Tüm Yazılar

Takımyıldızlar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedintumblrmail

İnsanoğlu yeryüzünde ve gökyüzünde görüp, tanımlayamadığı şekil veya cisimleri tanıdığı bazı cisim veya varlıklara benzetmeye meyillidir. Belki de bunun sebebi insan olarak bizlerin, belirsizliklerden, “bilmiyorum”lardan hoşlanmayışımızdandır. Belirsizlikleri belirsizlik olarak bırakamaz, mutlaka belirsizliklerden bazı anlamlar çıkarırız. Örneğin çoğunlukla atmosferde rastgele dağılan bulutların tanımlı, belli bir şekli yoktur. Bu yüzden bulutlardan kolaylıkla günlük hayatta tanıdığımız ve gördüğümüz cisimleri çıkarsayabiliriz.

Henüz elektriğin keşfedilmediği zamanlarda insanlar bulutlarla birlikte gökyüzünde uzanan binlerce yıldızı da rahatlıkla görebiliyor ve yıldızlardan oluşturdukları şekillerden anlamlar çıkarmaya çalışıyorlardı. Tam da bu zamanlarda yaşayan insanlardan birinin aklından geçenleri ABD’li ünlü gökbilimci Carl Sagan, Kozmos kitabında harika bir biçimde tasvir etmişti;

Gökyüzü önemlidir. Yukarıya başımızı kaldırınca gökyüzünü görürüz. Bize seslenir âdeta. Alevi bulduğumuz günlere dek gecenin karanlığında sırtüstü uzanır ve gökyüzündeki ışıklı her noktaya gözümüzü dikerdik. Işıklı noktaların bazıları bir araya getirilince önümüzde şekiller çizilirdi. Aramızdan biri gökyüzündeki şekilleri ötekilerden daha iyi görebilirdi. Bize yıldızların çizdiği resimleri öğretti, onlara ne adlar vermemiz gerektiğini fısıldadı. Gece geç vakitlere kadar oturup gökte gördüğümüz şekiller için öyküler uydurduk: Aslanlar, köpekler, ayılar, avcılar… Ve daha başka garip şeyler. Bunlar gökteki kudretli varlıkların resimleri olabilir mi? Kızdıklarında bizlere fırtınalar yağdıranlar olabilir mi?

Yıldızlar çok uzaktadırlar. Bir tepeye ya da ağaca tırmandığımızda onlara yakınlaşmış olmayız. Bulutlar da bizlerle yıldızlar arasında, yani yıldızlar bulutların arkasındadırlar. Ay yavaş yavaş devinirken, yıldızların önünden geçer. Daha sonra görürsünüz ki, yıldızlar duruyorlar, çünkü Ay yıldız yemez. Yıldızlar titreşip dururlar. Garip, soğuk, beyaz, uzak bir ışıktırlar. Ne kadar çok yıldız var. Gökyüzünü doldurmuşlar. Fakat yalnızca geceleyin görünüyorlar. Ne olduklarını merak ediyorum.

Colorful-Night-Sky

Bazı yıldızlar dolaşırlar. Bizim avladığımız hayvanlar gibi. Eğer dikkatle ve birkaç ay süreyle gözlerseniz, yıldızların kımıldadığını görürsünüz. Bunların sayısı yalnızca beştir. Tıpkı elimizdeki parmak sayısı kadar. Öteki yıldızlar arasında ağır ağır kımıldarlar. Eğer kamp ateşi düşüncesi doğruysa, dönüp dolaşan avcı kabilelerin kocaman ateşler taşıdıkları yıldızlar olmalı onlar. Fakat dolaşan yıldızların derideki delikler olması fikrine aklım ermiyor. Delik açtın mı, o bir delik olarak orada kalır. Delikler dolaşmaz ki. Hem sonra, alev dolu bir gök tarafından sarılmak istemem. Eğer deri düşerse, geceleyin gökyüzü çok parlak olur, hem de pek parlak, her yanımız alev almış gibi. Sanırım alevden bir gök hepimizi yer bitirirdi. Kanımızca gökyüzünde iki tür kudretli varlık bulunuyor: Kötüler, ki bunlar alevin bizi yiyip yok etmesini istiyorlar. Ve iyiler. Bunlar da alevi bizden uzak tutmak için üzerlerine giyiyorlar. İyilere teşekkür etmenin yolunu aramalıyız.

Yıldızların gökte kamp dolaylarında yakılan ateşler olup olmadığını bilemiyorum. Aralığından kudret alevinin bize baktığı derideki delikler olup olmadığını da bilemiyorum. Bazen şu şekilde düşünüyorum, bazen de bu şekilde. Bir defasında da kampta yakılmış ateş olmadığını ve deliğe benzer bir şey bulunmadığını düşündüm. Bu, benim anlayamayacağım kadar zor bir şeydi.

Bir ağaç kütüğüne başınızı dayayın. Başınız arkaya doğru kayar. O zaman yalnızca göğü görürsünüz. Ne tepeler, ne ağaçlar, ne avcılar, ne kamp ateşi. Gökten başka bir şey yoktur görülecek. Bir ara yukarıya, göğe doğru düşebileceğim geldi aklıma. Eğer yıldızlar kamp yerinde yakılan ateşse, bu avcıları ziyaret etmek isterdim. Şu bizim dolaşıp duran avcıları. Hadi düşeyim diyorum. Fakat eğer yıldızlar derideki deliklerse korkarım. İçinde alevin beklediği delikten içeri düşmek istemem.

Bu düşüncelerden hangisinin doğru olduğunu bilmeyi ne kadar isterdim. Bilmemek hoşuma gitmiyor.”

Carl Sagan’ın düşlediği gibi insanlar bir süre sonra bu yıldızlarda kendi tanrılarını ya da mitolojik varlıklarını gördüler. Günümüzde de, bütün bu kültürlerin bir karışımını kullanıyoruz. Kimi takımyıldızlarını Sümer yada Çin astronomisinden alırken kimi yıldız isimlerini İslam astronomisinden almışız. Örneğin bugün çıplak gözle gözlemlenebilen yıldızların birçoğunun isminin Arapça’dan geldiğini biliyoruz. Yani yıldızların isimlendirilmesinde insanlar Arap öncüllerden fazlaca faydalandı. Öte yandan takımyıldızların çoğunun Yunanlar ve Romalılar tarafından adlandırıldığını da biliyoruz. Bütün bu yıldızları isimlendirme ve takımyıldızlar oluşturma çabaları, insanların kolayca yönlerini bulmaları gibi basit sebeplerle, astronomi gözlemlerinde kolaylık sağlamak ya da mevsim geçişlerini belirlemek gibi daha bilimsel ihtiyaçlardan doğmuş. Bir örnek vermek gerekirse yalnızca birkaç takımyıldızını bilmek bile geceleri kolaylıkla yönünüzü bulmanızı sağlayabilir. Hatta eğer kuzey yarımküredeyseniz, tek başına Küçük Ayı takımyıldızını bilmeniz geceleri yön bulmanızı sağlar.

3256

Bütün takımyıldızlar, yukarıdaki görselde gösterildiği gibi mavi kesik çizgilerle belirlenmiş hayali sınırlara sahiptir.

Modern astronomide artık Uluslararası Astronomi Birliği’nce 44 tanesi kuzey yarımkürede ve diğer 44’ü de güney yarımkürede olmak üzere belirlenmiş 88 adet takımyıldızı bulunuyor. Burada belirtmek gerekir ki, zannedildiği üzere takımyıldızları yalnızca gökyüzündeki yıldızları hayali çizgilerle birleştirmemizden ibaret değillerdir. Gökyüzünde belirlenmiş her bir takımyıldızı belirli ve kesin bir alanı temsil eder ve böylece 88 takımyıldızı bütün gökyüzünü kaplayabilirler. Bu da örneğin herhangi bir galaksinin gökyüzünde nerede bulunduğunu öğrenmek için başta astronomlar olmak üzere bütün gözlemcilere büyük kolaylık sağlar. Zaten, zannedildiği üzere takımyıldızlar yalnızca belirli yıldızların hayali çizgilerle birleştirilmesinden ibaret olsaydı gökyüzünde hatırı sayılır büyüklükte alanlar boş kalacaktı.

Takımyıldızlar hakkında düşülen bir başka yanılgı ise, bizim bakış açımızdan takımyıldızlar dahilinde yakın gibi görünen yıldızların gerçekten birbirlerine yakın oldukları düşüncesidir. Ancak gökyüzünde gördüğümüz bütün yıldızlar üç boyutlu uzayda farklı derinliklerde konumlanmış olabilirler. Yinede, yakın gibi görünen tüm yıldızların gerçekte de yakın olmadığını söylememiz elbette mümkün değil. Örneğin Büyük Ayı Takımyıldızı’nda bulunan Alkor ve Mizar yıldızları gerçektende birbirlerine yakın konumlarda bulunan bir yıldız çiftidir. Bizden yaklaşık 80 ışık yılı uzaklıkta bulunan bu ikilinin arasındaki mesafe yalnızca 3 ışık yılıdır. Ek bir bilgi olarak, eskiden Alkor ve Mizar yıldız çiftinin insanlar tarafından gözlerin sağlamlığını test etmek amacıyla kullanıldığını da söyleyelim.

Takımyıldızlar yılın belirli zamanlarında belirli noktalarda konumlandıkları için yine eskiden mevsimleri izlemek amacıyla da kullanılmışlardır. Bugün göz testi için Alkor ve Mizar’a veya mevsim geçişlerini kaydetmek için takımyıldızlarına ihtiyaç duymadığımızdan, takımyıldızlar artık neredeyse yalnızca amatör astronomlar tarafından gözlemlenir oldu.

Takımyıldızlarını henüz yeni öğrenmeye başlamış bir gözlemci, gökyüzünde görülmesi kolay olan takımyıldızlarından başlamalıdır. Örneğin gökyüzünde çok büyük bir alan kaplayan Büyük Ayı Takımyıldızı isabetli bir seçim olacaktır. Takımyıldızında barınan yıldızların parlaklığı ve gökyüzünde kapladığı alan bakımından görülmesi son derece basit olan bu takımyıldız sayesinde Küçük Ayı Takımyıldızı’nı ve dolayısıyla Kutup Yıldızı’nı (Polaris) da kolaylıkla görebilirsiniz. Bunun için Büyük Ayı’nın 7 yıldızdan oluşan ve “Büyük Kepçe” olarak da bilinen bölgesinin kepçe kısmındaki, takımyıldızın en parlak yıldızı olan Dubhe ve Merak yıldızlarını bulun. Dubhe yıldızından (Merak yıldızından daha parlaktır) hayali doğrusal bir çizgi çıkarak kutup yıldızını ve Küçük Ayı Takımyıldızı’nı görebilirsiniz. Bunu aşağıdaki görselde basitçe anlatmaya çalıştık;

Gökyüzünde Büyük Ayı takım yıldızını oluşturan kepçeyi görebiliyorsanız, Polaris’i bulmak çok kolaydır.

Gökyüzünde Büyük Ayı takım yıldızını oluşturan kepçeyi görebiliyorsanız, Polaris’i bulmak çok kolaydır.

Kutup yıldızı yalnızca kuzey yarımküreden görülebiliyor. O halde “güney yarımkürede yaşayan veya yaşamış insanların da kutup yıldızına benzer bir yıldızları var mıydı” diye düşünebiliyoruz. Ne yazık ki, güney yarımküreden böylesine parlak, kesin yön belirten bir yıldızı göremiyoruz. Yinede, yalnızca güney yarımküreden görülebilen Güney Haçı (Crux) Takımyıldızı, güney yönünü biraz geniş açıyla da olsa gösterebiliyor. Kutup yıldızı, Güney Haçı Takımyıldızı’na göre yönü çok daha kesin olarak da göstersede, aslında o da bir düzey yalpalanma hareketi gösteriyor. Ancak bu hareket, çıplak gözle farkedilemeyecek kadar küçük. Bu konuyla birlikte kutup yıldızının neden sabit olduğu sorusunu şu yazımızda daha detaylı bir şekilde ele almıştık.

Takımyıldızlarını öğrenme sürecinde olan gözlemcinin diğer ziyaret yerleri Avcı (Orion) Takımyıldızı gibi üst üste ve yan yana üçer yıldızından kolaylıkla tanınabilecek takımyıldızları yada bünyesinde M45 gibi belirgin büyüklük ve parlaklıkta açık yıldız kümesi barından Boğa (Taurus) Takımyıldızı olabilir.

Avcı (Orion) Takımyıldızı

Avcı (Orion) Takımyıldızı

Diğer çok bilinen ve gökyüzünde kolay farkedilebilen takımyıldızlar ise şöyle;

  • Andromeda Takımyıldızı
  • Kartal (Aquila) Takımyıldızı
  • Çalgı (Lyra) Takımyıldızı
  • Kuğu (Cygnus) Takımyıldızı
  • Akrep (Scorpion) Takımyıldızı
  • Yay (Sagittarius) Takımyıldızı

Her ne kadar takımyıldızların birçoğu çok eski dönemlerden miras kalmış olsada bazı takımyıldızlar yakın geçmişte oluşturulduğundan, modern eşyaların gökyüzünde canlandırılmış hallerine de sahibiz. Örneğin; Çelikkalem (Caeulum), Mikroskop (Microscopium) veya Pompa (Antlia) Takımyıldızları gibi…

Mikroskop Takımyıldızı

Mikroskop Takımyıldızı

Mikroskop’da olsa, Büyük Ayı’da olsa her bir takımyıldızının belli tarihi, mitolojisi ve dolayısıyla bir hikayesi bulunur. Bunları burada tek tek yazmak mümkün olmadığından bunun araştırmasını size bırakıyoruz.

Her ne kadar takımyıldızlarının şekilleri tarih boyunca belirlenmiş olsa da, bu şekiller her zaman aynı kalmayacaklar. Oldukça yavaş bir biçimde gerçekleşse de, yeri gelecek Aslan (Leo) Takımyıldızı, Anten Takımyıldızı’na (gerçekte böyle bir takımyıldız yoktur) dönüşüverecek. Bunu, yani takımyıldızlarının geleceğini yine başka bir yazımızda ele almıştık.

Takımyıldızlarını öğrenmek, gözlemlemek ayrı ve güzel bir hobidir. Her birinde, Carl Sagan’ın da dile getirdiği gibi ayrı bir düş, ayrı bir tarih ve ayrı ayrı güzellikler bulursunuz. İçerdikleri galaksiler, bulutsular ve sonsuz sayıda gökcisimleriyle bize yine ne kadar küçük olduğumuzu, aynı anda ne kadar değerli ve değersiz varlıklar olduğumuzu hatırlatırlar. Elbette tüm bunları takımyıldızlarında görebilmek için, bir tutam “düş” gerekebilir. Gökyüzünüz açık olsun.

Kemal Cihat Toprakçı

Hep daha fazla okumak gerekir...

Yorum

Yazar Hakkında

Kemal Cihat Toprakçı

Akdeniz Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisidir.

Karaman doğumlu olup, astronomiye küçük yaşlardan beri ilgi duyan yazarın bugüne kadar Türkiye'nin pek çok bilim-astronomi portalında yazı ve makaleleri yayınlanmıştır. Ayrıca yazarın, Shumen Üniversitesi'nde görev yapan Dr. Sunay Ibryamov tarafından çevirisi yapılarak Bulgaristan astronomi gazetesine kazandırılmış bir yazısı da bulunmaktadır. Kozmik Anafor'dan ayrılmış, şu an www.rasyonalist.org sitesinde yazarlık yapmaktadır.