Güneş Sistemi Mars Tüm Yazılar

Güneş Sistemi’nin Coğrafyası 3: Mars

Hazırlayan: Yavuz Tüğen
Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedintumblrmail

Mars, Merkür’den sonra ikinci en küçük karasal gezegendir. Gezegen’in büyüklüğü Dünya’nın yüzde 53’ü kadarken; kütlesi ise yüzde 11’i kadardır. Oksitlenme nedeniyle kızıl olan ve iri kaya parçaları saçılmış olan gezegenin yüzeyi, tahrip gücü yüksek toz fırtınalarının ve dünyadaki benzerlerinden daha büyük ölçülerde bulunan krater, volkan ve kanyonların hükümranlığı altındadır.

İtalyan astronom Giovanni Schiaparelli, Milano’da ilk ayrıntılı Mars haritalarını çıkarmak üzere 22 cm’lik bir teleskop kullandığında gözlemlerinde Mars yüzeyinde kendisinin “kanallar” adını verdiği “optik yanılsama”lara rastladı. Fakat bunların bir illüzyon olduğu; gezegenin yüzeyini, iklimini ve jeolojisini incelemek üzere, ABD, Avrupa ülkeleri, Japonya ve SSCB tarafından düzinelerce yörünge aracı, iniş aracı, sonda ve uzay keşif aracı gibi çeşitli uzay araçlarının Mars’a gönderilmesiyle açıklığa kavuşmuştur.

Mars topografyası ilginç bir ikilem göstermesiyle dikkat çeker. Kuzey yarım kürenin lav akıntılarıyla düzleşmiş ovalar içermesine karşın, güney yarım küre eski çarpışmalarla çukurlar ve kraterlerle oyulmuş haldeki bir dağlık arazidir.

Özetle Mars iki farklı arazi yapısına sahiptir:

  • Yoğun kraterli güneyin yüksek arazileri
  • Volkanik kaynaklı kuzeyin alçak ovaları

mars-gezegen-3652

Mars’ta kıtasal levha bulunmamaktadır. Gezegen kabuğu kalın ve katıdır. Muhtemelen Dünya’nın kabuğundan çok daha kalın olup 120 km aşağıya uzanmaktadır. Bu yapısı ile çok büyük volkanların kütlesini destekleyebilmektedir. Kabuğun ayrıca hareketsiz oluşu, lavların sadece yüzeyden yukarı doğru akmasına olanak sağlamıştır, bu durum Mars’taki volkanların Güneş Sistemi’nin bilinen en büyükleri olacak şekilde nasıl büyüdüklerinin açıklamasıdır.

Mars’ın yüzeyi gezegen bilimciler için çok değerli bir araştırma sahasıdır. Volkanlar öylesine devasa boyutlara sahiptir ki gezegenimizin volkanları bunların yanında sadece birer kabartı şeklinde kalmaktadır.

Kanyon ve kraterler bakımından da oldukça etkileyici olan gezegenin, uzak geçmişinde bir zamanlar göller, denizler ve hatta okyanuslar olduğunun kanıtları her yerdedir.

Valles Marineris 

Güneş Sistemi’nin en büyük kanyonudur. Teleskoplarımızla baktığımızda neredeyse güney yarım kürenin bir yanından diğer bir yanına uzanan kara bir leke olarak gözükmektedir. Mars kabuğunda 7 km derinliğe ve 3800 km uzunluğa ulaşmasıyla gezegenin en ünlü yeryüzü şeklidir. Yani uzunluğu Avrupa’nın uzunluğuna eş olup, gezegenin çevresinin beşte biridir. Büyüklüğünün devasa boyutlarının anlaşılması amacıyla Dünya’daki Büyük Kanyon’un boyutları göz önüne getirilebilir. (Büyük Kanyon 446 km uzunluğunda ve yaklaşık 2 km derinliğindedir).

valles-marineris-8862544

Güneş Sistemi’nde bildiğimiz en büyük kanyon, Mars’ta yer alıyor.

Valles Marineris, yüzey altındaki magmanın yukarı doğru fışkırması ve etkin olarak yer kabuğunu yanal olarak yarması ile ortaya çıkmıştır.

Devasa bir Chasma ve Labyrinthus ağı olan Valles Marineris, su erozyonunun kanıtları ile doludur. Kanyonda hapsedilen ya da yer altında yüksek basınç ile gömülü bulunan suyun aniden bırakılması sonucu oluşabilecek feci taşkınların işaretleri mevcuttur.

Kutup Buzulları 

Dünya’mızdakine benzer olarak Mars da bir çift kutup buzuluna sahiptir. Ancak bizdekiler su temelli iken Mars’takiler “Kuru Buz” yani büyük miktarda karbondioksit içeren buzullardır. Mars, Güneş’e yakınlaştıkça güney yarım küresi ısınır ve kutup buzulları karbondioksit buharlaştıkça yok olur. Kış mevsiminde buharlaşan CO2 yüzeye kar olarak düşer ve kutup buzulları eski büyüklüğüne geri döner.

Kraterler 

Bütün karasal gezegenler gibi Mars yüzeyi de oluşumunu tamamlamaya yakın katılaşma safhasında “Çarpma Kraterleri” biriktirmeye başlamıştır. İlginç bir biçimde Kızıl Gezegen’deki kraterlerin çoğu yüksek araziler olarak adlandırılan güney yarım küreyi kaplar. Kuzey yarım kürede ise kraterler, rüzgar erozyonu ve yakın geçmişteki volkanik hareketler neticesinde aşınmıştır.

Mars-Melas_Dorsa_impact_crater

Mars’ın zayıf bir koruma sağlayabilen ince atmosferi nedeniyle, yüzeyinde çok sayıda ve çeşitli büyüklüklerde çarpma kraterleri yer alır.

Volkanik faaliyetler ve su erozyonu kadar rüzgar da kıraç Mars yüzeyini yontmada rol oynamıştır. Mars’ta kum fırtınaları yaygın olup aylarca gezegenin büyük bölümünü boğucu bir şeklide kaplar. Dünya’da “Yardang” adı verilen oluşumlara Mars’ta da rastlamak mümkündür. Hakim rüzgarların taşıdığı ufak parçacıklar dip kayayı oyarak uzun oyuklar meydana getirir. Olympos Mons’un etekleri bu yapılarla doludur.

Hellas Planitia, Mars’ta bulunan en derin noktadır. 8 km derinliğiyle eski bir çarpma havzasıdır.

Olympus Mons 

Everest’in üç misli yüksekliğindeki Olympus Dağı birçok büyük volkan içeren dağlık Tharsis bölgesindeki, yumuşak eğimli bir sönmüş volkandır. Olympus Mons, Güneş Sistemi’ndeki en büyük dağdır. Rakımı 27 km olan bu dağın taban genişliği yaklaşık 550 km’dir. En son püskürmesinin 10-20 milyon yıl önce olduğu düşünülmektedir.

olimpos-mars-886565

Mars yüzeyinin tabanından, neredeyse atmosferinin dışına kadar yükselen Olmypus (Olimpos) Dağı…

Kalkan tipli volkanlar sınıfına girmektedir. Şekli kalkana benzeyen dağlar oluşturacak şekilde zamanla biriken yüksek miktarda lav çıkartan bu volkan tipi dünyada çoklukla Hawaii ve İzlanda’da görülürler.

Olympus Mons’un yakın çevresinde Tharsis Montes adı verilen Arsia Mons, Pavonis Mons ve Ascraeus Mons yapısı daha bulunmakta ve bu dağların eteklerinden Valles Marineris başlamaktadır. Mars’ın bu alanı birçok uzay sondasının da iniş bölgesi olmuştur.

Mons tekil dağ sistemine verilen ad iken Montes ise sıradağ sistemlerine verilen isimdir. Küçük boyuttaki kubbeli tepelere Tholus denilmektedir.

Mars’taki Volkanlar

Mars’ta yaygın şekilde bulunan volkanlar, tektonik levha eksikliği sebebi ile lavların sadece belli bir alanda birikmesinden ötürü devasa boyutlardadır.

Bu birikim Mars’ın batı yarımküresinde oluşmuştur, irili ufaklı volkanları ile Tharsis Tholus adı verilen bir sistem meydana getirmiştir. Olympus Mons’un aşırı yüksek zirvelerinden Tharsis Montes volkanları boyunca Valles Marineris’in derinliklerine doğru kat eden bu coğrafya bölgedeki volkanik sismitite (faylaşma) sonucudur.

Yavuz Tüğen

Hep daha fazla okumak gerekir...

Yorum

Yazar Hakkında

Yavuz Tüğen

Avukat; 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Uzay hukuku alanında çalışmalar yapıyor.