANON DSLR MAKİNELER VE ÖZELLİKLERİ

Canon DSLR Specs

Ek 2)
NİKON DSLR MODELLERİ

Nikon DSLR Specs




Teleskop İle Baktığınızda Ne Görürsünüz?

Teleskop, icad edildiği günden bugüne; evreni anlamamızda çığır açmış, bize evrene ait milyonlarca sırrı keşfetme imkanı sağlamış olağanüstü bir “bilimsel araç”tır. Eğer teleskop olmasaydı, şu an evrene ait bildiklerimiz milattan önceki yıllarda bilinenlerden çok da farklı olmayacaktı.

Eskiden, yapımı çok zor olan teleskoplar ancak gerçekten gökbilim ile ilgilenen bilim insanları ve az sayıda çok zengin kişinin sahip olabileceği araçlarken, şu anda gelişen teknoloji sayesinde ucuzladı ve dileyen herkesin erişebileceği konuma geldi. Ancak, aynı zamanda kazançlı bir “pazar” haline de dönüştü.

Artık, teleskop firmaları bilimsel gerçekleri bir kenara bırakarak halka süslü sözler ve bolca yalanla birlikte teleskop satmaya çalışıyor. Bunu kınamıyoruz, tüketim toplumu olmanın doğal bir sonucudur bu. Pazar ekonomisi, size ihtiyacınız olsun veya olmasın bulduğu her şeyi satmaya çalışacaktır. Biz, bu yazıda bir teleskop aldığınızda ne göreceğiniz, ne elde edebileceğinizi açıklamaya çalışacağız.

Andromeda Galaxy Mehmet Ergün

Teleskop alanlar, çıplak gözle görülebilen Andromeda galaksisine baktığında bu görüntüyü görebileceğini sanıyor (Fotoğraf telif: Mehmet Ergün)

Lütfen öncelikle veya bu yazıyı bitirdikten sonra, teleskoplarla ilgili şu yazılarımızı okuyun. Bunları okumadan teleskop almaya kalkışmayın:
1 Temel Bilgiler | 2 Mercekli Teleskoplar | 3 Aynalı Teleskoplar

Firmaların pazarlama stratejilerinin en önemli kısmı, teleskop satın alan bireyin ayaklarının altına gökyüzünün serileceği yönünde. Bu pazarlama yöntemi o kadar başarılı oldu ki, teleskop satın alanların büyük kısmı objektiften baktığında gezegenlerin, galaksilerin gözlerinin önüne serileceğini sanıyor. Oysa gerçekler öyle değil!

İnsan gözü, ışık algılamada çok başarılı bir organ değildir. Evrimsel süreçte gündüzleri güçlü Güneş ışığı altında renkli ve iyi görmeye, geceleri ise soluk Ay ışığı altında siyah beyaz ve kabaca görmeye programlanmıştır. Geceleri gökyüzünde görülen yıldız, gezegen, nebula ve galaksilerin ışığı ise, Ay’dan (cismin parlaklığı ve uzaklığına göre) yüzlerce, binlerce, onbinlerce defa daha soluktur.

Teleskop

Standart 20-26 mm göz merceği ile; küçükten büyüğe (300 liralıktan 5 bin liralığa) 4 farklı teleskopla bakıldığında Andromeda Galaksisi.

Yani, 1 trilyon yıldızdan oluşan, bize en yakın (2.4 milyon ışık yılı) büyük galaksi olan devasa Andromeda‘nın ışığı bize o kadar soluk biçimde gelir ki, çıplak gözle gökyüzünde güç bela seçmemiz mümkün olur. O galaksiye teleskopla baktığımızda ise, baktığımız teleskobun açıklığına (ayna – mercek çapı) göre gözümüze gelen ışık miktarı evet, biraz daha artar.

Ancak bu artış, bir dolunayın bize sağladığı ama renkli görmemize yetmeyen ışıktan çok çok daha azdır. Teleskobun büyüklüğünden bağımsız olarak, gözümüzün böylesi düşük ışığı algılama yetersizliği nedeniyle, ne yaparsanız yapın teleskobun göz merceğinden baktığınızda fotoğraflarda gördüğünüz rengarenk ve ışıltılı Andromeda görüntüsünü göremezsiniz.

Evet, isterseniz uzaya çıkıp Hubble Teleskobu‘nun objektifine gözünüzü dayayın, görebileceğiniz tek şey soluk sisli bir görüntü olacaktır. İnsan gözü, böylesi düşük seviyede gelen ışıktaki renkleri algılayabilecek düzeyde değildir!

Teleskop Saturn Satürn Levent Aydın

Standart 20-26 mm göz merceği, ışık kirliliğinden uzak bir yer ve çok temiz havada 4 farklı büyüklükte (300 liralıktan 5 bin liralığa) teleskopla bakıldığında Satürn (Ortadaki astrofotoğraf: Levent Aydın)

1900’lü yıllara kadar dev teleskoplar ile Andromeda bilim insanlarınca izlenmiş olmasına rağmen, onun bir galaksi olduğunun anlaşılamamasının en büyük nedeni budur. Çünkü, 1900’lü yıllara kadar gökyüzü gözlemleri hep çıplak gözle yapıldı. Dev bir teleskoptan da baksanız, gözünüz detayları seçemez. O nedenle cebinizdeki para ne olursa olsun, aldığınız teleskoba gözünüzü dayadığınızda gökyüzü rengarenk ve ışıl ışıl ayaklarınızın altına serilecek sanmayın. Ayrıca işin bir sıkıntılı yönü daha (teleskop kullanmayı öğrenmek) var ki, onu da yazının ilerleyen bölümlerinde anlatıyoruz.

Aynı şey, gezegenler için de öyledir. Satürn gezegeninin halkaları küçük bir teleskopla bile ayırd edilebilir ancak, ayırma gücünün bir limiti vardır. Asla Satürn’ün halkalarının detaylı yapısını, Satürn’ün bulut sistemlerini göremezsiniz. Tüm görebileceğiniz, sarımsı soluk bir gezegen ve sarımsı soluk tek parça bir halka yapısıdır.

Jüpiter gezegeni de internette ve belgesellerde gördüğünüz görüntülerden aşina olduğunuz üzere yüzeyinde rengarenk fırtınalar kopan, çok detaylı halka biçimli bulut oluşumları olan bir gezegendir. Teleskopla bu gezegeni gözlemlediğinizde yine ne yaparsanız yapın teleskobun göz merceğinden bakarak bu bulut oluşumlarının renklerini göremezsiniz. Gezegenin tümünü kaplayan fırtına bulutlarını ancak çok soluk biçimde ve dikkatlice baktığınızda farkedebilirsiniz.

Teleskop

En yakın olduğu zamanda, yüksek büyütme gücü sağlayan 6 veya 9 mm göz merceği ile, ışık kirliliğinden uzakta, çok temiz havada küçükten büyüğe (300 liralıktan 5 bin liralığa) 4 farklı teleskopla bakıldığında Mars.

Burada, baktığınız teleskobun gücünün önemi yoktur. İster 800 liralık 7 cm çaplı mercek çaplı teleskopla, isterseniz 20 bin liralık 20 cm ayna çaplı bir teleskopla gözlemleyin, renkleri gözleriniz algılayamaz.

Çıplak gözle bile görülebilen Orion Nebulası‘na güçlü bir teleskopla baktığınızda görebileceğiniz tek şey, siyah beyaz, puslu bir bulut oluşumudur. Gözünüz bulutsudaki detayları asla ama asla seçemez. 30 cm ayna çaplı muhteşem bir teleskobunuz dahi olsa, göz merceğinden baktığınızda göreceğiniz şey budur.

Ayrıca teleskoplar kolay kullanılan cihazlar değildir. Kullanmayı öğrenmek için gerçekten çok çalışmanız, pratik yapmanız, gecelerinizin önemli bir bölümünü teleskopla gözlem yapmaya alışmak ve tecrübe kazanmak için geçirmelisiniz. Teleskopla gökcisimlerini bulmak, takip etmek oldukça güçtür. Orada gözünüzün önünde duruyordur ama, teleskobu yönlendirip göz merceğinden görene kadar hayatınızdan bezebilirsiniz.

gitar-calmak-188716

Gitar almak, sizi gitarist yapmaz. En basit şarkıyı çalmak için bile çalışmanız, iyi gitar çalmak için ise çok çalışmanız gerekir. Teleskopla gözlem yapmak da, buna çok benzer.

Bu, tıpkı gitar çalmayı öğrenmek için pratik yapmaya benzer. Pratik yapmazsanız, akorların ve notaların yerlerini bilmeniz bir işinize yaramaz; çalamazsınız. Eğer az pratik yapan biriyseniz, sadece Akdeniz Akşamları‘nı çalabilirsiniz. Fakat yeterince pratik yaparsanız, Rodrigo’nun Gitar Konçertosu‘nu çalabilirsiniz. Gitar aynı gitar, ne kadar kaliteli olduğunun önemi yok.

Önemli olan, sizin ne kadar iyi ve sıkı çalıştığınız. Eğer Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’nu çalabilecek duruma gelmişseniz; “daha iyi bir gitar alayım da, sesi daha iyi çıksın” deme hakkına sahip olursunuz. Aksi halde, Akdeniz Akşamları’na devam…

Takip sistemi olmayan teleskoplarda, görüntüyü göz merceğini değiştirerek büyüttüğünüzde, Dünya’nın dönüşü nedeniyle baktığınız gök cismi hızla görüş alanınızdan çıkacaktır. Örneğin, Satürn’ü detaylı biçimde incelemek için yüksek büyütme oranına sahip bir göz merceği kullanıyorsanız, teleskobu aralıksız sürekli yönlendirmek, Satürn’ü takip etmek zorundasınız. 30 saniye bile boş bırakıp bir su içmeye gidip geldiğinizde izlediğiniz gezegen görüş alanınızdan çıkmış olacaktır. Tekrar bulmanız ve tekrar takip etmeye başlamanız gerekir.

Takip sistemi olmayan çok güçlü bir teleskop ile, yüksek büyütme oranında Ay’ın kraterlerini incelemek istediğinizde, üstteki durum ile karşılaşırsınız. Ay, hızla görüş alanınızdan çıkar. Aynı durum, gezegenler, yıldızlar, nebulalar ve galaksiler için de geçerlidir. 

Takip sistemine (go-to) sahip teleskoplar ile görüntüyü sabit tutmak daha kolaydır. Ancak, bu teleskopları “her çalıştırdığınızda” kalibre etmeniz gerekir ki, teleskop takip yapabilsin. Bu kalibrasyon da 2 dakikalık bir iş değildir. En az yarım saatinizi, hatta bazı durumlarda 1 saatinizi teleskobu ayarlamak için harcamanız gerekir. O kalibre ettiğiniz teleskoba biri ayağını veya elini çaptığında yerinden minicik de olsa kımıldayacak ve yaptığınız tüm kalibrasyon boşa gidecek, tekrar yapmak durumuda kalacaksınız, bunu da bilin. Elbette, sıklıkla kullanıp tecrübe kazandıkça bu süre düşecektir ve teleskobu yerinden hiç oynatmamayı öğreneceksiniz.

GPS özellikli teleskoplarda elbette bu sorun (çarpmadığınız, kımıldatmadığınız sürece) yoktur. Otomatikman kalibrasyonunu yapar ve -çoğunlukla- dilediğiniz gökcismine yönelir. Ancak, yukarıda anlattığımız siyah beyaz ve soluk görüntüleme durumu bu teleskoplar için de geçerlidir. Çünkü sorun teleskop değil, gözlerinizdir. İnsan gözü, gökcisimlerinden gelen soluk ışınları renkli ve detaylı biçimde algılayamaz (evet, bunu çok tekrarlıyoruz).

Peki, internette, belgesellerde gördüğünüz rengarenk, çok detaylı fotoğraflar nedir? Bunları sonradan mı renklendiriyorlar?

Hayır, o fotoğrafların adı “astrofotoğraf“, çeken kişiler ise “astrofotoğrafçı“dır. Burada, fotoğraf makinalarının insan gözünün aksine “uzun süre” ışık toplayabilme ve böylece renkleri algılayabilme yeteneğinden yararlanılır. Uzun pozlama dediğimiz bu yöntem ve beraberinde kullanılan çekim teknikleri ile, saatler süren uğraşlar sonunda o görüntüler elde edilir.

Teleskop

Solda, 10 cm ayna çaplı pahalı ve kaliteli (marka ve modeline göre 3 bin lira ile 30 bin lira arasında satılan) bir teleskopla, göz merceğinden baktığınızda Orion Nebulası’na ait görebileceğiniz en iyi görüntü. Sağda ise, aynı teleskopla, aynı görüntünün bir astrofotoğrafçı tarafından birkaç saatlik pozlama sonucu alınmış gerçek renkli görüntüsü.

Gökcisimlerinin detaylarını görüp anlamlandırmaya, teleskop ile fotoğraf makinasının entegre olmaya başladığı 1900’lü yıllardan sonra kavuştuk. Bu sayede, çıplak gözle göremediğimiz detayları farketmeye başladık.

Uzun pozlamayı, fotoğrafçıların geceleri yaptıkları çekimler gibi düşünebilirsiniz. Geceleri çıplak gözle baktığınızda sıradan görünen bir şehir, iyi bir fotoğrafçının uzun pozlaması sonucunda hayallerinizi süsleyen ışıl ışıl bir yere dönüşür. Ancak, astrofotoğrafçılık karasal fotoğrafçılıktan daha çetrefillidir ve çok daha fazla zaman harcamanız gerekir.

Örneğin bir astrofotoğrafçının rengarenk ve detaylı bir Orion Nebulası veya Jüpiter fotoğrafı  çekmesi saatlerini, hatta bazen bütün gecesini alır. Daha hassas görüntüleme yapmak isteyen usta astrofotoğrafçılar için bu süre kimi zaman günler ve haftalar boyunca sürebilir. Dahası var; internette gördüğünüz, astrofotoğrafçılarca çekilmiş çok güzel derin uzay gökcismi fotoğraflarının bir kısmının fotoğraflanması aylar sürmüştür.

Bu ise profesyonel astronomların evreni incelemek için kullandığı milyonlarca dolar değerinde 100 cm yani 1 metre ayna çaplı teleskop ile en yakın nebulaya göz merceğinden baktığınızda ne göreceğiniz. Altta sağdaki görüntü böylesi dev bir teleskopla bile baktığınızda göreceğiniz en iyi görüntüdür. Sol tarafta ise aynı görüntünün normal bir DSLR fotoğraf makinası ile 5 dakikalık uzun pozlama sonrası nasıl renklendiğini görüyorsunuz. (Telif: Mehmet Ergün)

Ve bu arada, teleskop alırken satıcıların söylediği; 500 kat büyütür, 800 kat büyütür, 1000 kat büyütür gibi sözlere de kanmayın. Çok iyi, çok pahalı ve çok kaliteli bir teleskopla, ışık kirliliğin hiç olmadığı, atmosferin bozucu etkilerinin en aza düştüğü 2 bin metre yükseklikteki bir dağda, çok temiz bir havada; en fazla 300-400 kat büyütme sağlayabilirsiniz. Evet, daha fazla da büyütebilirsiniz, göz merceğini değiştirerek herhangi bir teleskopta yapacağınız büyütmenin teorik sınırı yoktur. Ancak, bunu her yaptığınızda görüş açınızdan ve detaylardan aşırı derecede feragat edersiniz.

Teleskop alırken, bu bilgiler ışığında hareket edin. Teleskop alırken “ne kadar uzağı görürüm?” sorusu anlamsızdır. “Ne kadar yakınlaştırır?” sorusu anlamsızdır. “Mars’ı görür müyüm?” sorusu anlamsızdır. Bu sorular, tıpkı gitar alırken; “bununla Akdeniz Akşamları mı çalınır, Rodrigo’nun Gitar Konçertosu mu?” sorusunu sormaya benzer. Cevap bellidir; “o gitarı yerine koy, sana bir fülüt verelim”...

Unutmayın; Galileo ve Newton, gökyüzünde muazzam keşiflere şu anda çocuklar için satılan ve çoğunluğun aldıktan sonra “bu mu görünüyormuş yahu!” diye burun kıvırdığı teleskoplardan çok daha kötüleri ile imza attı. İyi gitar çalmak için iyi bir gitar gerekmediği gibi, iyi bir amatör astronom olmak için iyi bir teleskop gerekmez. Ve bu arada, “Kaç para ulen bi fülüt!” diye sormayın 🙂

Zafer Emecan

Kapak fotoğrafı: Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali-2 katılımcısı “Şükran Dizici”
2017 yılı başında yayınlanan bu yazımız, geliştirilip detaylandırılarak tekrar yayına sunulmuştur.


teleskoplar-2254-2-meade

Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz.
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT




İkizler (Geminid) Göktaşı Yağmuru (13-14 Aralık)

Her yıl 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen İkizler (Geminid) Göktaşı Yağmuru, 13’ü 14’e bağlayan gece zirve yapacak.

Perseid Göktaşı Yağmuru’ndan sonra yılın en iyi ikinci göktaşı yağmuru olacak olan İkizler Göktaşı Yağmuru sırasında ışık kirliliği olmayan bir yerde saatte 50 ile 100 adet meteor görmeniz mümkün. Gözlem için dürbüne, teleskoba ya da başka bir tür astronomik ekipmana ihtiyacımız yok. Bu gece gözlerimiz, yegane gözlem araçlarımız olacak.

Nereye, Ne Zaman Bakmam Gerek?

İkizler Göktaşı Yağmuru’nun saçılım noktası tahmin edebileceğiniz üzere gökyüzünde İkizler Takımyıldızı’nın bulunduğu bölge. Saat 21.00 sularında doğu ufkunda yükselmeye başlayacak olan İkizler Takımyıldızı’nın en parlak yıldızları olan Polluks ve Kastor’u, yine doğu ufkunda üst üste dizili belirgin üç yıldızıyla hemen tanıyabileceğiniz Avcı Takımyıldızı’nın doğusunda görebilirsiniz.

İkizler

13 Aralık 2017 tarihinde saat 23:30’da, Türkiye genelinde gökyüzünün doğu yönünde yaklaşık görünümü ve ikizler takımyıldızının konumu.

İkizler Takımyıldızı’nı seçemeyecek olsanız dahi, saat 21.00’den sonra doğu ufkuna bakmanız yeterli olacaktır. Çünkü göktaşı yağmurlarının belirli saçılım noktaları bulunsa bile, gökyüzünün her bir yönünde görülebilirler.

Bu Kadar Toz Toprak Nereden Geliyor?

Çoğu göktaşı yağmurunun aksine İkizler Göktaşı Yağmuru’na sebep olan şey bir kuyrukluyıldız değil. Başımıza taş yağdıran cisim, 3200 Phaethon adına bir asteroid. Dünyamızın yörüngesi 3200 Phaethon’un yörüngesiyle kesişince, asteroitin ardında bıraktığı irili ufaklı toz parçacıkları atmosferimize giriyor.

3200 Phaethon asteroidinin yörüngesi.

En sağlıklı gözlemi gerçekleştirmek ve daha fazla meteor görmek için şehrin ışık kirliliğinden uzak, yıldızları rahat seçebileceğiniz bir yerde, gece yarısından sonra saat 02:00 gibi gökyüzüne bakmanızı tavsiye ediyoruz.

Burada ışık kirliliği ciddi önem taşıyor, çünkü eğer bir şehir merkezinde iseniz, malesef ne yaparsanız yapın göktaşı yağmurunu gözlemleneniz mümkün olmayacak. O nedenle, şehirden olabildiğince uzak ve gökyüzünde yıldızları bol miktarda görebildiğiniz bir yere gitmenizi önermek zorundayız.

17 Aralık’a kadar azalarak devam edecek göktaşı yağmurunu 13 Aralık gecesi en yoğun biçimde gözleyebileceğinizi yeniden hatırlatarak, tüm gözlemcilere bol şans diliyoruz.

Kemal Cihat Toprakçı

En üstteki ana Görsel: 2013 Geminids over South Dakota – © Mike Berenson


teleskoplar-2254-2-meade

Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz.
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT




Kova Takımyıldızı ve Trappist-1 Yıldız Sistemi

Kova Takımyıldızı (Aquarius), en eski belgelenmiş takımyıldızlarından biridir. Yunan gökbilimci Ptolemy tarafından ikinci yüzyılda kaydedilmiştir. Adı da Latince’de “kupa taşıyıcı” veya “su taşıyıcı” anlamına gelmektedir.

Kova takımyıldızı, gökyüzündeki en büyük 10. takımyıldızıdır; 980 derece karelik bir alana yayılmıştır. Bununla birlikte, takımyıldızında özellikle parlak yıldızlar yoktur ve çıplak gözle farketmek zor olabilir. Güney Yarıküre’de  ilkbaharda ve Türkiye’nin de yer aldığı Kuzey Yarıküre’de sonbaharda görülebilir.

Kova takımyıldızı, gökyüzünün su veya deniz bölümü olarak anılan kısmındaki diğer su ile ilişkili takım yıldızlarının yakınında bulunur. Bu takımyıldızları da Cetus (Balina), Pisces (Balık), Delphinus (Yunus) ve Eridanus (Nehir) gibi isimlerle anılır.

Kova Takımyıldızı

Kova (Aquarius) Takımyıldızı’nı oluşturan belli başlı yıldızlar.

Dikkate Değer Yıldızlar ve Nesneler

Kova Takımyıldızındaki en parlak yıldız, Sadalsuud olarak da bilinen Beta Aquarii adındaki az rastlanır sarı süper dev yıldızdır. 600 ışık yılı uzaklıkta olup, 2.9 kadir gibi düşük bir parlaklığa sahiptir.

Alpha Aquarii veya Sadalmelik, Dünya’dan 760 ışık yılı uzaklıktaki ve 2.95 kadir parlaklığına sahip bir dev yıldızdır. Dünya’dan 158 ışık yılı uzaklıkta bulunan Gamma Aquarii veya Sadachbia, 3.8 kadir parlaklığa sahiptir. Zeta Aquarii, Kova Takımyıldızı’nın su kavanozunu oluşturan Y-şeklindeki yapının merkezinde bulunmaktadır. Kavanozu oluşturan yıldız kümesindeki diğer yıldızlar ise gamma, pi ve eta Aquarii’dir. Su akımı, Fomalhaut ile biten 20’den fazla yıldızı içermektedir.

Kova Takımyıldızı, gökyüzünün en parlaklarından biri olan NGC 7009 dahil bir dizi gezegenimsi bulutsuyu içerir. Bu bulutsu (nebula), Satürn Bulutsusu olarak da bilinir, çünkü Satürn’ü andıran bir halkası vardır ve ilk kez 1782’de Alman doğumlu bir İngiliz astronom Sir William Herschel tarafından gözlemlenmiştir.

Kova Takımyıldızı

Kova Takımyıldızı’nın gözde nebulalarından biri olan Helis (Helix) Bulutsusu. (Telif: Mehmet Ergün)

Kova Takımyıldızı, tüm gezegenimsi bulutsuların en yakını olan; Dünya’dan sadece 400 ışık yılı uzaklıkta olan NGC 7293 veya bilinen adıyla Helix Bulutsusu‘na da ev sahipliği yapar.

TRAPPIST-1 ve Ötegezegenler

Kova Takımyıldızı, aynı zamanda Dünya’dan yalnızca 40 ışık yılı uzaklıktaki (gezegenimizden en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri‘ye olan uzaklığımızın yaklaşık 10 katı) TRAPPIST-1 isimli aşırı soğuk yıldıza ev sahipliği yapıyor. 2017’de gökbilimciler, bu yıldızın muhtemelen kayalık da olan Dünya boyutundaki en az yedi tane ötegezegeni barındırdığını açıkladılar. Bu gezegenlerin çoğu, suyun gezegenlerin yüzeylerinde var olabileceği bölge olarak tanımlanan (gezegenin atmosferi gibi parametrelere bağlı olarak) yıldızın yaşanabilir bölgesinde yörüngede dolaşırlar.

TRAPPIST-1’ın kütlesi, Güneş’in kütlesinin yüzde 8’i kadar olmasından dolayı bu, yıldızın yaşanılabilir bölgesinin yıldıza çok daha yakındır. Başka bir deyişle, sıvı suyun yüzeylerinde yer alabilmesi için gezegenlerin birbirlerine yakın bir şekilde toplanmaları gerekmektedir. Bu zamana kadar keşfedilen yedi dünya, kendi güneş sistemimizdeki Merkür ile Güneş arasındaki mesafeden daha yakın bir şekilde esas yıldızının yörüngesinde dönmektedir.

Trappis-1 sisteminin, Güneş Sistemi ile boyutsal anlamda kıyaslanması. Görselde üstte yer alan Trappist sistemi, altta gösterilen bizim sistemimizin Merkür ile Güneş arasındaki mesafesinden daha küçük bir alana sıkışmış durumdadır.

Bu yıldızın çevresinde dönen gezegenler, ilk olarak Şili’deki “Transiting Planets and Planetesimals Small Telescope” (TRAPPIST) kullanılarak 2010 yılında keşfedilmiştir. Takip gözlemleri, Şili’deki Çok Büyük Teleskop (VLT) ve NASA’nın Spitzer Uzay Teleskopu gibi gözlemevleri ile gerçekleştirildi. Ancak gökbilimciler daha detaylı bir incelemenin, 2019 yılında fırlatılması planlanan James Webb Teleskopu’nun sistemi incelemesine kadar beklemesi gerekebileceğini söylemektedirler.

Gökbilimciler, TRAPPIST-1’ı 2009’de fırlatıldığından beri binlerce ötegezegen bulan verimli bir gezegen-avcısı olan Kepler Teleskopu gibi diğer teleskoplardan gelen gözlemlerle birleştirerek, evren çapında Dünya boyutundaki kayalık gezegen keşiflerinin hızla artışını daha iyi anlamak amacıyla bir sıçrama tahtası olarak kullanıyorlar.

Mitoloji

Yunanlılar, Kova Takımyıldızı’nı tanrılara kupa taşıyan Ganymede ile bağdaştırmışlardır. Hikayeye göre; Ganymede, Zeus’un düşkünlüğünün öznesi olan yakışıklı genç bir adamdı. Tanrılara kupa taşıyıcı olarak hizmet ettiği Olimpos dağına getirilmiş ve kendisine ebedi gençlik bağışlanmıştı.

Kova Takımyıldızı’nın diğer kültürlerde de çeşitli anlam ve çağrışımları vardır. Babilli astronomlar, bu takımyıldızının çoğunlukla “taşar biçimde” resmedilen tanrı Ea’yı (Enki) veya “Büyük Olan”ı temsil ettiğini belirtmişlerdir. Antik Mısır’da ise su taşıyıcısının kavanozu nehire batırıldığında Nil’in bahar taşmasına sebep olduğu söyleniyordu. Çinli astronomlar ise bu “akım”ı askerler olarak görmüşlerdir.

Çeviri: Burcu Ergül

Kaynak: https://www.space.com/21511-aquarius-constellation-facts-about-the-water-bearer.html
Kapak ilustrasyonu: https://shootingstarlogbook.deviantart.com/art/Aquarius-Constellation-Painting-Zodiac-Set-582319804




Çocuklara Astronomi Üzerinden Bilimsel Gelişim Kazandırmak!

Siz de dikkat ettiniz mi, çocuklar soru sormak konusunda yetişkinlerden daha cesurlar. Biz bunu, merak duygularının baskın olmasına bağlıyor ve bilimsel açıdan bu gücü çok değerli buluyoruz.

Peki, çocukların sorularına yetişkinler tarafından kolayca yanıt alması ne kadar doğru? Bilemiyoruz, pedagoglar bu soruya daha doğru yanıt verebilirler. Ama, basit bir sorunun yanıtını için çocuğu araştırma basamaklarıyla yanıta yönlendirmek şüphesiz, hem daha öğretici hem de eğlenceli.

Her zaman gözleme, deneye açık bir laboratuarımızdan örneklerle ilerleyelim, gökyüzü!

1) Araştırma Sorusunu Belirlemek
Akademik kaynaklarda, araştırma basamaklarının ilki değişiklik gösteriyor. Bazı kaynaklarda ilk basamak araştırmanın konusunu belirlemek iken, bazı kaynaklarda problemi görmek şeklinde değişebiliyor. Çocuklar için araştırmaya başlama süreci çok hızlı, sorunu görüyorlar ve soruyu yapıştırıyorlar. Bu yüzden biz ilk basamağımızı, Araştırma Sorusunu Belirlemek olarak seçtik.

“Doğru” soru sorabilme yeteneği sandığınızdan çok daha mühim olabilir, sorularımızı sorarken özenli olmalıyız. Bu konuda Mete Atatüre’nin TEDX konuşması dinlemeye değer:

Öyleyse, Ay’ın evrelerini merak eden bir ilkokul öğrencimiz olduğunu ve araştırma sorumuzun da “Ay neden farklı şekillerde gözlemlenir?” olduğunu kabul edelim.

2) Gözlem
Çocuğumuz sorusunu sordu, biz de ona birkaç dakikada Ay neden farklı şekillerde gözlemlenir anlatmalı mıyız yoksa, zamanımız ve kaynaklarımız yeterli ise birlikte gözlem mi yapmalıyız? Mesela, uyumadan önce çocuğu penceresinden Ay gözüküyor mu, bakması için yönlendirebiliriz. Gözüküyorsa o günün tarihini ve ayın evrelerini not tuttuğu küçük bir gözlem defteri ya da tableti vs. olabilir. Not tutma ve veri kaydı alışkanlığı küçük yaşlarda edinilebilir, güzel bir alışkanlık. Tarihte “büyük” bilim insanlarının gözlem günlükleri bize hala rehber olabiliyor.

4 haftalık gözlem süresi sonunda, çocuğumuz gözlem yapabildiği zamanlarda Ay’ın görünür şeklini not eder ve kabataslak tüm evrelerini öğrenmiş olur. Bu süreçte elimizde bir küçük dürbün gibi gözlem aletleri de varsa; gözlemlerimize destek olacak, renklendireceklerdir.

3) Hipotezin Yazılması 🙂
Lütfen, çocuk ne anlar hipotezden demeyin, bir çocuğun gözlemleri üzerinde fikir yürütmesinden daha değerli ne olabilir? Çocuğun yaşı büyük ise bu basamağı, “Veri Toplama” olarak da değiştirebilirsiniz, çocukların güvenilir kaynaklara yönlendirip okuma yapmaları mümkün. İşte burada anahtar sözcük öbeği, “güvenilir kaynak”. Her okuduğuna inanan, sorgulamadan sosyal medya etkisinde kalan bir nesil istemiyorsak genç nesillerimizin bilim okuryazarlığı süzgeçlerini oluşturmalıyız.

4) Deney
En keyifli basamak bu olsa gerek. Çok basit malzemelerle çocuklar için deneyler tasarlamak mümkün. Ay’ın Evreleri Nasıl Oluşur deneyi için okul kitaplarında fener ve portakal önerilir ki, bu iki malzeme ile modelleme mümkündür. Modellemeden sonra konumlama ile Ay’ın evrelerini oluşturmak ve deneylemek mümkün. Tabi yine, deney notlarını unutmamız gerek.

Daha çok velilerin yaptığı ya da hazır bilgi ile hazırlanan ödevlerin günümüzde kullanım süreleri bitmiş olmalı. Araştırma yapmak, sabır ve özen isteyen, merak duygusunu arttıran keyifli bir süreç. Çocukların merak gücünü beslemek için tecrübe etmeleri gereken bir yol.

Buşra Özşahin




Teleskop Tavsiyesi İsteyenlere Cevaplar

Malumunuz, Kozmik Anafor ülkemizin en büyük ve güvenilir astronomi platformu. Aynı zamanda Gökbilim Dükkanı isimli bir teleskop satış fasilitesi var. Dolayısıyla, teleskop almak isteyenlerin birincil başvuru kaynağı biz oluyoruz ve yüzlerce soruyu cevaplamak zorunda kalıyoruz.

Özellikle hayatında hiç teleskop kullanmamış, gökbilim ve gökyüzü gözlemi ile ilgili deneyimi neredeyse hiç olmayanların yönelttiği kalıplaşmış sorular var. Öncelikle onları cevaplamak istedik:

Uzayı incelemek istiyorum, nasıl bir teleskop önerirsiniz?

Teleskop almadan önce gökyüzünü tanımanız gerekir. Gökyüzünü tanımanın yolu da, öncelikle çıplak gözle incelemek; yıldızları, gezegenleri, takım yıldızları öğrenmek, hatta ezberlemekten geçer. Bunun için, ışık kirliliğinin olmadığı bir yerde, birkaç ay çıplak gözle gökyüzünü inceleyin. Bol bol okuyun, araştırın. Daha sonrasında ise bir dürbün alın ve gözlem yapmaya birkaç ay daha devam edin. Tüm bunları yaptıktan sonra, artık teleskop kullanabilecek düzeye erişeceksiniz. Bu düzeye eriştikten sonra zaten hangi teleskobu alacağınıza kendiniz karar verebileceksiniz kimseye sormadan.

Çocuğum uzaya çok meraklı, ona bir teleskop almak istiyorum, ne önerirsiniz?

Çocuğunuza teleskop almayın. Kullanamayacağı için bir süre sonra kenara kaldıracak, ya da sadece arkadaşlarının yanındayken hava atmak için kullanıyormuş gibi yapacaktır. Ona bir dürbün alın; Ay’ı incelesin, çıplak gözle görülemeyen yıldızları dürbünle baktığında görebildiğini farkedip heyecanlansın. Yanında her yere götürebilsin, her yerde kullanabilsin. Böylelikle bir teleskoba ihtiyacı olup olmadığına ileride kendi karar verebileceği bilgi düzeyine ulaşsın.

Bu teleskopla ne kadar uzağı görebilirim?

Teleskoplar için ne kadar uzağı görebilirim sorusu anlamsızdır. Teleskop, gözlerinizin yapamayacağı kadar fazla ışığı toplayıp, sönük cisimleri incelemenizi sağlayan bilimsel bir cihazdır. Yani teleskop; x kadar uzağı yakınlaştırmaz, x kadar sönük ışığı kuvvetlendirir ve büyütür. Bu büyütme oranı da, teleskopta kullandığınız göz merceğinin niteliğine göre 10 ila 200 kat arası değişir. Ancak unutmayın, teleskop ne kadar büyütürse, görüntünün kalitesi de o kadar düşer.

Bu teleskopla Mars’ın yüzeyini görebilir miyim?

Alacağınız teleskobun kalitesi ve fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun, Mars’ın yüzeyini veya yüzey detaylarını göremezsiniz. Tüm görebileceğiniz küçük kırmızı bir top ve çok profesyonelleşir fotoğraf çekmeye başlarsanız kutuplarındaki beyaz buzul oluşumlarına ait beyaz silik takkeler olacaktır.

Satürn’ün halkalarını inceleyebilir miyim?

Bkz: Bir üstteki sorunun cevabı.

600-1000 tl arası bütçem var, bu fiyat aralığında hangi teleskobu önerirsiniz?

Teleskoplarda fiyatı, kalitesi ve ışık toplama gücü belirler. Yani, bütçeniz 200-500 tl arasındaysa, 500 tl’lik olanı alın. 600-1000 arasındaysa 1000 tl’lik olanı, 2000-5000 arasındaysa 5.000 tl’lik olanı, 5.000 – 10.000 tl arasındaysa 10.000 tl’lik olanı alın. Fiyatın ayna/mercek kalitesi ve ışık toplama gücü ile belirlendiği bilimsel bir cihaz olan teleskoplarda “ucuz ama, pahalı olan kadar iyi” kavramı söz konusu değildir.

Aynalı teleskop mu tavsiye edersiniz, mercekli teleskop mu?

Bu soruyu soruyorsanız, teleskoplar ve gökyüzü gözlemi hakkında hiçbir bilginiz yok demektir. Birinci sorunun cevabına bakın veya teleskop alma fikrinden vazgeçin.

Bu teleskopla astrofotoğraf çekimi yapabilir miyim?

Fotoğrafçılık bile başlı başına çalışma, öğrenme ve gayret gerektiren bir uğraştır. Sıradan bir DSLR kamera ile gece fotoğraf çekimi konusunda bilgi ve deneyiminiz yoksa, bir teleskop alıp fotoğraf çekmeye kalkıştığınızda çok pişman olursunuz, yapamazsınız. Aslında her teleskop ile uygun aparatlar kullanarak ve yeterince  deneyim kazandıktan sonra fotoğraf çekimi yapılabilir. Bazı teleskoplar ise sadece astrofotoğrafçılık için dizayn edilmişlerdir ve onlarda daha kolaydır. Zaten, astrofotoğrafçılık için dizayn edilmiş bir teleskop arıyorsanız, fotoğrafçılık deneyiminiz varsa bunu kendiniz anlayabilir, uygun teleskobu seçebilirsiniz. Bize soracağınız soru da, astrofotoğraf çekimi sırasında yaşadığınız sorunlar ve bizden isteyeceğiniz çekim teknikleri olur; bu soru olmaz.

Galaksileri gözlemlemek istiyorum, nasıl bir teleskop alayım?

150-250 lira arasında satılan ucuz ve oyuncak teleskopları almadığınız sürece her teleskop ile (ışık kirliliği olmayan yerlerde) galaksileri, yıldız kümelerini ve bulutsuları gözlemleyebilirsiniz. Ancak, aldığınız teleskop ne kadar kaliteli ve pahalı olursa olsun, bunlara ait hiçbir detay göremezsiniz. Tüm görebileceğiniz, soluk siyah beyaz puslu yapılar olacaktır. 100 bin liralık bir teleskobunuz olsa bile bu böyledir. Detaylı inceleme yapmak istiyorsanız, astrofotoğrafçılık konusunda uzmanlaşmanız ve bu derin uzay cisimlerini iyi biçimde fotoğraflamayı öğrenmeniz gerekir. Aksi halde, çok büyük hayal kırıklığı yaşarsınız.

Büyük bir şehirde yaşıyorum, gökyüzünde sadece Ay ve birkaç parlak yıldız var. Bir teleskop alsam, diğer gökcisimlerini, galaksileri, bulutsuları görebilir miyim?

Hayır göremezsiniz. Teleskopla uygun gözlem, ancak ışık kirliliğinin olmadığı şehirden uzak yerlerde veya düşük ışık kirliliğine sahip köy, kasaba gibi alanlarda yapılabilir. Şehir merkezlerinde görebileceğiniz tek şey Ay ve zaman zaman oldukça parlak görülen Jüpiter, Satürn, Mars, Venüs gibi gezegenlerdir.

Bonus teleskop soruları

Teleskobu aldım ama, mercekten baktığımda hiçbir şey göremiyorum. Gökyüzünde çıplak gözle Jüpiter gezegenini görüyorum, üstelik çok da parlak ama, teleskopla bir türlü bulamıyorum. Ay’ı bile göstermiyor, bozuk mu bu teleskop?

Teleskobunuzun marka ve modeli ne olursa olsun, ne kadar ucuz veya pahalı olursa olsun, teleskop kullanmayı öğrenmeniz gerekir. Her teleskop alanın ilk yaşadığı en sinir bozucu durum budur: Gökyüzünde gözünüzün önündeki gökcismini teleskopla bulmakta zorlanırsınız. Sizi bezdirir, sinirlerinizi bozar. Çünkü teleskop, gökyüzünde çok küçük bir alanı gösteren bilimsel bir cihazdır. O küçük alana yönlendirilmesi kullanmayı öğrenmekle, deneme ve yanılma ile, geceler boyu çalışma ile olur. Bir anlamda bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir, öğrenene kadar sinir bozucu, ama öğrendikten sonra çok kolaydır.

Go-to özellikli bilgisayarlı bir teleskop aldım ama, bir türlü istediğim gökcismine yönlenmiyor. Çıplak gözle gördüğüm Mars’a çevirdim, Mars’ın olduğu yere yönlendi ama, baktığımda Mars görünmüyor?

Bkz: Bir üstteki sorunun cevabı…

Daha detaylı bilgi için muhakkak şu yazılarımızı okuyun:

  1. Teleskop almanız gerekiyor mu?
  2. Teleskopla baktığınızda ne görürsünüz?
  3. Yeni Başlayanlar için teleskop 1
  4. Yeni Başlayanlar için teleskop 2
  5. Yeni Başlayanlar için teleskop 3
  6. Astrofotoğrafçılık 1
  7. Astrofotoğrafçılık 2
  8. Astrofotoğrafçılık 3

Zafer Emecan 




Uluslararası Uzay İstasyonu ile Amatör İletişim

Bir İngiliz amatör radyo tutkunu, Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile iletişim kurmayı başardı.

Sadece kimle görüştüğümü ve o gün uzayda işlerin nasıl gittiğini sordum.”

Radyo teknolojisi, içinde bulunduğumuz yüzyılda bizimle birlikte olduğundan beri, uzmanların yanısıra amatör radyocular ve beceriksiz tamircilerden oluşan büyük bir topluluk ortaya çıkardı. Bu radyoculardan biri olan, İngiltere’de oturan 52 yaşındaki Adrian Lane, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlarla kısa fakat neşeli bir görüşme gerçekleştirdi.

Amatör radyocu, Adrian Lane…

Eski kamyon sürücüsü Lane; Gloucestershire, Coleford’daki bahçesindeki kulubede iletişim kurmaya çalışırken, UUİ’nin 320 km üstünden, saatte yaklaşık 29.772 km hızla geçtiğini unutmayın. Amatör radyo tutkunu, uzay istasyonunun evinin üzerinden geçecek olduğunu öğrendikten sonra iletişim sağlama çalışmaları için birkaç hafta harcamış.

The Daily Telegraph’a şöyle konuşuyor: “Sinyal gönderiyordum. Her gün uzaydaki biriyle konuşma fırsatı bulmazsınız.” Gerekli hesaplamaları yapan iki çocuk babası, UUİ’nin menzilde olacağına inandığı sırada özgün çağrı sinyalini göndermiş ve şansına, karşılık olarak bir karşılama mesajı almış.

“Onlara, Dünya’nın oradan ne kadar muhteşem görüldüğünü söyledim,” diye ekliyor ve görüşmenin toplamda yaklaşık 50 saniye sürdüğünü söylüyor. “Oh Adrian, harika, buradan nasıl göründüğünü hayal edemezsin,’ dediler. Çok karanlık olduğunu fakat Dünya’ya baktığın zaman renklerle dolu göründüğünü söyledi. Basitçe, kim olduğunu ve uzayda o gün işlerin nasıl gittiğini sordum. Tam bir aceleydi.”

UUİ’de giden astronotlar, zamanlarının çoğunu önemli bilimsel görevlerle ilgilenerek geçiriyorlar. Fakat haftasonlarındaki molalarda, amatör radyocular ile düzenli olarak irtibat kurdukları biliniyor. Bu durum, çeşitli eğitim projeleri ve girişimler için uzay istasyonuna kurulmuş amatör telsiz ile mümkün oluyor. Eğer teknik bilginiz varsa, bu cihaza düşük güçlü radyolar, küçük verici antenler yoluyla ulaşılabiliyor.

Amatör

Adrian Lane, radyo iletişimini gerçekleştirdiği, bahçesindeki kulübede. Amatör radyoculuk, Türkiye de dahil olmak üzere Dünya çapında yaygın bir hobidir.

Haberleşmeler, çoğu zaman resmî olarak NASA tarafından onaylanıyor. Örneğin İngiltere’de okula giden çocuklar, İngiltere’nin astronotu Tim Peake ile 2014 yılı sonlarında aynı amatör radyo teknolojisini kullanarak konuşmuşlardı.

Lane, zamanının çoğunu Dünya çapında radyo tutkunu arkadaşlarıyla iletişim kurarak geçirdiğini ve karısının bunu onaylamadığını söylüyor. “Bundan nefret ediyor” diye itirafta bulunuyor. “Bunun üzerine çok patırtı koptu. Hatta çocuklar beni nerede bulacaklarını biliyorlar. Babam nerede? Ah, yine o kulübede, diyorlar.”

Ozan Zaloğlu

https://www.sciencealert.com/amateur-radio-enthusiast-makes-contact-with-the-international-space-station




Kozmik Anafor Astrofotoğrafçılık Yayını

14 Nisan 2017 tarihinde Evrim Ağacı Youtube kanalında Burak Çankaya moderatörlüğünde, ülkemizin en başarılı astrofotoğrafçılarından Murat Sana, Özgür Cengiz, Mustafa Aydın ve Mehmet Ergün‘ün katılımıyla gerçekleşen yayınımızda; canlı olarak gezegenleri, derin uzay cisimlerini gözlemledik ve fotoğrafladık.

Konuklarımız, astrofotoğrafçılık ve kullanılan ekipmanlar hakkında detaylı bilgiler verirken, Kozmik Anafor yazarlarından Merve Yorgancı ve Zafer Emecan gözlemlenen objeleri yorumlayıp haklarında bilgiler verdiler ve izleyicilerden gelen soruları cevaplandırdılar.

Toplam 4 saatin üzerinde bir süreyle gerçekleşen ve 7 binin üzerinde gökbilimsever tarafından izlenen yayınımızı buradan izleyebilirsiniz:




2017’de Uzay Hakkında Heyecanlanmaya Değer Sebepler

Takvimleri hazırlayın, 2017 yılı yıldızlar için büyük bir yıl.

Göktaşı yağmurlarından tutulmalara, efsane uzay görevlerine ve dahasına kadar, 2017 yukarıya bakmaya ve ayrıca dört gözle beklemeye layık.

1. Quadrantids Göktaşı Yağmuru

2003 EH1 göktaşından gelen döküntü kuyruğu sayesinde, Yeni Yılı 3/4 Ocak gecesi bir meteor yağmuru ile başladı. Dünya, döküntü tozu ve küçük döküntü parçalarının içine daldı ve sonra bunlar, atmosferimizde kayan yıldızlar halinde yandılar.

Göktaşı yağmuru, Kuzey’den, Büyük Ayı takım yıldızından geliyor gibi göründü, yani bunun keyfini en iyi Kuzey Yarımküre gözlemcileri çıkardılar.

2. Juno Jüpiter’i araştırıyor.

Güneş Sistemi’nin en tehlikeli bölgelerinden birini araştırmak yeterince tutkulu bir şey fakat bunu yapmak 37 kat daha çılgın görünüyor, ancak NASA’nın Juno görevi bu sene tam da buna el atıyor.

Jüpiter’in etrafındaki yörüngeye 4 Temmuz 2016’da girdi ve yılın sonunda, Gaz Devi’ni oluşturan bulutların altında ne yattığını çoktan ortaya çıkarmaya başladı bile.
jüpiter

Kendisi, Jüpiter’in çevresindeki tehlikeli radyasyon kemerlerinin altından geçerken ve bulut tepelerinin sadece 5.000 km üstünde gezerken, gezegenin kimyasal bileşiminin ve yapısının yakın mesafeden çekilen eşsiz fotoğraflarına sahip olacağız.

Junocam sayesinde bu yakın çekimlere bakmak, bilim için değerli oldukları kadar güzel olacak.

3. SpaceX Deneme Fırlatışı

2016 yılında SpaceX, Falcon 9 ilk aşama roketini uzaya uydu fırlattıktan sonra yere kondurarak tarih yazdı.

Bu durum, bir roket fırlatma rampasında patladığı zaman son buldu. Bu, astronotları Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşımak için insanlı uçuş testlerine yaklaşan bir sistem için endişe verici bir başarısızlıktı.

 

spacex

İnsanlığın uzayı araştırması ve uzaya yerleşmesinin diğer taraftarlarıyla beraber, ‘anormalliğin’ düzeltilip düzeltilmediğini görmek için 2017’de yeniden devam eden fırlatışları gergin bir şekilde izliyor olacağız.

Eğer SpaceX roketlerini atmak yerine, bir uçağın gideceği havaalanına varırken yeniden yakıt almasıyla aynı şekilde yeniden kullanabilirse, bu durum yeni ve daha ucuz bir uzay yolculuğu çağının habercisi olabilir.

SpaceX’in okyanustaki bir mavnaya görünüşte konduğu 2016’daki iyi zamanlar görünürde rahattı. 2017’deki deneme fırlatışlarının devam etmesi, bütün dünyanın şans dilemesiyle birlikte hevesle beklenecek.

4. Büyük Amerikan Tutuluşu

Bu Güneş Tutulması Ağustos’un 21’inde olacak ve tam tutulma (Güneşin Ay tarafından tamamen tutulması), Amerika kıtası boyunca uzanan dar bir şeritte görünür halde olacak.

NASA, olayın öncesinde tutulma yörüngesi için süper isabetli bir Ay modeli oluşturdu.

Ay’ın sarp ve kraterli yüzeyi, parazitli güneş ışıklarının Dünya’ya ulaşmasıyla sonuçlanıyor, bu yüzden gölge bölgesi (uzaydan görüldüğü gibi) normalde oval kalıpta değil.

Bölgenizdeki en iyi gözlem zamanları için NASA’yı kontrol edin.

5. TESS fırlatılacak.

Kepler Uzay Aracı sayesinde binlerce yabancı dünyayı biliyoruz, ve NASA 2017 yılında halef TESS görevini başlatacak (Geçiş Yapan Dışgezegen Ölçme Uydusu)

TESS, gökyüzü boyunca 200.000 parlak yıldızı hedef alarak, bizim aramızdan kısa bir süreliğine geçen ve yıldız ışığını sönükleştiren 500 adet Dünya boyutlu gezegen bulmayı umuyor.

tess

Çok önemli bir şekilde, bu yabancı dünyalar Kepler tarafından bulunan gezegenlerden bize daha yakın olacak, yani Dünya temelli teleskoplar, bunların atmosferlerinin içeriklerini muhtemel olarak ölçebilir ve bildiğimiz şekliyle yaşam için şartların uygun olup olmadığını görebilir.

6. Çin’in Ay Görevi

Çin, hızla gelişen uzay yeteneğini, Ay’dan bir taş ve toprak örneği getirilmesi ile geliştirmeye devam edecek.

İnsansız Chang’e 5, konma ve 2 kg Ay regolitini Dünya’ya getirme hedefiyle 2017’de fırlatılacak.

Eğer bu gayret başarılı olursa, Gene Cernan ile Apollo 17’nin 45 yıl önce son kez Ay’dan ayrıldığından beri komşumuzdan ilk defa madde getirilmiş olacak.

7. Satürn etrafındaki Büyük Final

15 Eylül’de Satürn’ün yakınında bulunan Cassini uzay aracı, neredeyse yirmi yıl uzunluğundaki görevini, gaz devinin atmosferinde yanarak tamamlayacak.

Bu durum, müthiş şekilde değerli bir bilim görevinin sonu anlamına gelecek. Araç, 2016’nın sonunda Satürn’ün en içteki halkalarında bir Büyük Final turuna kalkıştığı zaman, görev yeni zirvelere ulaşacak.

Daha önce hiç araştırılmamış bir bölgede, halka ile gezegenin üst bulutları arasında yapılacak 20’den fazla dalışla birlikte, bu halkaların nasıl oluştuğu hakkında bir şeyler öğrenmenin yanında, gizemli gezegenin sahip olduğu bazı sırları ortaya çıkaracağız.

Alevli son, uzay aracındaki dayanıklı mikropların, Cassini’nin uzay bilimine yaptığı son ve nihâi katkılar olan ve muhtemelen yaşanabilir Enceladus ile Titan’a bulaşamayacağını garantiye alacak.

2017 yılında, Cassini’nin Satürn’ün etrafında yaptığı son gösteri dalışının bilgisayarla oluşturulmuş canlandırmalarına bel bağlamak zorunda kalmayacağız ve aracın Büyük Final’inin parçası olarak gerçek şeyleri elde edeceğiz.

8. Geminid Göktaşı Yağmuru

Meteor yağmuru ile başlayan yılı, 14 Aralık’ın ilk saatlerinde zirvesine ulaşan 3200 Phaeton göktaşından gelen bir meteor yağmuru ile bitireceğiz (13 Aralık geceyarısından sonra herhangi bir zamanda görülebilir).

gemini

İkizler takımyıldızında olan bu olay, dünyanın çoğu yerinde görülebilir. Bir Yeni Ay’ın ancak günler sonra gerçekleşecek olması daha da iyi olacak ve kayan 120 yıldızın neredeyse hepsinin her saat görülebilir olmasını garantiye almak için hava yeterince karanlık olacak.

Çok daha fazla görev ve uzay olayı var, fakat bu olayların bazılarını bile tecrübe ederseniz, o zaman 2017 yılı gerçekten kutlamaya değmiş olacak.

Yazar: Alan Duffy, Swinburne Teknoloji Üniversitesi Araştırma Görevlisi
Çevirmen: Ozan Zaloğlu

http://www.sciencealert.com/8-reasons-to-look-up-into-space-in-2017




Gökyüzünün Geometrisi: Kış Altıgeni

Gökyüzünü tanımak amacıyla ele aldığımız yaz üçgeni ve kış üçgenini dışında, yıldızları daha kolay tanımak, yerlerinin biraz daha zihninize kazınmasını istiyorsanız kışın kış üçgeni dışında bir geometrik şekil oluştuğunu da görebilirsiniz.

Özellikle akşamın erken saatlerinde gökyüzüne bakarsanız (tabi ki ışık kirliliğinden uzak bulutsuz ve temiz bir gökyüzünde)Kış Altıgeni” ni oluşturan gökyüzünün parlak altı yıldızını rahatlıkla görebiliriz.

kış altıgeni 2

Kış Altıgeni, amatör astronomların ya da profesyonel olarak ilgilenenlerin yakından tanıdığı, gökyüzündeki hayali bir geometrik şekildir.

Altıgenimizin ilk üyesi, gökyüzünün en parlak yıldızı ve Ufocuların sığındığı: Sirius diğer bir adıyla Akyıldız. Canis Major (Büyük Köpek) takım yıldızının alfa yıldızı olan ve gökyüzünün de bilinen en parlak yıldızı olan Sirius’tur ve ufka daha yakın bir konumda yer alır.(Sirius bir çift yıldızdır. Parlak olanı alfa yada A daha sönük olan ise beta yada B olarak isimlendirilir. Bizim burada bahsettiğimiz ise parlak olan bileşendir.)  Avcının kemerinde yan yana dizilmiş olan 3 yıldızın (Alnitak, Alnilam ve Mintaka) hemen arkasından gelir. 8.6 ışık yılı uzaklıktadır.

Bir diğer üye ise gökyüzünün en parlak 7. Yıldızı olan Rigeldir (Diğer bir adı Algebar). Gökyüzünde kum saatini andıran Orion (Avcı) takımyıldızının sağ alt köşesindeki yıldızdır. Orion takımyıldızında avcının ayağı olarak betimlenmiştir. Işıma gücü çok yüksek ve yayınladığı ışık mavi-beyaz renktedir. Güneşten 900 ışık yılı uzaktadır. Sıcak ve genç bir yıldızdır.

Altıgenin bir diğer üyesi Taurus (Boğa) Takımyıldızının en parlak üyesi ve gökyüzünün en parlak 13. Yıldızı olan Aldebaran. Aldebaran ismi Arapçadan gelmektedir. “Takip eden, izleyen” olarak tercüme edilir, gece gökyüzünde Pleiades (Yedi Kızkardeş, Ülker) yıldız kümesinin hemen aşağısında yer alır. Nitekim Pleiades’i takip etmektedir. Güneş’e 65 ışık yılı uzaklıkta yer alır. Anakol evresinden çıkmış, tüm yakıtını hidrojenini bitirmiş kırmızı dev yıldızdır.

Auriga (Arabacı) Takımyıldızının en parlak, gökyüzünün ise en parlak onuncu yıldızı olan Capella’ da bu altıgenin bir bileşeni. O kadar parlaktır ki, yaklaşık 42 ışık yılı uzakta yer almasına rağmen, büyük şehirlerde ışık kirliliği altında bile rahatlıkla görülebilir. Tek bir yıldızmış gibi görünse de aslında çoklu yıldız sistemidir yani parlak iki ve daha sönük iki yıldızdan oluşur.

capella

Gökyüzünün bir tanıdığımız üyesi daha olan Pollux, Güneş’ten daha soğuk bir yıldızdır Gemini (İkizler) Takımyıldızı içerisinde yer alır. Orion(Avcı) Takımyıldızının sağ alt köşesindeki Rigel ve yine aynı takım yıldızında sol üst köşede yer alan Betelgeuse yıldızlarından hayali bir doğru geçirilirse Pollux yıldızını rahatça bulunabilir. Pollux turuncu bir dev yıldızdır. Güneşten 34 ışık yılı uzaklıktadır ve 2006 da edinilen bilgilere göre Pollux’un yörüngesinde bir gezegen yer almaktadır.

Altıgenin son bileşeni Procyon bizden sadece 11,5 ışık yılı kadar uzaktadır. Canis Minor (Küçük Köpek) takımyıldızında yer alan ve takımyıldızın en parlak, gökyüzünün de 8. en parlak yıldızıdır. Procyon da çift yıldız sistemidir. Özellikle kış aylarında Samanyolu’nun hemen doğusunda rahatlıkla görülür. Türkçe ismi Rümeysa, Arapçası ise Gümüş’tür. Mitolojik olarak Canis Major (Büyük Köpek) takımyıldızı ve Canis Minor (Küçük Köpek) takımyıldızının, Avcı Orion’u takip eden köpekleri temsil ettiği söylenir.

ka 2

Kış altıgeni ve bileşen yıldızların içinde bulunduğu takımyıldızları

Bu altı yıldızın oluşturduğu  Kış Altıgeni,  kuzey yarımküre takımyıldızlarının yerini hızlı bir şekilde tespit etmek amacıyla kullanırlar ve gerçekten de gözlem yapmak isteyenlerin ve gökyüzü gözlemine yeni başlayacak olanların (özellikle büyük şehirlerde bile) gökyüzü referans noktalarından biridir.

Merve Yorgancı




Liseli Edanur’un Okulu Teleskobuna Kavuştu!

Çorum’un Osmancık ilçesindeki 15 Temmuz Şehitleri Anadolu Lisesi 11’inci sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Edanur Şirin’in sosyal medya hesaplarından, teleskop alabilmek için verdiği mücadele, Milli Eğitim İlçe Müdürlüğü, Kaymakamlık ve Kozmik Anafor’un Gökbilim Dükkanı desteği ile mutlu sonla nihayetlendi. Almak için çabaladığı teleskobu, bugün okuluna gönderdik.

Teleskop alabilmek için ailesinden, ilçedeki sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları, bakanlık, müftülük ve işadamlarından destek isteyip, çeşitli firmalarla e-mail gönderen lise öğrencisi Edanur Şirin, aldığı olumsuz yanıtlara rağmen pes etmedi. Okulda öğretmeniyle de konuyu paylaştı. Şirin daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne giderek teleskopla ilgili hazırladığı dosyayı sundu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’de konuyu Kaymakamlığa iletti.

Yapılan görüşmeler sonunda lise öğrencisi Edanur Şirin’in isteğinin yerine getirilmesine karar verildi. Kaymakamlık’ta yapılan görüşme ardından öğrencinin okulunda astronomi ile ilgili bir kulübü kurulduğu ve sponsor bulununca okul adına teleskop alınacağı sözü verildi. Kozmik Anafor’un da destek olmasıyla, kendi seçtiği Meade ETX 90 teleskobu okuluna gönderildi. Edanur Şirin, teleskopla ilgili çok hayal kurduğunu, bu isteği gerçekleşeceği için de çok mutlu olduğu anlatırken, ilkokul öğrencilerinin de gökyüzünü gözlemleme şansı olacağını kaydetti.

Gökyüzüyle kal Edanur 🙂