Uzaydaki Çengel: J082354.96+280621.6

Çengel kılığındaki bu muhteşem galaksinin ismi J082354.96+280621.6 veya J082354.96. Hangisini kullanmak isterseniz kullanın fakat isminin zorluğuna bakmayın.

Görüntüsü, yapısı ve astronomlara karşı olan duruşu ile benzersiz bir özellik taşıyor. Zaten bu karman çorman ismi de inanılmaz derecedeki yıldız oluşumundan dolayı verilmiş.

J082354.96+280621.6

J082354.96+280621.6 galaksisinin yakından görünüşü (Telif: NASA/ESA Hubble)

Gökbilimcilerin gökcisimlerinin doğasını ve yapısını, toz ve gaz bileşenlerinin davranışlarını gözlemlemek için kullandıkları yollardan birisi de  Lyman-alfa emisyonudur. Bir hidrojen atomundaki elektronlar daha yüksek bir enerji seviyesinden daha düşük bir enerji seviyesine düştüğü zaman ortaya çıkar ve bunu da ışık (foton) yayarak gösterirler. Lyman-alfa emisyonu, çok uzak gökcisimlerinde daha yaygın olarak kullanılır fakat son yıllarda yapılan LARS adlı bir çalışma da daha yakın galaksilerde bu etkiyi araştırmaktadır.

Taner Göçer

Kaynakça:  https://www.spacetelescope.org/




Galeri: Curiosity’den Mars’ın Jeolojik Katmanları

Mars’taki en gelişmiş uzay aracımız olan Curiosity, gezegenin bugüne kadar alınmış en detaylı jeolojik katman görüntülerini Dünya’ya gönderdi. Fotoğraflarda “Murray Tepeleri” olarak adlandırılan Gale Krateri içindeki bölgenin katmanlaşmış kumtaşı yapısı detaylarıyla gözler önüne seriliyor.

curiosity

Tepe boyunca, Mars’ın “sulak olduğu” zamanlarda oluşmuş kumtaşı katmanları.

curiosity111

Kumtaşı katmanları, artık kurak olan Mars’ta oluşamıyor.

curiosity113

Günümüzde bu jeolojik katmanlar, Mars’ın ince atmosferinin yarattığı rüzgar aşındırması ile gün yüzüne çıkıyorlar.

curiosity114

Rüzgarın yarattığı aşındırma, katmanları gün yüzüne çıkartığı gibi, önümüzdeki milyonlarca yıl içinde yavaş yavaş yok edecek.

curiosity115

Gale Krateri’nin Curiosity tarafından alınmış genel bir görüntüsü.




NGC 1015: Sarmallar ve Süpernovalar

Hubble’dan gelen üstteki nefes kesici görüntü, Dünya’dan yaklaşık 118 milyon ışık yılı uzaklıktaki Balina (Cetus) Takımyıldızının içerisinde yer almakta olan NGC 1015 adlı görkemli gökadayı gösteriyor.

Bu görüntüde; NGC 1015’in yüzünü, güzel simetrik sarmal kolları ile ışıl ışıl bir çarkıfelek havai fişeğini andıran sahneyi ortaya çıkaran parlak merkez çıkıntısı ile birlikte görmekteyiz.

NGC 1015; parlak ve oldukça geniş bir merkeze, sıkıca sarılmış sarmal kollara ve merkezi gaz ile yıldız çubuğuna sahiptir. Bu şekil, NGC 1015’in, evimiz olan Samanyolu gibi, çubuklu sarmal gökada olarak sınıflandırılmasına yol açmaktadır. Çubuklar, tüm sarmal gökadaların yaklaşık üçte ikisinde bulunur ve bu gökadanın kolları, çubuğun kendisini çevreleyen soluk sarı bir halkasının dışına doğru dönmektedir. Bilim insanları; bu çubuklu sarmal gökadanın merkezinde gizlenmiş olan bir kara deliğin, çekirdeğin dışındaki kollardan yıldız doğumuna  yakıt sağlayan ve gökadanın merkezindeki çıkıntıyı oluşturan bu parlak çubuklar yolu ile gaz ve enerjiyi kendisine akıttığına inanıyorlar.

2009 yılında, NGC 1015 gökadasının merkez sağ alt kısmında yer alan parlak noktalardan biri olan SN 2009ig adlı bir Tip 1a süpernovası tespit edilmiştir. Bu tip süpernovalar son derece önemlidir. Çünkü bu süpernovaların hepsi beyaz cücelerin patlaması ile oluşmaktadır ve her zaman aynı parlaklıkta (Güneş’ten  5 milyar kat daha parlaktırlar) zirveye ulaşırlar. Bu olayların gerçek parlaklığını bilmek ve bunu onların görünür parlaklıkları ile karşılaştırabilmek, gökbilimcilere evrendeki uzaklıkları ölçebilmek adına eşsiz bir şans vermektedir.

Çeviri: Burcu Ergül

https://www.spacetelescope.org/images/potw1811a/




WR 31a Yıldızı ve Bulutsusu

Bu güzel NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu görüntüsünün merkezinde yer alan ışıltı, Karina (The Keel) Takımyıldızı yönünde, yaklaşık 30.000 ışık yılı uzaklıkta bulunan WR 31a diye bilinen bir Wolf-Rayet yıldızıdır.

WR 31a’yı çevreleyen kendine özgü mavi kabarcık ve onun henüz kataloglanmamış arkadaşı ise; toz, hidrojen, helyum ve diğer gazlardan oluşan yıldızlararası bir bulut olan Wolf-Rayet bulutsusudur. Wolf-Rayet yıldızlarından dışarı atılan hidrojen gazının üst katmanları ile etkileşime geçen yıldızsal rüzgarlar ile yaratılan bu bulutsular (nebulalar), genellikle halka veya küresel şekildedir. Yaklaşık 20.000 yıl önce oluşmuş olan bu kabarcık, saatte neredeyse 220.000 km hızla genişlemeye devam ediyor.

WR 31a

Ne yazık ki; Wolf-Rayet yıldızının yaşam süresi, kozmik terimlerde bir göz kırma süresi olan sadece bir kaç yüz bin yıldır. Hayatına güneşimizden 20 kat daha fazla bir kütle ile başlamasına rağmen, Wolf-Rayet yıldızları genellikle 100.000 yıldan az bir sürede kütlelerinin yarısını kaybetmektedir. Ve WR 31a da bir istisna değildir. Buna bağlı olarak, nihayetinde yıldızın hayatı muhteşem bir süpernova olarak son bulacak ve patlamasından dolayı ortaya çıkacak olan maddeler, daha sonra yeni nesil yıldızların ve gezegenlerin besleyicisi olacaklar.

Çeviri: Burcu Ergül

https://www.spacetelescope.org/images/potw1608a/




Değişken Yıldız V838 Monocerotis

V838 Monocerotis, Güneş’ten yaklaşık 20.000 ışık yılı uzaklıktaki Monoceros takımyıldızında bulunan, Güneş’in yaklaşık 15 bin katı parlaklığa sahip kırmızı renkli değişken bir dev yıldızdır.

Bu görüntüsü ilk olarak bir süpernova patlaması olarak düşünülmüştür ancak, daha sonra tamamen farklı bir şey olduğu farkedilmiştir (yıldız ölümü veya çift yıldızların birleşmesi gibi). Bu kozmik nesne, ışık yansımaları ve Süperlüminal hareket olarak bilinen bir olayı gerçekleştirmesi ile bilinmektedir.

Eğer bir yıldızın çevresinde gaz ve toz bulutları varsa ve ayrıca yıldızdan yansıyan ışığın, o yıldızın çevresinde genişleyen nesnenin görüntüsünü ortaya çıkarmak için ulaşması daha fazla vakit alırsa halkalar, öyle olmamalarına rağmen ışık hızından daha hızlıymış gibi görünürler.

V838 Monocerotis’in durumunda ise; ortaya çıkan bu ışık yansımasının emsali olmayan görüntüleri, Hubble Uzay Teleskopu tarafından çekilmiştir.

Burcu Ergül




Güneş Sistemi’ndeki Karasal Gezegenler ve Uydular

Öğretmenlerimiz için hazırladığımız ve yüksek çözünürlük olarak indirip poster olarak bastırabileceğiniz bu infografikte, Güneş Sistemi’nde yer alan terrestrial, yani karasal gezegenler, cüce gezegen Plüton ve gaz devi gezegenlerin kayda değer büyüklükteki uydularını orantılı olarak göstermeye çalıştık.

Bu gördüğünüz karasal gezegenler ve uyduları bir araya getirseniz, toplam kütleleri infografikte boyut kıyaslaması için örneklediğimiz “küçük gaz devi” Neptün‘ün 10’da 1’i bile etmez. Tüm bu karasal yapılar (kalan bütün metorları, cüce gezegenleri ve kuyruklu yıldızları da eklerseniz), Güneş Sistemi’ndeki toplam kütlenin %0.0001‘inden daha azdır. Geri kalan tüm kütlenin %99.8’i Güneş‘e, %0.001’i Jüpiter‘e, 0.0009’u Satürn, Neptün ve Uranüs‘e aittir.

Karasal Terrestrial Gezegenler ve uydular

Görsel üzerine tıklayıp büyük halini görebilir, indirip poster olarak bastırabilirsiniz.

Bu dev gezegenlerden artakalan %0.0001’lik kütlenin ise yarısını Dünya ve Venüs gezegeni bünyesinde toplamıştır. Diğer tüm katı yapılı gezegenler, cüce gezegenler, uydular, kuyruklu yıldızlar ve meteorlar ise, Güneş Sistemi’ndeki toplam kütlenin sadece %0.00005’inden meydana gelir.

Karasal gezegenler hakkında daha fazla bilgi almak için bu yazımıza, uyduları detaylı biçimde görmek için bu infografiğimize, gaz devi gezegenler hakkında bilgi edinmek için bu yazımıza, Güneş’in yapısını görmek için ise bu infografiğimize bakabilirsiniz.

Not: Kütle kavramını, aynı şey olmasa da “ağırlık” şeklinde düşünebilirsiniz. 




Cüce Galaksi KISO 5639

Üstteki NASA/ESA Hubble Uzay Teleskopu görüntüsünde, yıldız doğumundan kaynaklanan bir ateş fırtınasının cüce galaksi KISO 5639’un bir ucunu aydınlatması görülmektedir.

KISO 5639’nın şekli bir krep gibidir ancak, yana yatmış kenarı yüzünden muhteşem alevli kafası ve uzun yıldızlı kuyruğu ile bir havai fişeği andırmaktadır. Görüntüsü, “iribaş” galaksiler sınıfında yer kazanmaktadır.

Parlak pembe başı, yeni yıldızların patlamaları ile ortaya çıkan yanan hidrojenin parlaklığından oluşmaktadır. Bu genç yıldızların kütlesi, bir milyon güneş kütlesine denktir. Bu yıldızlar, bir milyon yıldan az bir sürede oluşmuş geniş kümelerde toplanmışlardır. Yıldızlar, daha çok hidrojen ve helyum barındırılar ancak oksijen ve karbon gibi daha ağır elementleri de üretebilirler. Yıldızlar öldükleri zaman, içlerindeki ağır elementleri ortaya çıkarıp çevrelerini saran gaz bulutunu zenginleştirirler. 

KISO 5638’da ise; galaksinin başındaki parlak gaz bulutu, galaksinin geri kalanına göre daha az ağır element içermektedir. Astronomların düşüncelerine göre; son yıldız oluşum olayları, galaksiler arası uzayın daha fazla eskiden kalma hidrojen zengini gaz barındırmasından dolayı galaksi çevresindeki ilk oluşan gazlar ile birleştiğinde tetiklenmiştir. Gaz bulutundaki boşluklar, gökyüzünde patlayan havai fişekler gibi olup, süper ısınmış gaz delikleri oluşturan çok sayıdaki süpernova patlaması sebebiyle oluşmuştur.

Galaksinin başından itibaren yayılmış ve parlak mavi yıldızlar ile dağılmış gibi görünen uzun kuyruğu, en az dört uzak yıldız-oluşum bölgesini içermektedir. Bu yıldızlar, görünüşe göre başta bulunan yıldız oluşum bölgesindeki yıldızlara göre daha yaşlıdır.
Ufacık iplikçikler, bunları içeren gazlar ve bazı yıldızlar kozmik iribaşın esas gövdesinden yayılmaktadır. 

Bu gözlemler, 2015’in şubat ve haziran aylarında Hubble’ın Geniş Açılı Kamerası 3 ile edinilmiştir. KISO 5639, bizden 82 milyon ışık yılı uzaklıktadır ve başı yaklaşık 2700 ışık yılı genişliğindedir.

Çeviri: Burcu Ergül

http://www.esa.int/spaceinimages/Images/2018/01/Dwarf_galaxy_Kiso_5639




Günün Gökbilim Görüntüsü (29-12-2017) M78 Yansıma Bulutsusu ve Çevresi

Telif Hakkı: Fabian Neyer

Yıldızlararası toz bulutları ve ışıltılı bulutsular, genç ve üretken Orion (Avcı) Takımyıldızı içerisinde bolca bulunur. Avcının kemerinin kuzeyindeki bir bölgede geniş görüş alanı kaplayan, bu görüntünün merkezinde en parlaklarından olan Messier 78 bunlardan biridir ve en parlak difüzyon (yayılım) yansıma bulutsuları arasındadır. Mavimsi bir tonda görünen M78, bizden tahminen 1.500 ışıkyılı uzaklıkta ve yaklaşık 5 ışıkyılı çapındadır. Bulutsunun mavimsi tonu, çoğunlukla sıcak ve genç yıldızların mavi renkli ışığının, toz bulutları tarafından yansıtmasından kaynaklanmaktadır. Bu bulutsunun hemen sol tarafında ise, daha az tanınan NGC 2071 bulutsusu bulunuyor. Sağ tarafında ise çok daha kompakt (sıkışık, dar) görünen ve sarımsı Güneş benzeri genç bir yıldızla ilişkilendirilen McNeil Bulutsusu yer alır. Daha derinlerdeki kırmızı noktalar, Herbig-Haro (yıldız küvözü) objelerinden yayılan oluşum sürecindeki yıldızlardan gelen enerjik jetler ve karanlık toz şeritleri ile öne çıkıyor. Görüntüde ayrıca bölgeden etrafa yayılan atomik hidrojen gazının soluk kırmızı parıltısı da göze çarpıyor.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Günün Gökbilim Görüntüsü (28-12-2017) Cassiopeia A Geri Dönüşüyor

Telif Hakkı: NASACXC, SAO

Samanyolu Galaksi’si devasa yıldızlar, heyecan verici hayatlara sahiptir. Geniş kozmik bulutların çökmesiyle nükleer fırınlar ateşlenip yıldızların çekirdeklerinde ağır elementler oluşturmaktadır. Birkaç milyon yıl sonra, ağır elementlerce zenginleştirilmiş bu malzemeler yıldızlararası boşluktaki yıldız oluşum alanlarına saçılır. Cassiopeia (Kraliçe) Takımyıldızı yönünde yer alan ve Cassiopeia A olarak da bilinen genişleyen bu enkaz bulutu, yıldızların yaşam döngülerinin son aşamalarına bir örnektir. Bu Süpernova kalıntısını meydana getiren patlamanın ışığı, ilk olarak 350 yıl önce Dünya’dan görülmeye başlandı. Fakat bize ulaşması için 11.000 yıl geçmesi gerekmişti. Yapay olarak renklendirilmiş, Chandra X Işını Gözlemevi tarafından alınan bu görüntü; Cassiopei A süpernova kalıntısındaki hala sıcak olan gazın meydana getirdiği iplikçileri ve düğüm yapılarını gösteriyor. Gökbilimcilerin galaksimizdeki yıldızların geri dönüşümünü keşfetmelerine yardımcı olmak için renklendirilen bu görüntüde; kırmızı silisyum, sarı sülfür, yeşil kalsiyum ve mor renk demir elementinden gelen ışığı gösteriyor. Hala yoluna devam eden patlama dalgası ise, mavi dış halka olarak görülmektedir. Kalınıtının bir nevi röngen görüntüsü sayılabilecek olan bu fotoğraf; Cassiopei A’nın tahmini uzaklığına göre yaklaşık 30 ışık yılı genişliğinde bir alan kaplar. Merkeze yakın parlak benek, yıldızın  inanılmaz yoğunluktaki çökmüş çekirdeği olan bir nötron yıldızıdır.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Günün Gökbilim Görüntüsü (27-12-2017) Horsehead / Atbaşı Nebulası

Telif Hakkı: CFHTCoelumMegaCamJ.-C. Cuillandre (CFHT) ve G. A. Anselmi (Coelum)

Gece göğünün çıplak gözle görülebilen en belirgin bulutsulardan biri olan Orion (Avcı) Nebulası’ndaki Horsehead (Atbaşı) Bulutsusu, dev karanlık bir moleküler bulutun parçasıdır . Barnard 33 olarak da bilinen bulutsunun bu sıra dışı şekli, ilk kez 1800’lü yılların sonlarında çekilen bir fotoğrafta farkedilmişti. Arkaplandaki kırmızı ışıltı, büyük oranda bulutsunun yakınlardaki parlak yıldız Sigma Orionis tarafından iyonize edilen hidrojen gazından kaynaklanmaktadır. Horsehead’in karanlık yapısı ise çoğunlukla yoğun tozdan kaynaklanır ve bulutsunun boynunun alt sol tarafına gölge düşürür. Bulutsudan ayrılan gazın oluşturduğu akıntılar, güçlü manyetik alanlar tarafından yönlendirilir. Horsehead Bulutsusu’nun tabanındaki parlak noktalar, henüz oluşma aşamasında olan genç yıldızlardır. ABD’ye ait Hawaii adasında bulunan büyük 3.6 m’lik Kanada-Fransa-Hawaii Teleskobu ile çekilen bu gördüğünüz fotoğrafı oluşturan ışığın Horsehead Bulutsusu’ndan bize ulaşması için yaklaşık 1.500 yıl geçmesi gerekir.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Foto Galeri: S106 Yıldız Oluşum Bölgesi ve S106 IR Yıldızı

NASA (Birleşik Devletler Uzay Ajansı) ve ESA (Avrupa Uzay Ajansı) ortak kullanımında olan Hubble Uzay Teleskobu‘ndan alınan bu görüntü, Sh 2-106 veya S106 olarak adlandırılan, galaksimiz Samanyolu içindeki bir bölgeyi gösteriyor.

Burası, Cygnus (Kuğu) takım yıldızı yönündeki yoğun bir yıldız oluşum bölgesidir. S106 IR adındaki yeni oluşmuş bir yıldız, görüntünün merkezinde tozla gizlenmiştir ve çevresini saran gaz bulutunun kum saati şeklinden ve görüntüdeki farkedilebilen türbülanstan sorumludur.

S106 IR

Yeni oluşan dev yıldızın yüksek enerji saçımı nedeniyle yüklenip ışıma yapan hidrojen gazından kaynaklanan ışık, bu görüntüde yapay biçimde mavi olarak renklendirilmiştir.

Fotoğrafın çekimi ile ilgili öncelikle şu yazımızı okumanız gerekir. Yıldız oluşumu ile ilgili bu yazımızı, yıldız oluşum bölgeleri ile ilgili de bu yazımızı okuyarak daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Nebula (bulutsu) kavramı ile ilgili de ilgili yazımızı okumanızı öneririz.

Çeviren: Burcu Ergül
Kaynak: ESA (Avrupa Uzay Ajansı)




Günün Gökbilim Görüntüsü (26-12-2017) Büyük Sarmal Galaksi: NGC 1232

 Telif Hakkı: FORS, 8.2-meter VLT Antu, ESO

Galaksilerin sadece görebildiğimiz yanları değil, göremediğimiz yanları da fazlasıyla gizemli ve büyüleyicidir. Very Large Telescope (Çok Büyük Teleskop – VLT) tarafından ayrıntılı olarak fotoğraflanan Büyük Spiral Galaksi (NGC 1232) buna iyi bir örnektir. Merkez etrafından dönen sarmal kolların yerçekimsel girdabında dolup taşan; görünürde milyonlarca parlak yıldız ve karanlık toz hâkimdir.  Parlak mavi yıldızlar içeren açık kümeler bu spiral kollar boyunca saçılmışken, yıldızlararası tozdan oluşan karanlık yollar aralarda yer alır. Daha zor görünür, ancak keşfedilebilir, milyarlarca soluk yıldız ve geniş yıldızlararası gaz alanları, bu büyük kütleyi bir arada tutar ve galaksinin iç kısmındaki dinamiklere hâkim olurlar. Önde gelen teoriler, başka bir formda ve henüz bilmediğimiz daha fazla miktarda maddenin bulunduğunu göstermektedir. Karanlık madde olarak nitelenen bu büyük miktardaki madde, galaksilerin dış bölgelerindeki görebildiğimiz maddenin olağandışı hareketlerini açıklamak için varsayımsal olarak ortaya konulmuştur.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Günün Gökbilim Görüntüsü (25-12-2017) Arktik Ateş Topu

Telif Hakkı: Yang Sutie

Gece aniden parlak bir cisimle aydınlandı. Neydi bu? Asıl plan bir dizi aurora fotoğrafı çekip, bunu hızlandırılmış bir video haline getirmekti. Fakat gecenin karanlığı aniden aydınlanınca, astrofotoğrafçı daha muhteşem bir şey gördüğünü fark etti. Bu Büyük Ayı Takımyıldızı önünde dolaşan çok parlak ateş topu, bir Geminid (İkizler) meteoruydu. Şansın da yaver gitmesiyle, kamera metorun parıldadığı tüm alanı yakalamayı başardı. Bu fotoğraf çekildiğinde, astrofoğrafçının konumu Rusya’nın Murmansk’taki Lovozero Gölü yakınında, kutup dairesinin hemen kuzeyinde idi.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Günün Gökbilim Görüntüsü (24-12-2017) SpaceX Falcon 9 Roketinin İzi

Telif Hakkı: Craig Bobchin

Gökyüzüne ne oldu? Cuma günü California, Lompoc yakınlarındaki Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü’nden fırlatılan Space X roketi Güney Kaliforniya ve Arizona bölgeleri üzerinde, Güneş ışığının da etkisiyle, dev bir uzay balığını andıran oldukça büyük bir gösteri yarattı. Falcon 9 Roketi gelişmekte olan bir küresel iletişim ağının parçası olan düşük yörüngedeki Iridium NEXT uydularını başarıyla yerleştirdi. Çok sayıda videosu çekilen bu gökyüzü şöleninden seçtiğimiz görüntü, 2.5 saniyelik pozlama ile California, Orange County‘den çekildi.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Phaethon

Günün Gökbilim Görüntüsü (23 Aralık 2017) Phaethon’un Çocukları

Telif HakkıMikiya Sato (Japon Meteor Topluluğu)

Yörüngesinin iyi ölçülmesine dayanılarak, 3200 Phaethon yıllık Geminid Meteor Yağmuru’ndan sorumlu metreoidlerin kaynağı olarak tanınmaktadır. Çoğu meteor yağmurunun ebeveyni bir kuyrukluyıldız olmasına rağmen, 3200 Phaethon 1,4 yıllık bir yörünge dönemi olan Yakın Dünya asteroididir . Kayalık ve Güneş’te pişmiş bu asteroidin, Güneş’e yakın konumu  (günberisi), en içteki gezegen Merkür’ün yörüngesindedir. Bu teleskopik görüş alanında, asteroidin Kahraman Takım Yıldızı’nın (Perseus) soluk arka plan yıldızlarına karşı hızlı hareketinin, iki dakikalık toplam pozlama süresi boyunca kısa bir iz bıraktığı görülüyor. Meteoritin çocuklarının görülen paralel çizgileri ise, çok daha hızlı ve uzun çizgiler oluşturmuş. Bu aile portresi, Phaethon’un 16 Aralık’ta Dünya’ya en yakın konumundan önce,  Geminid (İkizler) meteor yağmuru 13 Aralık günü çok aktif zirve noktasında iken kaydedildi.

Çeviri: Fatih Özdemir (ASTER) – Zafer Emecan (Amatör Astronom)
APOD (Astronomy Picture Of Day)

NASA Official: Phillip Newman Specific rights apply.
NASA Web Privacy Policy and Important Notices
A service of: ASD at NASA / GSFC
& Michigan Tech. U.




Satürn Kutup "altıgen"i.

Cassini’den Daireler ve “Altıgen”ler

Satürn’ün bulut kemerleri genellikle gezegen çevresinde dairesel bir yolda ilerler ama bir özelliği nispeten farklıdır.

Gezegenin dolaşımında, altıgen şekilli kutup jet akımı -güneş sisteminin her yerinde sürprizlerin saklandığının bir hatırlatıcısı olarak- şekli bozmaktadır. Bu atmosferik özellik, ilk olarak 1980’lerin başında Voyager görevi tarafından gözlemlenmiş ve “Altıgen” olarak adlandırılmıştır. Cassini’nin görsel ve kızılötesi tayfölçeri, kutup hala kasvetli karanlığın içerisinde batımış haldeyken bu özelliğin ana hatlarını görebileceğinden dolayı görev boyunca bu altıgeni gözetleyen ilk araç olmuştur. Altıgen, güneş ışığı kuzey yarım küreye döndüğünde Cassini’nin görüntüleme kameraları için görünebilir hale geldi.

Bu görüntü -yazın elde edildiğinde- kuzey enleminin 65 derece yukarısından Satürn’ün kuzey yarım küresine doğru bakmaktadır. Bu resim, Cassini uzay aracının geniş açılı kamerasıyla 28 Haziran 2017’de yakın kızılötesi ışığın dalga boyunu tercihen 752 nanometre kabul eden özel bir filtre kullanılarak çekilmiştir.

Bu resim, Satürn’den yaklaşık 862,000 km uzaklıktan elde edilmiştir. Resim ölçeği, piksel başına 52 km.dir. Cassini uzay aracı görevi 15 Eylül 2017’de Satürn’ün atmosferine girip yanması sağlanarak sona ermiştir.

Cassini görevi; NASA, ESA (Avrupa Uzay Ajansı) ve ASI (İtalya Uzay Ajansı) ortak projesidir. Bu görevi; Pasadena’daki California Institute of Technology’nin bir bölümü olan Jet İtki Laboratuvarı, Washington’daki NASA Uzay Görevi Direktörlüğü için yönetmektedir. Cassini uydusu ve iki yerleşik kamerası; JPL tarafından tasarlanıp, geliştirilip monte edilmiştir. Görüntüleme operasyonları merkezi de Colarado, Boulder’de bulunan Uzay Bilimleri Enstitüsü’nde kurulmuştur.

Burcu Ergül

NASA/JPL- Caltech/Space Science Institute




İnfografik: Uzay Taşları

Uzayda karşımıza çıkan taşları belirli kriterlere göre sınıflandırıyoruz; kuyruklu yıldızlar, meteorlar, meteoritler, göktaşları, asteroitler, cüce gezegenler, meteor yağmurları… Hepsinin tanımlarını ve görünümlerini aşağıdaki infografikte inceleyebilirsiniz. Aynı zamanda okulunuzda yahut evinizde poster yapmak için üzerine tıklayıp büyük boyda açabilir, bastırıp kullanabilirsiniz.

Çeviren: Ece Özen
Hazırlayan: Umut Yıldırım

Kaynak




Galeri: SN1987A Süpernovası

SN1987A, güney yarı küreden görülen Büyük Macellan Bulutu’nda 1987 yılında patlayan ilk süpernovadır. SN süpernovadan, 1987 oluşma yılından, A ise o yıl görülen ilk süpernova olmasından gelir.

Bilgi: BİR ATEŞ HALKASI: SN 1987A Süpernovası
Detay: 1987A Süpernovası

 




İstanbul Üzerinde Bir Nötron Yıldızı (İnfografik)

Eğer bir nötron yıldızını alıp İstanbul boğazı üzerine koyabilseydik, büyüklüğünün sadece bu kadar olduğunu görecektik. Elbette, pratikte bunu yapabilmenin hiçbir yolu yoktur. Bu kadar yakınımızda olan gördüğünüz küçücük nötron yıldızı, gezegenimizin tümünü saniyeler içinde parçalayarak kendi bünyesine katacaktır.

Bir süpernova patlamasından geriye kalan yegane sağlam şey, yani ölü bir yıldızın çekirdeği olan nötron yıldızları; her zaman için 1.44 Güneş kütlesinden büyüktürler. Kimi nötron yıldızları 2 Güneş kütlesinden daha büyük de olabilir. Bu büyük kütlelerine rağmen, tümüyle nötronlardan oluşmuş dev bir atom çekirdeğini andıran yıldız çekirdeğimiz, akıl almaz bir yoğunluğa ve sadece birkaç km çapa sahiptir.

Bir santimetreküplük hacimdeki ağırlığı milyarlarca ton gelebilen bu sıkışık ve yoğun bir yapıya sahip olan yıldızın, kütleçekimi de çok büyük boyutlardadır. Sıradan bir nötron yıldızı yüzeyindeki kaçış hızı, saniyede 100 bin km’nin üzerindedir. Yani, bir nötron yıldızının üzerindeyseniz oradan ayrılabilmek için saniyede 100 bin km hıza ulaşabilen bir aracınız olmalı. Tabi pratikte işler böyle yürümez, çünkü bu muazzam çekim gücü sizi bir sinek gibi ezmeye yeterlidir. Nötron yıldızları yakınındaki bir gezegen veya yıldızı kolayca yutabilir. Tabi bir yıldızı yutması, kütlesini büyük oranda artıracağı için ortaya yeni bir süpernova patlaması ve bir karadelik çıkabilir.

Nötron yıldızlarının oluşum süreçleri hakkında çok daha kapsamlı bilgi için, bu yazımızı okumalısınız. İnfografiğin büyük boyutlu, basılabilir halini ise bu linkten indirebilirsiniz.

Zafer Emecan