Astrofotoğrafçılarımız: Mehmet ERGÜN

Astrofotoğrafçılarımızı sizlere tanıttığımız yazı dizimizde; alanında en başarılı isimlerden biri olan, Dünya çapında ünlü, uzman astrofotoğrafçımız Mehmet Ergün karşınızda. Hikayesini, kendi ağzından dinleyelim:

Ben Niğde’de doğdum ve 7 yaşına kadar Niğde‘de yaşadım. 1986 senesinde Almanya’ya göçtük ve benim için yeni bir hayat başladı burada…

İlk ve ortaokul zamanında en sevdiğim dersler; matematik ve coğrafya idi… Anladım ki; sayıların sonu yok ama, coğrafyada bir zamandan sonra yeni bir şey oğrenemiyordum! Tüm kıtaları, okyanusları, ülkeleri, şehirleri vs ezberledikten sonra yeni bir konu gelmiyordu… Merak ve ilgim ise çok yüksekti. Bu kez kafamı kaldırdım ve yukarı baktım: Uzay o kadar büyük ki, ömrüm yetmez tüm bilgileri ezberlemeye… Yani, o yaşlarımda başladı astronomiye ilgim.

mehmet_sy

Çocuk zamanlarımda maddi imkanım olmadığı için bir teleskop sahibi olamamıştım. 2003 senesinde büyük bir Internet/Online firmada e-ticaret pazarlama müdürlüğü eğitimi aldım ve 2006 senesinde mezun oldum.

İlk teleskobumu 2010 yılında, çok yakın Arkadaşım “Ahmet’le” aldım ve birlikte ilk defa Ay’i ve Jüpiter‘i gözlemledik.

O geceyi hiç bir zaman unutamam, çünkü Ay’ı ve Jüpiter’i sadece resimlerden ve televizyondan tanıyor, ilk defa kendi gözümle canlı görüyordum. Benim için çok büyüleyici bir duyguydu… Teleskobun ayarlarını ve aksesuarlarını tanımıyorduk, herşeyi deneyerek yeni deneyimler kazanıyorduk…

Bu bahsettiğim ilk teleskobum, çok ucuz ve basit bir mercekli teleskoptu. Yaklaşık bir sene onunla hava açık olduğu zamanlarda ve imkan buldukça gözlem yaptım. Zaman geçtikçe ve çalıştıkça, maddi durumum düzeliyordu ve yeni imkanlar doğuyordu. Almanya’da yaşamanın faydalarını kullanmaya başlayıp, kendime yeni bir teleskop alamaya karar verdim.

koeprue_sy

İnternet üzerinden ve teleskop sergilerinden bilgi toplayıp, 203 mm’lik bir Schmidt-Cassegrain teleskop almaya karar verdim. 2011 senesinde istediğim bu teleskobu aldım. Orada başladı bendeki teleskop tutkusu! Aslında tutkudan fazlasıydı, belki de bir aşkın başlangıcıydı…

2012-13 senesinde fotoğraf hevesi, yani gözlemlediğim gökcisimlerini yakalamak ve başkalarına gösterme arzusu başladı… Teleskobumla resim çekmeye karar verdim ve kamera arayışlarına başladım… Başladım başlamasına ama, anladım ki astrofotoğrafçılık bildiğim fotoğrafçılığa benzemiyormuş!

Sadece kamerayla bitmiyor, yanında çok aksesuar gerekiyor ve en önemlisi bilgisayar/yazılım ile işlenmesi şart. Mesleğimin bana getirdiği avantajlar sayesinde bilgisayar/yazılım bilgisini çabucak öğrenebiliyordum ve bu şekilde fotoğraf işlemesini hemen kavrayabiliyordum.

2014 senesinde birkaç yeni teleskop daha almaya karar verdim ve kendime C1100 – Schmidt Cassegrain – 279mm/2800mm, TS APOCHROMAT 65-mm-f/6,5-Quadruplet-Astrograph, Lunt LS152THa Solar Teleskop’u aldım. Bu zaman içerisinde yaklaşık 8-10 tane değişik CCD ve DSLR kamera değiştirdim. Ayrıca bir sürü astrofotograf aksesuarları aldım ve bir kısmını geri sattım.

İlk çektiğim fotoğraf Ay’a aitti ve Ay’ı bilgisayarımın ekranında gördügümde çok heyecanlıydım. Sonrasında gezegenleri çekmeye başladım. Ardından Güneş (H-Alpha), Samanyolu ve DeepSky (derin uzay) fotoğrafları geldi. 2015 senesinden itibaren, şu an yaşadığım şehirdeki gözlemevinin sorumlu görevlisi olarak, maaşsız biçimde; yetişkinlere ve çocuklara gözlem ve danışma hizmeti veriyorum.

Astrofotoğrafçılık çok egzotik, etkileyici, kompleks, zaman alıcı, çok yorucu ve pahalı bir hobidir, yaklaşık 20 senedir Astronomiyle ilgileniyorum ama, gördüğüm ve öğrendiğim belki okyanusta bir damla bile etmez…

Mehmet Ergün
Astrofotoğrafçı




Gökyüzü Yazılımları – Stellarium

Bilgisayar teknolojisinin gelişimi sayesinde bundan yıllar önce cilt cilt sayfalar dolusu kataloglardan bir cisim ararken, şimdi basit bir tuşla aradığınız cismin nerede olduğunu bulabiliyoruz.

Üstelik o cismin aradığınız özellikleri de yanında yazıyor, hatta başka bir tarihte hangi zaman aralığında nerede olduğu bilgisine de ulaşabiliyoruz. Yani eğer gökyüzünde ne olduğunu anlayamadığımız bir gök cismi görürsek, Stellarium’dan açıp bakarak ne olduğunu kolaylıkla öğrenebiliyoruz.

Stellarium, bulunduğunuz konum ve tarih/saat bilgisinden yola çıkarak size gökyüzünün eş zamanlı bir simülasyonunu gösteriyor. Sağladığı gelişmiş seçenekler sayesinde ne görmek istiyorsanız sizin için bulması kolay bir hale getiriyor. Üstelik bu yazılım tamamen ücretsiz ve açık kaynak kodlu.

İndirmek için: http://www.stellarium.org/

Başlangıç

Stellarium’un iki tane menüsü var. Bunlar farenizi sol tarafa getirdiğinizde ve alt tarafa getirdiğinizde beliriyorlar, yani fare ile sol alt kenarlarda gezinince bu menülerin geldiğini göreceksiniz. Sol menü genel ayar menüsü iken, alt menü gökyüzü seçeneklerini barındıran menüdür. Bunları ve kısayollarını birazdan kapsamlı bir şekilde ele alacağız.

Alt Menü
Alt Menü

 

Yan Menü
Yan Menü

 

Başlangıçta yapmamız gereken basit iki tane ayar bulunuyor. Bulunduğunuz yerde gökyüzünün nasıl olduğunu görebilmek için öncelikle “Konum Ayarları” bölümünden Konum bilgisini girmeliyiz. Bunun için iki seçenek bulunuyor, şehir adından seçmek ve koordinat girmek. Hangisi sizin için kolaysa onu uygulayabilirsiniz, bana şehir adı daha kolay geliyor. Eğer bulunduğunuz yerin adı çıkmıyorsa endişe etmeyin, yakın çevrenizdeki bir yer de işinizi görecektir.

Burada yükseklik bilgisinin girilmesi çok önemli değil, bunun konmasının sebebi Stellarium’un ışık kirliliğini ve atmosferi hesaba katarak bir görüntü ortaya sunması. Atmosfer ve ışık kirliliği gök cisimlerinin görünümünü etkilediğinden Stellarium konum bilginizi kullanarak size uygun bir görüntü sunmaya çalışıyor. Dilerseniz siz bunu kendiniz de ayarlayabilirsiniz, ya da atmosferik etkiyi tamamen ortadan kaldırabilirsiniz.

İkinci önemli ayar ise Tarih ve Saat ayarı. Gözlem yapmak istediğiniz veya merak ettiğiniz bir zamanı girdikten sonra Stellarium size o an bulunduğunuz yerden gökyüzünün nasıl göründüğünü gösterecek. Ayrıca alt menüde sağ kısımda ileri geri yön tuşlarına basarak zamanı ileri geri yönde hızlandırabilirsiniz. Birkaç kere basarsanız daha hızlı akacaktır. Normal hızında akmasını sağlayan oynatma tuşunun sağındaki tuş ise sizi şu ana geri getirir.

İpucu: Zamanı geri yönde hızlandırmak için J tuşuna, normalleştirmek için K tuşuna, ileri yönde hızlandırmak için L tuşuna basabilirsiniz. Daha hızlı ilerlemesi için birkaç kez basın.

Gözlem İçin Kullanmak

Gözlem amacınıza veya isteğinize uygun olarak Stellariumda gezinebilirsiniz. Ben öncelikle farenin ileri geri kaydırma topunu kullanarak geniş bir açıya alıyorum. Aşağıda gördüğünüz üzere küresel bir görünüş elde ediliyor, böylelikle öncelikle gökyüzünde ne nerede tek çırpıda görmüş oluyorum. Dikkat ederseniz alt menüde FOV(Field Of View) görüş açısı değeri 138 derece.

Stellarium3

İşimizi kolaylaştıracak bazı seçenekleri belirleyelim.

1. Yıldızların İsimleri (Kaç kadire kadar gösterilsin?)
2. Takım Yıldız İsimleri ve İşaretleri
3. Gezegen İsimleri
4. Bulutsular (Kaç kadire kadar gösterilsin?)

Eğer basit bulutsuların nerede olduğunu pratik bir şekilde görmek istiyorsanız D veya N tuşuna basabilirsiniz. Buna bastığınızda aşağıdaki gibi bir görüntüyle karşılaşacaksınız.

D veya N tuşuna bastığınızda temel gök cisimleri işaretlenir
D veya N tuşuna bastığınızda temel gök cisimleri işaretlenir

 

Burada bulutsu olarak bir genelleme yaptık fakat aslında bunlar temel gök cisimleri ya da daha uygun bir tabiriyle derin uzay cisimleridir. Burada daire içinde artı işaretli olanlar küresel kümeleri, kesikli halka şeklinde olanlar açık kümeleri, kesikli halka etrafında kare olanlar ise küme ile ilişkili bulutsuya sahip bir cismi işaret eder. Aynı zamanda yukarıda görünmüyor fakat elips şeklinde olanlar da gökadaları belirtiyor. Burada görünmemelerinin sebebi kısayol tuşuyla basit bir işlem yapmış olmamız. Bu işlem bize belirli bir kadir değerine kadar olan derin uzay cisimlerini gösterir. Eğer daha sönükleri görmek istiyorsak yan menüden gökyüzü seçeneklerine gitmeliyiz.

Stellarium5
Gökyüzü seçenekleri menüsü

 

Menünün İngilizce görünmesinin sebebi programdaki dil seçiminden kaynaklanıyor, eğer siz Türkçe’yi seçerseniz Türkçe görünecektir.

1) Buradaki kutuyu işaretlediğinizde belirlediğiniz kadir değerine kadar yıldızların isimleri haritada görünür. Kadir değerini ayarlamak için çubuğu kaydırmanız yeterli, arka planda görerek yeterliliğini anlayabilirsiniz.
2) Yukarıdaki işlemin aynısını bu sefer derin uzay cisimleri için yapıyoruz. Dikkat ederseniz sağa kaydırdığımızda daha sönükleri göstermeye başladı, artık görünmeyen gökadalar da işaretli bir şekilde görünüyor. Ben en çok bu ayarla oynuyorum.
3) Bu da aynı işlemi gezegenler için uyarlıyor.
4) Burada kadir değerine göre limit değer verebiliyorsunuz. Eğer kutuları işaretlerseniz yıldızları veya derin uzay cisimlerini şu kadire kadar göster diyebilirsiniz.
5) Bu kısımda atmosferik etki ile ilgili ayarlar bulunuyor. Atmosferi kaldırırsanız görüntü karanlıklaşıp güzelleşecektir. Fakat şehir içinde gerçek bir görüntüyü hedefliyorsanız buradan ışık kirliliği ayarıyla oynama yapabilirsiniz. Aynı zamanda atmosferi kaldırmak için A kısayol tuşunu kullanabilirsiniz.

Stellarium6

Farz edelim ki Dumbbell Bulutsusu’nu gözümüze kestirdik ve fareyi kullanarak ona yaklaştık. Gördüğünüz üzere şu andaki FOV değeri 1.53 derece, yani oldukça ufak bir alan. Bu demek oluyor ki zaman geçtikçe Dünya hareketine devam ettiği için gökyüzü de hareket edecek ve Dumbbell Bulutsusu zamanla gözden kaybolacak. Eğer cisminizi seçip boşluk tuşuna basarsanız o cismi ekranda ortalar ve takip eder.

Aynı zamanda tıkladığınız gök cismi ile ilgili bilgiler sol üst köşede görünür. Bunlar gök cisminin tipi, kadir değeri, sağ açıklık, dik açıklık, yükseklik, ufuk açısı ve görünür boyutu gibi parametreler. Koordinatlara değinmişken size kolaylık sağlayabilecek bir diğer özellik de görüntüye koordinat sistemine çizdirmektir. Bunu alt menüden yapabildiğiniz gibi ekvatoryal(eşlek) koordinat sistemi için E tuşuna, alt-az sistem için ise Z tuşuna basarak da getirebilirsiniz.

Ekvatoryal(eşlek) koordinat sistemi
Ekvatoryal(eşlek) koordinat sistemi

Kısayollar

Tuş Açıklama
1 gün geriye gider
8 Zamanı şu ana getirir
= 1 gün ileriye gider
J Zamanı geri yönde hızlandırır
K Zamanın akışını normale çevirir
L Zamanı ileri yönde hızlandırır
[ 1 hafta geriye gider
] 1 hafta ileriye gider
Alt+- 1 yıldızıl gün geriye gider
Alt+= 1 yıldızıl gün ileriye gider
Alt+[ 1 yıldızıl hafta geriye gider
Alt+] 1 yıldızıl hafta ileriye gider
Ctrl+- 1 saat geriye gider
Ctrl+= 1 saat ileriye gider
. Ekvator çizgisi
, Ekliptik çizgisi
A Atmosfer
B Takımyıldız sınırları
C Takımyıldız çizgileri
E Ekvator koordinatları
F Sis
G Yer
N Derin uzay
P Gezegenler
Q Kardinal noktaları
R Takımyıldız şekilleri
S Yıldızlar
V Takımyıldız Etiketleri
Z Alt-az koordinatlar
F11 Tam ekran
Ctrl+Shift+H Görüntüyü yatayda ters çevir
Ctrl+Shift+V Görüntüyü dikeyde ters çevir
/ Seçili cisme yaklaş
T Cismi takip et
\ Uzaklaş
Boşluk Cismi ortala
Ctrl+G Seçili gezegeni konum olarak ayarla
Sol tıklama Cismi seç
Sağ tıklama Seçimi iptal et
Page Up/Down Yaklaş/Uzaklaş
CTRL + Up/Down Yaklaş/Uzaklaş
Ok tuşları & Sol tıkla sürükle Gökyüzünde gezin
F1 Yardım penceresi
F2 Ayarlar penceresi
F3, Ctrl+F Arama penceresi
F4 Gökyüzü seçenekleri penceresi
F5 Tarih/saat penceresi
F6 Konum penceresi
Ctrl+M Ekvatoryal ve alt-az kurguları değiştir
Ctrl+Q Çıkış
Ctrl+S Ekran görüntüsü

Ögetay Kayalı




Astronomi Fotoğraflarındaki Işıltılı Yıldızlar

Çoğu gökyüzü fotoğraflarında, yıldızların dört köşesinden yaldır yaldır “ışınlar fışkırdığını” görürsünüz. Çoğu insan bu ışıltıyı (spike) yıldızın çok parlak olmasının doğal bir sonucu olarak düşünür.

Koskoca yıldız, tabii ki parlayacak değil mi? Değil işte! Durum bununla değil, fotoğrafı çektiğiniz teleskopla ilgilidir. Çünkü, eğer ışığı bu şekilde kıracak bir “etken” yoksa, yıldızların (ya da parlak ışık kaynaklarının) çevresinden ışınlar fışkırır gibi görünmez.

sirius457842
Gökyüzünün en parlak yıldızı Sirius’un aynalı bir teleskopla alınmış görüntüsü. Yıldızın köşelerinden çıkan dört büyük ışıltıya dikkat edin.

 

Amatör veya profesyonel çoğu astronomun kullandığı aynalı teleskoplarda, ana aynanın hemen üstünde, yansıyan ışığı toplamaya yarayan daha küçük ikincil bir ayna veya kamera bulunur.

Bu toplayıcı aynayı/kamerayı oraya tutturabilmek için en üst ve alttaki fotoğraflardaki gibi ince çubuklar (genelde üç veya dört tane) kullanılır.

teleskop-aynasi548784
Dev bir aynalı teleskop. Net bir biçimde ikincil yansıtıcı aynayı taşıyan çubukları görebilirsiniz. Fotoğraflardaki yıldız ışıltılarının nedeni bu çubukların kırdığı ışıktır.

 

Bir mercekli teleskop ve aynalı teleskop ile çekilmiş olan yıldız fotoğrafı. Aynalı teleskobun, mercekli teleskoptan farklı olarak ışığı gözünüze veya kameranıza odaklayan ikincil aynasının nasıl tutturulduğuna dikkat edin.

 

Her ne kadar çubuklar yıldızlardan gelen ışığı pek engellemese de, parlak yıldız ışıklarını kırarak, bu şekilde kenarlarından ışınlar çıkıyormuş gibi görünmesine neden olurlar. Böylece yıldızlarımız, Türk filmlerindeki şarkıcının döne döne ışıldayan kolyesi gibi parıldar.

Yıldızdan çıkıyormuş gibi görülen ışınların sayısı, ikincil aynayı veya sensörü tutan çubukların sayısı neyse odur. 2, 3, 4, hatta 6 tane bile olabilirler. Ancak, bu sayı genellikle dörttür.

Mercekli teleskoplarda ise bu şekilde tutturulan ikincil bir ayna yoktur ve onlarla çekilen fotoğraflarda yıldızlar düzgün yuvarlaklar şeklinde görünürler.

mercekliteleskop
Mercekli teleskoplarda, merceği taşıyan herhangi bir ışığı kıran mekanizma bulunmaz bu nedenle ışık, bir engelle karşılaşmadan doğrudan gözlerinize gelir. Dolayısıyla yıldızlar ışıltılı cisimler değil, noktasal yuvarlak ışık kaynakları olarak görünürler.

 

Kimi fakir fukara, ya da ışıltı seven mercekli teleskoplara sahip amatör astronom arkadaşlarımız da, fotoğraflarında bu ışıltıyı yakalayabilmek için teleskoplarının önüne çarpı şeklinde ip falan gererek aynı etkiyi yakalamaya çalışır.

Gerçi ip germe hilesi ile ışıltılı yıldızlar çekmeye gayret eden, 50-100 bin liralık mercekli teleskopları olan über zengin amatörlerimiz de var ama, konuyu uzatmayalım biz…

Zafer Emecan

En üstteki kapak görselinde yer alan Orion Nebulası fotoğrafı, Mehmet Ergün tarafından aynalı bir teleskop kullanılarak La Palma’da çekilmiştir. 




Uluslararası Uzay İstasyonu ile Amatör İletişim

Bir İngiliz amatör radyo tutkunu, Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile iletişim kurmayı başardı.

Sadece kimle görüştüğümü ve o gün uzayda işlerin nasıl gittiğini sordum.”

Radyo teknolojisi, içinde bulunduğumuz yüzyılda bizimle birlikte olduğundan beri, uzmanların yanısıra amatör radyocular ve beceriksiz tamircilerden oluşan büyük bir topluluk ortaya çıkardı. Bu radyoculardan biri olan, İngiltere’de oturan 52 yaşındaki Adrian Lane, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlarla kısa fakat neşeli bir görüşme gerçekleştirdi.

Amatör radyocu, Adrian Lane…

Eski kamyon sürücüsü Lane; Gloucestershire, Coleford’daki bahçesindeki kulubede iletişim kurmaya çalışırken, UUİ’nin 320 km üstünden, saatte yaklaşık 29.772 km hızla geçtiğini unutmayın. Amatör radyo tutkunu, uzay istasyonunun evinin üzerinden geçecek olduğunu öğrendikten sonra iletişim sağlama çalışmaları için birkaç hafta harcamış.

The Daily Telegraph’a şöyle konuşuyor: “Sinyal gönderiyordum. Her gün uzaydaki biriyle konuşma fırsatı bulmazsınız.” Gerekli hesaplamaları yapan iki çocuk babası, UUİ’nin menzilde olacağına inandığı sırada özgün çağrı sinyalini göndermiş ve şansına, karşılık olarak bir karşılama mesajı almış.

“Onlara, Dünya’nın oradan ne kadar muhteşem görüldüğünü söyledim,” diye ekliyor ve görüşmenin toplamda yaklaşık 50 saniye sürdüğünü söylüyor. “Oh Adrian, harika, buradan nasıl göründüğünü hayal edemezsin,’ dediler. Çok karanlık olduğunu fakat Dünya’ya baktığın zaman renklerle dolu göründüğünü söyledi. Basitçe, kim olduğunu ve uzayda o gün işlerin nasıl gittiğini sordum. Tam bir aceleydi.”

UUİ’de giden astronotlar, zamanlarının çoğunu önemli bilimsel görevlerle ilgilenerek geçiriyorlar. Fakat haftasonlarındaki molalarda, amatör radyocular ile düzenli olarak irtibat kurdukları biliniyor. Bu durum, çeşitli eğitim projeleri ve girişimler için uzay istasyonuna kurulmuş amatör telsiz ile mümkün oluyor. Eğer teknik bilginiz varsa, bu cihaza düşük güçlü radyolar, küçük verici antenler yoluyla ulaşılabiliyor.

Amatör
Adrian Lane, radyo iletişimini gerçekleştirdiği, bahçesindeki kulübede. Amatör radyoculuk, Türkiye de dahil olmak üzere Dünya çapında yaygın bir hobidir.

Haberleşmeler, çoğu zaman resmî olarak NASA tarafından onaylanıyor. Örneğin İngiltere’de okula giden çocuklar, İngiltere’nin astronotu Tim Peake ile 2014 yılı sonlarında aynı amatör radyo teknolojisini kullanarak konuşmuşlardı.

Lane, zamanının çoğunu Dünya çapında radyo tutkunu arkadaşlarıyla iletişim kurarak geçirdiğini ve karısının bunu onaylamadığını söylüyor. “Bundan nefret ediyor” diye itirafta bulunuyor. “Bunun üzerine çok patırtı koptu. Hatta çocuklar beni nerede bulacaklarını biliyorlar. Babam nerede? Ah, yine o kulübede, diyorlar.”

Ozan Zaloğlu

https://www.sciencealert.com/amateur-radio-enthusiast-makes-contact-with-the-international-space-station




Gökyüzündeki Ani Parlamalar: İridyum Uyduları

Amatör astronomlar açısından izlemesi en keyifli olaylarından biri de “İridium Parlamaları”dır. Bunlar, uydu telefonları ve çağrı cihazlarının yeryüzünde kullanımını sağlamak amaçlı yörüngede dolanan uydulardır.

690 kilogramlık ağırlıklarıyla oldukça iri sayılabilecek iridyum uyduları, alçak Dünya yörüngesinde, yaklaşık 780 km yüksekte yer alırlar ve sayıları 72 tanedir.

Dünya yörüngesindeki yaklaşık 100 dakika süren dolanımları sırasında her gün defalarca üzerimizden geçerler. Bu esnada belirli bir açıya geldiklerinde Güneş ışınlarını çok fazla yansıtırlar. Öyle ki kısa bir süre için gökyüzündeki en parlak yıldızdan dahi kat ve kat daha parlak görünürler. Bu da bizim onları başta sönük, sonra şiddetli bir parlama yapıp sonra da tekrar sönüp kaybolan gizemli objelermiş gibi algılamamıza sebep olur.

iridium8751
İridyum uydularının temel yapısı. Bu uyduların geniş antenleri, Güneş ışığını tıpkı bir ayna gibi güçlü biçimde yansıtırlar.

 

Tahmin edeceğiniz gibi, yaklaşık 23 yıldır hayatımızda yer alan bu iridyum uyduları, birçok UFO ihbarının da sorumlusudur: “Gökyüzünden aniden aşırı parlak bir obje belirdi. Çok hızlı yol alıyordu ve aniden ortadan kayboldu. Uçak değildi, olsaydı sesini duyardık” tarzında çok fazla yoruma neden olurlar.

Halbuki durum son derece basit. Onlar bizim yıllar önce yörüngeye yerleştirdiğimiz uydulardır. Hatta bunları oturduğunuz yerden ne zaman görebileceğinizi bilmek de mümkündür. Gökyüzünün en parlak yıldızı olan Sirius yıldızı -1.47 kadir iken bu uydular -8.5 kadire, yani gerçekten göz alacak kadar büyük bir parlaklığa ulaşabilirler. Dolayısıyla ne zaman geçeceğini ve nereden geçeceğini konum bilginizi vererek öğrendiğinizde tek yapmanız gereken arkanıza yaslanıp manzaranın tadını çıkarmak.

iridium3
Tipik bir İridyum parlamasının birkaç saniyelik pozlamayla alınmış görüntüsü (Fotoğraf Telif: Runar Sandnes).

 

Gerekli bilgileri öğrenmek için www.heavens-above.com adresine girerek öncelikle konumunuzu seçmelisiniz. Ardından “İridium Parlamaları” listesine tıkladığınızda size nereden ve ne zaman geçecekleri hakkında bir tablo verecektir. Aynı şekilde bu siteden diğer tüm uydu geçişlerini takip edebilir ve izleyebilirsiniz.

İridium parlamaları kısa ama şiddetlidir, ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu) gibi uydu geçişleri ise daha uzun soluklu olur. ISS de iridyum uyduları kadar olmasa bile,  oldukça parlak olduğu için izlemesi bir hayli keyiflidir. Hepinize tavsiye ediyoruz, manzaranın tadını çıkarın.

Ögetay Kayalı




Wirtanen Kuyruklu Yıldızı Çıplak Gözle Görülebilecek Mi?

Son günlerde basında Wirtanen (46P/Wirtanen) Kuyruklu Yıldızı’nın 13-16 Aralık 2018 tarihleri arasında çıplak gözle dahi görülebileceği yazılıp çiziliyor. Bu doğru mu peki?

Aslında çıplak gözle görülebileceği konusunda söylenenler hem doğru, hem de yanlış. Açıkçası kişiden kişiye değişebilecek bir durum çıplak gözle görülüp görülemeyeceği. Ancak, her ne olursa olsun, ışık kirliliğinden “tümüyle uzakta”, şehirlerin dışında, yüksek rakımlı bir yerde ve çok çok karanlık bir ortamda bulunmanız gerekiyor.

Wirtanen Kuyruklu Yıldızı, bize en yakın olduğu dönemde, gökyüzünde yaklaşık olarak 5.5 kadir parlaklığa sahip olacak. Bu parlaklık, insan gözünün maksimum görme sınırlarına çok yakın bir değer. Kimi insanlar 5 kadirden daha soluk gökcisimlerini göremezken, kimi insanlar 5.5 kadir parlaklığa kadar olan çok soluk nesneleri de farkedebiliyorlar.

Kadir, bir parlaklık ölçü birimidir. Değer ne kadar yüksek ise, gökcismi o kadar soluk ve zor görülür. Burada 5.5 kadir parlaklık değerini verdiğimiz Wirtanen, yukarıda belirttiğimiz gibi insan gözünün görme sınırlarına çok yakın değerlerde. Yani, çıplak gözle görebilseniz dahi, eğer yerini iyi biçimde bilmiyorsanız, arka plandaki yıldızlar arasında onu fark edebilmeniz çok çok zor.

Özetlemek gerekirse, eğer gözünüz 5 kadirden daha soluk gökcisimlerini görebilecek keskinliğe sahipse ve gittiğiniz çok çok karanlık ortamda bir astronom size Wirtanen’in tam konumunu gösterirse (veya lazer ile işaretlerse), çok soluk belli belirsiz bir nokta olarak görebilirsiniz. Öyle ki, bu kuyruklu yıldız, zaten oldukça sönük ve zor görülebilen bir yıldız olan “Kutup Yıldızı“ndan yaklaşık 20-30 kat daha soluk görülecek.

Elbette bir dürbününüz varsa, biraz daha iyi görebilme şansınız var. Ancak yine de göreceğiniz şey, soluk bir noktadan ibaret olacak. Asla kuyruğunu veya çevresindeki yeşilimsi pusu göremeyeceksiniz.

Teleskopla baktığınızda da yine aynı durum söz konusu. Biraz daha parlak olacak ama yine soluk puslu, siyah-beyaz bir nokta göreceksiniz.

Zafer Emecan




İkizler (Geminid) Göktaşı Yağmuru (13-14 Aralık)

Her yıl 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen İkizler (Geminid) Göktaşı Yağmuru, 13’ü 14’e bağlayan gece zirve yapacak.

Perseid Göktaşı Yağmuru’ndan sonra yılın en iyi ikinci göktaşı yağmuru olacak olan İkizler Göktaşı Yağmuru sırasında ışık kirliliği olmayan bir yerde saatte 50 ile 100 adet meteor görmeniz mümkün. Gözlem için dürbüne, teleskoba ya da başka bir tür astronomik ekipmana ihtiyacımız yok. Bu gece gözlerimiz, yegane gözlem araçlarımız olacak.

Nereye, Ne Zaman Bakmam Gerek?

İkizler Göktaşı Yağmuru’nun saçılım noktası tahmin edebileceğiniz üzere gökyüzünde İkizler Takımyıldızı’nın bulunduğu bölge. Saat 21.00 sularında doğu ufkunda yükselmeye başlayacak olan İkizler Takımyıldızı’nın en parlak yıldızları olan Polluks ve Kastor’u, yine doğu ufkunda üst üste dizili belirgin üç yıldızıyla hemen tanıyabileceğiniz Avcı Takımyıldızının doğusunda görebilirsiniz.

İkizler
13 Aralık 2017 tarihinde saat 23:30’da, Türkiye genelinde gökyüzünün doğu yönünde yaklaşık görünümü ve ikizler takımyıldızının konumu.

 

İkizler Takımyıldızı’nı seçemeyecek olsanız dahi, saat 21.00’den sonra doğu ufkuna bakmanız yeterli olacaktır. Çünkü göktaşı yağmurlarının belirli saçılım noktaları bulunsa bile, gökyüzünün her bir yönünde görülebilirler.

Bu Kadar Toz Toprak Nereden Geliyor?

Çoğu göktaşı yağmurunun aksine, İkizler Göktaşı Yağmuru’na sebep olan şey bir kuyruklu yıldız değil. Başımıza taş yağdıran cisim, 3200 Phaethon adına bir asteroid. Dünyamızın yörüngesi 3200 Phaethon’un yörüngesiyle kesişince, asteroitin ardında bıraktığı irili ufaklı toz parçacıkları atmosferimize giriyor.

3200 Phaethon asteroidinin yörüngesi.

 

En sağlıklı gözlemi gerçekleştirmek ve daha fazla meteor görmek için şehrin ışık kirliliğinden uzak, yıldızları rahat seçebileceğiniz bir yerde, gece yarısından sonra saat 02:00 gibi gökyüzüne bakmanızı tavsiye ediyoruz.

Burada ışık kirliliği ciddi önem taşıyor, çünkü eğer bir şehir merkezinde iseniz, maalesef ne yaparsanız yapın göktaşı yağmurunu gözlemleneniz mümkün olmayacak. O nedenle, şehirden olabildiğince uzak ve gökyüzünde yıldızları bol miktarda görebildiğiniz bir yere gitmenizi önermek zorundayız.

17 Aralık’a kadar azalarak devam edecek göktaşı yağmurunu 13 Aralık gecesi en yoğun biçimde gözleyebileceğinizi yeniden hatırlatarak, tüm gözlemcilere bol şans diliyoruz.

Hazırlayan: Kemal Cihat Toprakçı

En üstteki ana Görsel: 2013 Geminids over South Dakota – © Mike Berenson




İlk Teleskobum: Bir Sevdadır Gökyüzü

Türkiye’nin en iyi el yapımı teleskop ustalarından, Kozmik Hanım olarak da bildiğiniz Nurcan Örtügen Gök, uzunca bir süre “İlk Teleskobum” adını verdiği sosyal sorumluluk projesi ile onlarca okula çok sayıda ücretsiz teleskop sağladı, eğitimini verdi.

Yine okullarda gençlere ve çocuklara teleskop yapım tekniklerini ve astronomiyi anlattı. Sayesinde binlerce genç, gökyüzü ile, astronomi bilimi ile tanıştı. Bu yazı dizisinde, kendi ağzından bu macerasını dinleyeceğiz. Gök bilim sevgisinin nelere kadir olduğuna siz de şahit olun…

Bir sevdadır gökyüzü,
Tanımadığın, bilmediğin,
Uçsuz bucaksız gördüğün,
Tadamadığın, koklayamadığın.

Bir sevdadır gökyüzü,
Gidemediğin, varamadığın,
Varamadıkça peşinden koştuğun,
Koşup da bitap düştüğün.

Bir sevdadır gökyüzü,
Uykusuz kaldığın,
Üşüdüğün, acıktığın,
Uğruna geleceğini adadığın…

•••

‘Bilim toplum projesi’ denince bir çok proje sayabiliriz. Ülkemizde bu alanda bir çok çalışma yapılmakta. Yapılan projelerin çoğu baktığınızda gayet iştah açıcı gelebiliyor. Bir öğretmenseniz, lisede öğrenci iseniz, yüksek lisans yapıyorsanız, belli bir kesime ait iseniz vs. bu projelere katılabilmeniz çok da uzak değil.

Lakin örneğin hiç kendinizi Toroslar’daki bir yaylada yaşayan Ahmet çoban yerine koydunuz mu?

Ya da Edirne’deki 79 yaşındaki Muzaffer dede yerine? Peki ya hayatı televizyonlardaki kadın programlarını seyretmekle ve mutfakta geçen Ayşe hanım yerine? Tebeşir bulamayan ama astronot olma hayalleri kuran YİBO öğrencisi Aslı yerine?

nurcan-ortugen-gok-9917
Nurcan Örtügen Gök, kendi yaptığı teleskobu gözlem için hazırlıyor.

 

Ne kadar büyük bir lüks değil mi bu saydığımız? Belli ‘BİR’ kesime ait olmayan, içimizden herkesin, her kesimin koşulsuz katılabileceği bir ‘BİLİM TOPLUM PROJESİ’? Evet çok büyük bir lüks.

Kozmik hanımımızın tam olarak böyle, büyük, çok büyük, çok lüks bir sosyal sorumluluk projesi vardı. ‘DI’ diyoruz zira varla yok arası bir durumda artık.

O, eşi ve kendi maddi imkanları ile Türkiye’nin ilk halka açık teleskop yapım imalathanesini kurmuştu. Türkiye çapında ulaşabildiği kadar insanı gökyüzü ile tanıştırma hedefindeydi. Bu hedefine ulaşırken yaşadığı tatlı anılardan bazılarını kendi ağzından bu yazıda bir araya getirdik.

Keyifli okumalar…

İSTANBUL- Projenin ilk ayağı olan İstanbul Esenler’de bir devlet okuluna doğru yola çıkmıştık. Hepimiz çok heyecanlıydık. Okulun önüne vardığımızda okul kapısı açıldı ve büyük bir kalabalık arabanın her tarafını sardı. Çocuklar çığlık çığlığa…

Her bir ağızdan yaşasın teleskobumuz geldi cümleleri fışkırıyor, kollar arabaya dolanmış, meraklı gözler arabadan inmemizi bekliyordu. Sanırsın okula uzay mekiği getirdik! Sen hiç teleskobumuz oluyor diye sevinen bir bahçe dolusu ışıldayan çocuk gözleri ile karşılaştın mı?

KİLİS- O sene büyük bir kış vardı tüm Tükiye’de. İstanbul’dan yola çıkıp Kilis’e varmamız gerekiyordu. Herkes yollar çok fena erteleyin diye ısrar etti. Ama dinlemedik. Çıktık yola. Klasik eğitim camiası yöneticileri ile bir araya geldik. İlçe Milli Eğitim Müdürü bize şu cümleyi kurdu:

Nurcan Hanım ben 35 senedir burada görev yapıyorum. Bir gün biri size teleskop getirecek deseler hayatta inanmazdım. Hem de bu hava koşullarına rağmen buralara kadar geldiniz. Olmayacak bir şeyi gerçek yaptınız, hakkınızı ne kadar ödesek az…”

Gözlem yapıyorduk bahçede. YİBO’da okuyan öğrenciler de vardı gözlem etkinliğinde. Herkes sıraya girmişti. Üç genç kız dikkatimi çekti. Kol kola dolaşıyorlardı. Siz baktınız mı diye seslendim teleskobun başından. ‘Abla biz akşamları damdan hep seyrediyoruz yıldızları, bakmasak da olur’ diye cevap verdi biri. Israr ettim, bir de burdan bakın belki değişik bir şeyler vardır dedim.

Dudak büke büke geldiler teleskobun başına. Bir tanesi yarım ağız teleskoba eğildi. O sırada Plaides’e dönüktü teleskop. Kız birden çığlık atıp geri çekildi. ‘Gız goşun goşun pırlantaları saçmışlar ya gök yüzüne’ …

Geldiler baktılar, gittiler geldiler tekrar tekrar baktılar.

 

Bizim bahçede bir gözlem etkinliğindeydik. Her zamanki gibi teleskoplar kurulmuş, kalabalık sıradaydı. Bir kadın yaklaştı yanıma. ‘Nurcan hanım ben ev hanımıyım, bu teleskopları siz yapıyormuşsunuz, ben de yapabilir miyim? Bir de siz Türkiye’nin ilk astronotu imişsiniz doğru mu?’ dedi  Gülümsedim, sarıldık, uzun uzun sohbet ettik. Selam olsun benim teleskop yapmaya meraklı ev hanımlarıma…

Ah elinde bastonu yaşlı dedem, ama öyle de dinçtin ki hiç unutmuyorum seni. Dedem yanımdan hiç ama hiç ayrılmadı. “Gel dedecim sen de bak” dedim. “Kızım çocuklar baksın önce, ben beklerim” dedi. Ben gözlem yaptırırken, sohbet ettik bir yandan. Dedem köy enstitüsü mezunlarındanmış. Sputnik’in fırlatılmasından tutun da neler neler konuştuk. ‘Kızım hiç nasip olmamıştı. Söyledikleri gibi Satürn’ün halkalarını da göreceğim değil mi?’ diye sordu. “Tabii ki” dedim.

Çocuklar azaldığında artık teleskobun başına geçti, gözlüğünü usulca cebinden çıkarıp gözüne yerleştirdi. Derin bir nefes alarak göz merceğine doğru eğildi. Baktı, baktı, baktı. Kafasını kaldırdı, gözlüğünü çıkarıp bana baktı uzunca. Onaylarcasına başını öne salladı.

‘Kızım sana ne kadar teşekkür etsem azdır, tekrar bakabilir miyim dedi?’ Elbette dedim. Satürn’ün halkalarında, Ay’ın kratelerinde epey dolaştık. ‘83 yaşındayım. Hep teleskoptan bakmak istemiştim. Kısmet bu geceyeymiş. Ölmeden gözlerimle gördüm ya artık gözüm açık gitmeyeceğim kızım, sağol’ dediğinde ben zaten ağlıyordum…

04TeleskoplarArasindaAltugKaganGok

Şalvarlı teyzem beni öyle güldürmüştü ki. Bağbozumu şenliğindeydik. Bir yandan sahnede konser, diğer tarafta dönme dolaba binen gençlerin çığlıkları, bir yanda da bizim dizdiğimiz teleskoplar. Ortam şahane Şalvarlı teyzem geldi. Sırada çok beklemiş.

Gız ne var burda çok merak ettim” dedi. “Gel teyzem gel” dedim. “Bak bakalım ne varmış?” “Bak korkmayacam demi?” dedi. “Yok korkmazsın merak etme sen bak” dedim. Bakmasıyla geri çekilmesi bir oldu. Cümle aynen şöyleydi. ‘Eneeeem Ay beri gelmiş, gız nettin sen böyle’ sonra epey inceledi Ay’ın kraterlerini. Sen çok yaşa e mi…

Ah o tebeşir bulmakta zorlanan okullarımızz ve onların öğretmenleri ve öğrencileri. Üzerinde sadece bir hırkası vardı Ahmet’in. Teleskopla baktıktan sonra kurduğu cümleyi hayatım boyunca unutacağımı sanmam:

‘Abla soğuktan sırada beklerken kıçım dondu affedersin. Ben ömrümde uçak görmedim, sen bana Satürn’ün halkalarını gösterdin. Kıçım dondu ama değdi be ablam. Ablam hayatım boyunca bu geceyi unutmayacağım.!’

Nurcan Örtügen Gök
(Teleskop yapım ustası)




Astrofotoğrafçılık: Temel Tercihler

Astrofotoğrafları çekmek kadar bu görüntüleri de işlemek başlı başına bir alan oluşturuyor. Genelde insanlar teleskop ile bakarken internette gördükleri fotoğraflar gibi görüntüyle karşılaşacaklarını zannederler.

Ama durum çok farklı çünkü gözümüzün ışık toplama kapasitesi, uzun pozlama sonucu CCD ya da CMOS sensörlerin topladığı ışık yanında çok düşük kalıyor. O yüzden en sık karşılaşacağınız “teleskopla bu çektiğin fotoğrafın aynısını görebiliyor muyuz” sorusuna vereceğiniz en net yanıt “hayır” olacak. Daha da açık olursak; Hubble Teleskobu ile baksanız dahi, fotoğraflarda gördüğünüz canlı ve ışıltılı görüntüyü, çıplak gözle hiçbir zaman göremeyeceksiniz.

(Teleskopla bakıldığında ne göreceğinizle ilgili çok daha detaylı bilgi için, bu linkteki yazımızı okumalısınız. Kesinlikle, bu yazıyı okumadan bir teleskop almaya kalkışmayın!)

Astrofotoğrafçılığa ilk başladığım dönemde, bir kaç ay boyunca bu sorulara yanıt ararken aynı zamanda sık sık gözlem yapma ve fotoğraf çekme fırsatım oldu. Deneme yanılma yöntemiyle kendi yağımda kavruldum diyebilirim çünkü yaşadığım şehirde astrofotoğrafçılık ile uğraşan insanları tanımıyordum. Çok değerli gözlem sürelerinde teknik bilgilerimin eksikliği nedeniyle boşa harcadığım vakitler oldu ama insan en iyi hata yaparak öğreniyor sözünün doğruluğunu bir kez daha anladım.

Kullandığım kundağın artık bana yeterli gelmediğini anladım ve daha uzun pozlama süreleri ve daha iyi astrofotoğraflar için GoTo özellikli elektronik kundak almaya karar verdim. Tercihim Orion Atlas Pro serisi oldu çünkü fiyat/performans dengesi açısından rakiplerinin bir adım önünde bir kundaktı. Aynı zamanda 115mm’lik Meade 6000 Serisi APO Triplet ED optik tüp alarak astrofotoğrafi alanına ciddi bir adım atmaya karar verdim. Kundağa ilişkin izlenimlerimi buradan okuyabilirsiniz.

disliler-5525-2Her ne kadar elektronik kundak kullansam da 60 saniye pozlama süresinden sonra yine gökcisimleri kaymaya, görüntüler uzamaya başladılar. Ne kadar iyi kundağınız olsa da, kılavuz sistemi olmadan bir süre sonra takip yetersiz kalıyor. Bunun en büyük sebeplerinden birisi kundağın dişlileri arasındaki boşluktan kaynaklanan “backlash” adını verdiğimiz sorun. Dişlilerin arasındaki milimetrik boşluklar periyodik takip hatalarına neden olurlar.

İşte burada “autoguider” dediğimiz kılavuz sistemi devreye giriyor. Autoguider sistemi hem polar ayardaki, hem atmosferdan kaynaklanan etkileri hem de backlash adını verdiğimiz kundak dişli mekanizmasından kaynaklanan takip hatalarını düzeltmek için geliştirilmiş bir sistemdir.

Kılavuz sistemi nedir?

Birkaç çeşit kılavuz sistemi olmakla birlikte kabaca kılavuz sistemi ayrı bir kamera ve optik sistemden oluşan mekanizmanın bir yıldız üzerine kitlenerek onu takip etmesi sağlanır. Sistem aynı zamanda teleskobun kundağına da bağlı olmakla birlikte, kundağa komut vererek hedefteki yıldızı sıkı bir şekilde takip etmesini sağlar. Adı üstünde olduğu gibi teleskopun kundağına kılavuzluk eder.

Astrofotoğrafçılık
Astrofotoğrafçılık, profesyonelleşmeye başladığınızda pahalı bir uğraş halini alabiliyor.

 

Üstteki kendi kullandığım sistemde de göreceğiniz üzere, optik tüpün üstüne sabitlenmiş olan görece daha küçük olan tüp ve arkasındaki kamera kılavuz sistemidir. Kılavuz sistemi kullanarak bu hatalar en düşük seviyeye indirilerek çok uzun süre pozlama yapılmasına imkan sağlanmış olur. Eğer derin uzay objelerini düşük ISO’larla uzun süre pozlayarak fotoğraf çekmek istiyorsanız kılavuz sistemi kullanmak kesinlikle gerekiyor.

Peki astrofotoğrafçılık için hangi tür teleskop, fotoğraf makinesi ve kundak almamız gerekiyor?

Astrofotoğrafi için hangi teleskobun kullanılması gerektiğinin kesin bir cevabı yoktur. Her bir teleskop (optik tüp) tipinin, kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Şimdi sırasıyla inceleyelim:

Refraktör (Mercekli) Teleskoplar

Refraktör teleskoplar diğer bir ismiyle mercekli teleskoplar optik ana bileşeni mercekten oluşan teleskoplardır. Mercekli bir teleskopta, ışık mercekten geçerken kırılır. Bu özellik sayesinde, ışınlar belli bir noktada toplanarak odaklanabilirler.

Renk sapıncına bir örnek
Mercekli teleskoplarda astrofotoğrafçılık sorunu olan renk ayrışmasına bir örnek.

Ancak burada ortaya çıkan en büyük sorun ışık farklı renkleri içerir ve her renk farklı farklı dalga boyunda olduğundan farklı açılarla kırılır. Bu, cisimden gelen ışığın renklerine ayrışmasına yol açar. Bu istenmeyen bir durumdur, çünkü görüntünün netliği bozulur.

İşte buraya apokromatik adı verilen mercek tipleri devreye girer ve bu hatanın çok büyük oranda düzeltilmesi sağlanır. Eğer astrofotoğrafi için refraktör teleskop tercih edecekseniz apokromatik olmasına dikkat edin.

Mercekli teleskoplar kapalı optik tüp sistemine sahip oldukları için fazla bakım gerektirmezler ancak mercek maliyeti nedeniyle çok pahalıdırlar.

Aynalı Teleskoplar

Benim de ilk kullandığım optik tüp olan Newtonian reflector yani aynalı teleskopların objektifi aynadan oluşur. Optik tüpün en sonunda yer alan birincil aynadan yansıyan ışınlar teleskop tüpünün içine geri döner. Burada optik tüpün içinde yer alan ikincil aynadan 90 derecelik kırılma ile teleskobun yöneltildiği cismin görüntüsü  göz merceğine yönlendirilir.

Newton türü bir teleskop. Önde ikincil düzlem ayna, arkada birincil çukur ayna ve ön yan tarafta göz merceği yuvası
Newton türü Aynalı bir teleskop. Önde ikincil düzlem ayna, arkada birincil çukur ayna ve ön yan tarafta göz merceği yuvası

 

Aynalı teleskopların en büyük avantajı fiyatlarının uygun olmasıdır. Ayna çapı büyüdükçe toplanan ışık miktarı da artacağı için aynı çapta bir aynalı teleskop ile mercekli teleskopun fiyatları arasında çok büyük bir uçurum vardır. Ancak açık optik tüp sistemine sahip olduklarından çok sık bakım gerektirirler . Ayrıca birincil ve ikincil aynanın birbirne olan açıları zamanla bozulabileceğinden “kolimasyon” adı verilen bir ayar yapılmasını gerektirir. Aynalı teleskop kullanacaksanız ortama bağlı olmakla birlikte benim gibi gece yarısı gözlem ortasında saç kurutma makinesiyle işlem yapmanız gerekebilir.

Astrofotoğrafçılık için aynalı teleskop tercih edecekseniz, çektiğiniz karenin kenarlarında coma hatası denen bir bozulma olacağından, optik düzleme ekleyeceğiniz comma corrector adlı bileşeni de almanız gerekecektir. Şahsen yeni başlayacaklar için fiyat/performans açısından 6 veya 8 inç aynalı bir teleskop almanız sizi uzun bir süre idare edecektir.

Hem Aynalı Hem Mercekli (Katadioptrik) Teleskoplar

Bu tip teleskoplarda birinci aynadan önce optik düzlemde bir de düzeltici mercek bulunur. Bu sistemler hem optik gözlem hem de astrofotoğrafi için uygun olmakla birlikte karışık bir sistem oldukları için fiyatları da yüksektir. Ayrıca genellikle odak değerleri (f) yüksek olduğundan daha uzun süre pozlamalar yapmanız gerekebilir.
Astrofotoğrafi için hangi tür kamera kullanmak gerekiyor?

Bir Schmidt-Cassegrain türü teleskobu tutan Çatal Kurgu
Katadioptrik bir Newtonian teleskop.

Amatör astrofotoğrafçılık için yaygın kullanılan DSLR fotoğraf makineleridir. Yazılım desteği ve çekilen görüntülerin işlenmesine olanak sağlaması nedeniyle tercih edilen bu makineler hem günlük kullanım hem de astrofotografi için uygundur.

Bazı üreticiler astrofotoğrafçılık için özelleştirilmiş DSLR modelleri de üretmektedir. DLSR makinelerin handikapı sensörün aktif bir soğutma sistemine sahip olmaması nedeniyle ısınarak istenmeyen parazit ve gürültüleri oluşturmasıdır. Bu konuya yukarıda değinmiştik.

Diğer bir tercih ise aktif soğutma sistemine sahip CCD sensörlü astronomi kameralarıdır. Bu cihazların fiyatları çok yüksek olmakla birlikte renkli ve monochrome (siyah beyaz) olarak iki tipi vardır. Profesyonel fotoğrafçılar tarafından monochrome versiyonları tercih edilir. Çeşitli özellikteki filtrelerle siyah beyaz çekilen görüntüler birleştirilerek işlenir ve renkli görüntü elde edilir.

Astrofotoğrafi için hangi tür kundak kullanmak gerekiyor?

Ekvatoryel ve Alt-Azimuth kundaklar olarak iki tip kundak tipi mevcuttur. Fazla detaylarına girmemekle birlikte alt-azimuth kundaklarda kutup ayarı yapılamadığı için görüntüler bir süre sonra baş aşağı devriliyormuş gibi olacağından astrofotoğrafi amacıyla kundak alacaksanız kesinlikle ekvatoryel kundakları tercih etmeniz gerekecektir. Kundak sistemleri hakkında daha fazla bilgi için şu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Sonuç olarak astrofotoğrafi için ekipman tercihi konusunda fiyat/performans dengesini de gözeterek bütçenize uygun olabildiğince büyük teleskop çapını kaliteli bir kundak sistemi ve kamera ile birleştirmeniz gerekiyor. Filtre, makine için adaptör halka setleri vs. ek bileşenleri de dikkate almalısınız.

Ancak şunu unutmamalısınız ki tüm ekipmanlarınız mevcut olsa bile en büyük ihtiyacınız olan şey “sabır” olacak. Gördüğünüz astro fotoğrafların çoğunun altında saatler hatta günler boyu harcanan emek yattığını aklınızdan çıkarmayarak bu işe gönül verdiyseniz sabırlı olmayı ve sahada yaşayabileceğiniz tüm aksiliklere rağmen (bu bazen gözlem alanınıza demir atmış bir bulut bile olabilir) başarıyla çekip işlediğiniz ve son halini verdiğiniz güzel bir fotoğrafın verdiği zevke kesinlikle değer!

Murat SANA




Okullarda “Planetaryum” Çok Mu Faydalı?

Son yıllarda, okullardaki planetaryum oranındaki artış sizin de dikkatinizi çekmiş olmalı. Özel birçok okul, tanıtım çalışmalarında mevcut planetaryumlarına yer veriyor. Peki, bu planetaryumlar saygınlık, etkinliklerde ve öğrenci kulüplerinde mekansal zenginlik dışında okullara ne katabilir?

Çoğu bilim insanı tarafından temel bilimlerden biri kabul edilmesine rağmen; Astronomi ve Uzay Bilimleri zorunlu dersleri, eğitim ve öğretim programlarından 1974* yılında kaldırıldı. Bugün seçmeli ders olarak ortaöğretim seviyesinde verilebilen astronomi derslerine; genelde fizik ve matematik öğretmenlerinin girdiğini, ders saatlerinin farklı amaçlarla kullanıldığını biliyoruz.

Eğitim öğretim program ünitelerini incelersek, daha önce 11.Sınıflar Fizik ders programının son ünitesi olan “Yıldızlardan Yıldızsılara” ünitesinin de kaldırıldığını görürüz. Dolayısıyla, 2016-2017 eğitim öğretim yılı için astronomi bilimi ile doğrudan ilişkili tek ünitenin 7. Sınıf “Güneş Sistemi ve Ötesi: Uzay Bilmecesi” olduğunu söyleyebiliriz.

Planetaryum
Türkiye’de okullarda en fazla bulunan ve astronomi etkinliklerinde kiralama yoluyla sıklıkla kullanılan şişme planetaryumlara bir örnek.

 

Sosyal etkinlikler kapsamında ise okullar; liderleri ve ilgili öğrencileri olduğu takdirde astronomi, astrofizik ve benzer kulüpler açabiliyorlar.

Peki, bir okul planetaryumu için, planetaryum kullanım zamanları; kulüpler ve senede bir 7. Sınıf “Güneş Sistemi ve Ötesi: Uzay Bilmecesi Sunumu” mudur? Ufuk açıcı planetaryum filmleri gösterebilmek, bu mekanları kurmak için yeterli midir? Yoksa planetaryumlar tüm akademik programlara destek, MYP, STEM vs. programları için etkin kullanılabilinir mi?

Başta yurtdışındaki planetaryumlara baktığımızda; yoga seanslarından drama etkinliklerine, resim yarışmalarından şiir dinletilerine planetaryumların STEAM (Science -Fen-, Technology -Teknoloji-, Engineering -Mühendislik-, Art -Sanat- ve Mathematics -Matematik-) programlarına dahil olduğunu ya da farklı sosyal etkinliklerde kullanıldıklarını görüyoruz.

Planetaryum
Ülkemizdeki başarılı astronomi kurumlarından biri olan Ali Kuşçu Uzay Evi’ndeki planetaryumda yapılan bir film gösterimi.

 

Bu planetaryumlar, genelde özel ya da belediye destekli, okul planetaryumlarına göre büyük planetaryumlardır; ama küçük planetaryumlar için de ufuk açıcı olabilirler. Birkaç örneğini aşağıda verdiğimiz şu linklerden görebilirsiniz:

Adler Planetaryumları Yoga Seanları
Moas Sanat ve Bilim Müzesi Planetaryumu Etkinlikleri
NASA JPL, Şişirilebilir Planetaryumda “Gökyüzü Hikayeleri” Etkinliği

Biz yine küçük okul planetaryumlarımıza dönersek, mesela bir Türkçe dersinde Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı” tahlilini planetaryumda yapmak, sınıf dışı eğitimin en güzel örneklerinden biri olabilir. Bunlar ve benzeri yaratıcı etkinlikler, etkileyiciler; ama gerçek şu ki, sınav odaklı eğitim sistemimizde gereken önemleri göremeyebilirler. Bu noktada planetaryumları, akademik başarıyı destekleyen yapılar olarak kullanabilmemiz, planetaryumlarda ders kazanımlarına yönelik sunumlar hazırlamamız, mekanların hem daha sık kullanımını hem de okullarımızda planetaryum projelerinin yayılmasını sağlayabilir.

Mesela, 9. Sınıf Fizik Dersi Öğretim Programının 1. Ünitesi’nde yer alan, “Fizik Nedir, Fiziğin Alt Dalları Nelerdir ve Bilimsel Yöntem Basamakları Nelerdir?”, kazanımları planetaryumlarda fizik ve astronomi sunumları yapmak çok uygun olabilir. Yine aynı programın 2. Ünitesi’nde yer alan, “Madde Nedir ve Maddenin Ortak Özellikleri Nelerdir?”, kazanımlarında öğrencilere maddenin plazma hali tanımlanmaktadır. Evrenin madde hali plazma diyorsak, bu konu planetaryumda yapılacak bir sunum kadar etkili nasıl anlatılabilinir?

planetaryum-22544411
Okul yönetimleri, zekice yaklaşımlarla planetaryumlarını birçok ders için uygulama laboratuarına dönüştürebilirler.

 

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programının 2. Ünitesi olan Kuvvet ve Enerji ünitesinde öğrenci kazanımlarından biri -kütle ve ağırlık- ilişkisini kurmak üzerine. Yine kütlenin değişmezliği ve ağırlığın bir kuvvet olduğu öğrencilere planetaryumlarda yapılan “Gezegen Gezme” oyunu ile öğretilebilir.

10. Sınıf tarih dersi öğretim programının 2. ünitesi olan “Dünya Gücü: Osmanlı Devleti (1453-1600)” ünitesinde yer alan Osmanlı’da Hukuk, Bilim Ve Sanat Alanındaki Gelişmeler konusu planetaryumlarda; Ali Kuşçu’nun Takiyüddin’in yer aldığı sunumlar yapmak için çok uygundur.

Özetle, planetaryumlarda her dersin akademik kazanımlarına yönelik sunumlar tasarlamak mümkündür; astronot hastalıkları ile biyoloji dersi kazanımlarına ya da takım yıldızları ile mitolojik bir okuma parçasını inceleyerek yabancı diller dersi kazanımlarına kadar hitap etmek olasıdır.

Bu sebeple de planetaryumlar, okullarda etkinlik mekanları olarak kullanılmasının yanı sıra akademik başarı için destekleyici ve gerekli mekanlardır. Dolayısıyla, bir okulda planetaryum olup olmadığına değil, o planetaryumun verimli biçimde kullanılıp kullanılmadığına bakmak daha doğru bir değerlendirme biçimi olacaktır.

Buşra Özşahin

(*) TÜRKİYE’DE İLK VE ORTA ÖĞRETİMDE ASTRONOMİ EĞİTİM ÖĞRETİMİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ, http://www.fedu.metu.edu/ufbmek-5/b_kitabi/PDF/Astronomi/panel/t1-5d.pdf


Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT




4-10 Ekim Dünya Uzay Haftası

Dans Günü, Kaynanalar Günü, Makarna Haftası olur da, Dünya Uzay Haftası (World Space Week) olmaz mı? Elbette olur. Türkiye ve Dünya çapında bizim bildiklerimizin yanı sıra, her yıl kutlanan ve bilmediğimiz birçok özel gün ve hafta var.

Hatta, Anadolu Ajansı’nın derlediği bilgilere göre, Türkiye’de yılın 365 gününden 125‘inden fazlasında özel gün kutlaması yapılırken, 50’ye yakınında da belirli hafta kutlaması yapılıyor, belki bilenleriniz vardır. Hem Türkiye’de hem de Dünya’da yapılan bu kutlamalardan biri de, her yıl 4-10 Ekim tarihleri arasında kutlanan Dünya Uzay Haftası.

4-10 Ekim tarihleri arasında kutlanan Dünya Uzay Haftası, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiştir. Bu tarihler iki önemli olaya işaret eder; Birincisi, nesnelerin, canlıların, insanların yapacağı uzay yolculuklarına yeşil ışık yakan Sputnik-1 uydusunun uzaya gönderilmesidir.

4 ekim 1957 tarihinde Sovyetler Birliği tarafından Kazakistan’da bulunan Baykonur Uzay Üssü’nden R-7 roketi ile uzaya gönderilen Sputnik-1, 23 gün sonra atmosfere girerek yanmıştır. Zaten 1940’lı yıllardan sonra Sovyetler Birliği ve Amerika öncülüğünde başlayan soğuk savaş devam etmektedir ki, Sputnik-1’in uzaya gönderilmesinden sonra bu soğuk savaş yerini uzay yarışına bırakmaya başlar.

Sputnik-1’ i gönderen Sovyetler Birliği artık içinde bir canlı taşıyan ikinci uydusu Sputnik-2’ yi uzaya gönderecektir. Sovyetler birliği, öncesinde meyve sinekleri, yosun gibi canlılıarı uzaya göndermek için denemede bulunmasına rağmen bakımı ve eğitimi kolay, maliyeti az olmasından dolayı bir köpeğin uzaya gitmesine karar vermiştir. Ve Sputnik-2 ile uzaya giden köpek bir sokak köpeği olan Laika olacaktır. Sputnik-2’de Laika’nın geri dönüş mekanizması bulunmadığından ve Laika’nın kesin olarak öleceği bilindiğinden, bu olay kamuoyunda özellikle batı medyasında sert tepkilere sebep olmuştur. Ve nihayet,  3 kasım 1957’de içinde Laika’nın bulunduğu Sputnik-2 Dünya’nın yörügesine oturtulmuştur.

Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından uzaya gönderilen Sputnik Uzay Aracı.

 

Resmi açıklamalara göra Laika’nın kalkıştan bir hafta sonra öldüğü söylense de, Sputnik-2 misyonunda çalışan bir bilim adamı Laika’nın aslında kalkıştan bir saat sonra kapsülün ısınmasından dolayı öldüğünü açıklamıştır. ‘Dünya’nın yörüngesine oturan ilk hayvan’ ünvanı hayatına mal olan Laika’nın Sputnik-2 yolculuğu ile artık uzayda bir insanın yaşayabileceği ve yer çekimsiz ortama adapte olabileceği kanıtlanmıştır. Bu sıralarda Amerika da ilk uydusu olan Explorer’ı fırlatmıştır.

Uydularını ve bir canlıyı uzaya gönderen SSCB cesaret kazanmış ve Sputnik-2 nin gönderilmesinden 3.5 yıl sonra 12 Nisan 1961’de Yuri Gagarin’i uzaya göndermiştir. ‘Dünya’nın yörüngesine oturan ilk insan’ ünvanını alan Yuri Gagarin, yörüngede 108 dakika tur attıktan sonra sağ salim dünyaya dönmüştür. Acı gerçek şu ki, aslında bir savaş pilotu olan Yuri Gagarin, Dünya’ya döndükten 7 yıl sonra 34 yaşında bir uçuş eğitimi sırasında uçağının düşmesiyle hayatını kaybetmiştir.

Yuri Gagarin’in uzaya çıkmasından yaklaşık bir Ay sonra Amerikalı’lar 5 mayıs 1961’de Freedom-7 kapsülüyle Alan Shepard’ı uzaya göndermiştir. Böylece Alan Shepard uzaya çıkan ikinci insan ve ilk Amerikalı olmuştur. Aynı zamanda Apollo-14 ile Ay’a iniş yapan beşinci kişidir.

ABD’nin uzaya gönderdiği Explorer 1 Uzay Aracı.

 

Alan Shepard’ın bulunduğu uzay aracı tam olarak Dünya’nın yörüngesine oturamasa da, 187 km yükseklikten 15 dk’lık bir yörünge altı uçuşu yapmıştır. Bu uçuş Amerika’ nın uzay programına devam etmesi, Gemini ve Apollo projelerini başlatabilmesi açısından oldukça önem arz etmiştir ki gerçekten de Amerika, 16 temmuz 1969 yılında Apollo-11 ile Neil Armstrong’u  Ay’a göndermiştir. Neil Armstrong’un ‘Ay’a ayak basan ilk insan’ olarak tarihe geçmesiyle birlikte uzay yarışının asıl galibi de belli olmuştur.

SSCB’nin ve Amerika’nın kendi uzay istasyonlarını kurma süreciyle devam eden uzay yarışı sürecinde, devletlerin uzay çalışmalarında uluslararası alınan ortak kararlara göre hareket edebileceği ve uzlaşmaya doğru sürükleneceği bir anlaşma imzalanmıştır. İşte o da, Dünya Uzay Haftası’nın ikinci tarihini gösteren 10 Ekim 1967’dir. 10 Ekim 1967’de Dış Uzay Anlaşması (Ay ve Gök Cisimleri Dahil Uzayın Keşfi ve Kullanımı için Devletlerin Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler Antlaşması)  imzalanmış, Türkiye ile birlikte 102 ülke tarafından onaylanmıştır. Anlaşmaya ait başlıca ilkeler şöyledir:

⦁ Dış Uzayın keşfi ve kullanımı tüm ülkelerin yararı ve çıkarları gözetilerek yürütülür.
⦁ Dış Uzayın keşfi ve kullanımı hususunda tüm ülkeler özgürdür.
⦁ Dış Uzay bakımından egemenlik, işgal ve benzer iddialarda bulunulamaz.
⦁ Devletler hem yörüngeye hem de dış uzaydaki gök cisimlerine veya istasyonlarına; nükleer silah ya da diğer kitle imha silahları yerleştiremez.
⦁ Dünya’nın uydusu Ay ve diğer gök cisimleri yalnızca barışçı amaçlarla kullanılabilir.
⦁ Devletler, ulusal uzay faaliyetlerinden ve bu faaliyetler esnasında verdikleri zararlardan dolayı sorumludurlar.

4 Ekim 1957’ de Sputnik-1’in gönderilmesi, 10 Ekim 1967’de Dış Uzay Anlaşması’nın imzalanması olayları dolayısıyla kabul edilen Dünya Uzay Haftası kutlamalarında ülkeler çeşitli etkinlikler gerçekleştirir. Resim, şiir, kompozisyon yarışmaları, planetaryum gösterileri, gözlemler ve seminerler yapılarak,  insanları uzay seyahatlerinin başlangıcı ve önemi konusunda bilinçlendirmek, çocuklara astronomi ve uzay bilimi hakkında farkındalık sağlamak, uzay çalışmaları için teşvikte bulunmak hedef alınır.

Türkiye’de de yer yer bu etkinliklerle bilikte kutlamalar gerçekleştirilir. Hatta, 2007 yılı Dünya Uzay Haftası’nda BM tarafından yayınlanan bildirgede, yaptırılan etkinlikler kapsamında en fazla etkinlik organize eden Türksat A.Ş ikinci seçilmiştir. Türkiye dahil birçok ülkenin üyeliğinin bulunduğu Dünya Uzay Haftası Platformu bu konuda bilgi  verir ve yönlendirme yapar. Dünya’nın dört bir yanından,  Dünya Uzay Haftası kapsamında etkinlik yapacak olan kurum ve kuruluşlar yapacakları kutlama etkinliklerini içerikleriyle birlikte platforma kayıt ederler.

Uzay Haftası

Üstteki Dünya haritasında, Dünya Uzay Haftası Platformu’nun web sitesine 2017 yılı Dünya Uzay Haftası kutlamaları için ülkelerin bıraktıkları etkinlik konumları yer almaktadır. 2018 yılı için geçerli olan haritayı görmek için; http://www.worldspaceweek.org/events/event-map

Her yıl kutlama bazında ortak bir tema belirlenir. Örneğin; 2007 yılı Dünya Uzay Haftası kutlamalarının teması “Uzay’da 50’nci Yıl” idi. 2017 yılının teması, “Yeni Dünyaların Keşfi”. 2018 yılı teması ise; “Ay, Yıldızlara Açılan Kapı” olarak belirlendi.

Yeni dünyalarla ve bu yeni dünyalarda keşfedilebilecek medeniyetlerle tez zamanda yolumuzun kesişmesi dilekleriyle… Dünya Uzay Haftanız kutlu olsun…

Reyhan Çelik




Astrofotoğrafçılık Başlangıç Kitapçığı (Haziran 2018)

Astrofotoğrafçılık hobisine başlamak isteyenler için temel bilgileri içeren “Fotookul” kitapçığı, bayilerde!

Kozmik Anafor’un kardeş platformu olan Ankara Astronomi Topluluğu’nun uzman astrofotoğrafçıları
Murat Sana, Mustafa Aydın, Özgür Cengiz ve dünyaca ünlü astrofotoğraf üstadımız Mehmet Ergün‘ün birlikte hazırladığı bu astrofotoğrafçılık başvuru kaynağı, Foto Atlas dergisinin eki olarak Haziran 2018 sayısında yer aldı.

 

Dergiyi bulabilmek için, 3 ayrı şehirde 20 tane bayi gezen, bulamadığı için bir o kadar daha bayiye sipariş veren Kozmik Anafor yazarı Burcu Ergül. Dergiyi bulduğunda çok mutluydu.

 

Astrofotoğrafçılık hakkında, temel başlangıç bilgilerini ve temel makina önerileri ile tekniklerini içeren kitapçık, konu hakkında bilgisi olmayan veya daha detaylı bilgilere erişmek isteyenlere özel konuları kapsamlı biçimde ele alıyor.

Tükenmeden bir Foto Atlas dergisi alarak bu kaynağa sahip olmanızı tavsiye ediyoruz.




Tarihin İlk Uzay Turisti: Dennis Tito

Astronomi ve uzay bilimlerine gönül vermiş, profesyonel veya amatör olarak gök bilimi ile ilgilenen ya da çocukluğundan bugüne başını gökyüzüne kaldırıp geceleri sonsuz sayıdaki yıldızları seyreden hemen herkesin vazgeçilmez hayalidir; bir gün Dünya’nın sınırlarını aşıp o sonsuz uzay boşluğuna ulaşabilmek…

Bildiğiniz üzere bu hayalin ete kemiğe bürünebilmesi için en başta çok ciddi bir teknik sürecin, prosedürlerin, testlerin ve eğitimlerin gerçekleşmesi gerekiyor. Bundan da ötesi, bu işi bir meslek haline getirmiş profesyonel bir astronot değilseniz eğer, bu hayaliniz için en can alıcı ve önemli unsura sahip olmanız gerekli: Yani paraya

Hepinizin bildiği gibi ülkemizde yıllar boyunca okul okul, üniversite üniversite konferans verdirilen Halil Kayıkçı, bir parfüm firmasının çekilişinden uzay turizmi hakkı kazanmıştı. Halil Kayıkçı uzun yıllar boyu “ilk Türk astronot” veya “en genç Türk astronot” diye lanse edilmesine rağmen asla uzaya çıkamadı. Eğer çıkabilseydi astronot değil, tıpkı Dennis Tito gibi ancak bir uzay turisti olabilecekti. Ama Halil Kayıkçı’nın parası yoktu ki turist olabilsin?. Tıpkı onunla aynı dönemde bir ısıtıcı firmasından aynı uzay turizmi ödülünü kazanan ama gidemeyen garson Ercan Kaygısız gibi. Gerçi Dünya üzerinde bu şekilde uzay turizmi ödülü kazanmış ama asla uzaya gidememiş yüzlerce kişi var. Neyse, konumuz bu değil…

Dennis Tito, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda, turist olmayan gerçek astronot arkadaşlarıyla birlikte.

 

Dünya üzerinde bu hayalini gerçekleştirmiş ve kendi seyahatini kendi cebinden finanse etmiş ilk “Uzay Turisti”, Amerikalı Mühendis ve multimilyoner Dennis Anthony Tito‘dur. Bir Amerikan şirketi olan Space Adventures ile bu amaç uğruna anlaşan Dennis Tito, 28 Nisan 2001 tarihinde Rusya’nın Soyuz TM-32 misyonuna katılarak Uluslararsı Uzay İstasyonu’na yolculuk yapmış oldu.

Uzayda yedi gün 22 saat dört dakika boyunca kalan Tito, bu süre zarfında Uluslararası Uzay İstasyonu‘nun bir ekip üyesi olarak Dünya yörüngesinde tam 128 tur attı. 6 Mayıs 2001 tarihinde Dünya’ya dönen Dennis Tito, bu unutulmaz hayalini gerçekleştirmek için tam 20 Milyon Amerikan Doları‘nı gözden çıkarmış oldu.

En üstteki kapak fotoğrafında Tito, 6 Mayıs 2001 tarihinde uzay seyahati sonrası Dünya üzerinde kendisini karşılayan askeri ve teknik ekip ile birlikte başarıyı kutluyor. Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış misali, bizlere de bu güzel anıyı okurlarımızla paylaşmak kalıyor yalnızca.

Ne diyelim paranın gözü kör olsun…

Sinan Duygulu




Astrofotoğrafçılarımız: Özgür CENGİZ

Başarılı astrofotoğrafçılarımızı tanıtma ve kendi ağızlarından tecrübelerini sizlere aktarmaları gayesiyle yayınladığımız yazı dizimize, deneyimli astrofotoğrafçı Özgür Cengiz ile devam ediyoruz. Keyifli okumalar…

1975 Ankara doğumluyum. İlk ve orta eğitimimi Mimar Kemal İlkokulu ve Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümüne girdim. Aynı yıl, müzik çalışmalarım ile Ankara’nın seçkin mekanlarında müzisyen sıfatı ile görev aldım.

Okulu bitirip ve askerlik hizmetimi tamamladıktan sonra, özellikle Medya firmalarında, Proje Yöneticisi, Genel Yönetmen, Prodüktör, görüntü yönetmeni görevlerinde ve Teknoloji firmalarında koordinatörlük işlerinde çalıştım. Halen, Derin Sanat Akademisi’nde Yönetici ve Eğitmen olarak hizmetimi sürdürüyorum.

Özgür Cengiz - Peçe Bulutsusu

Hayatta iki büyük aşkım: Birincisi gökyüzü ikincisi ise müzik olmuştur. Müzik ile küçük yaşlarda aile içerisinde tanışmama rağmen, uzaya ilgim daha ileriki yaşlarımda başladı. Uzay ve havacılık merakımı uyandıran kitap, Ortaokul’da elime geçen Carl SAGAN’ın COSMOS kitabı oldu.

O tarihten itibaren kendi yaptığım mercekli teleskop ile uzayı keşfetmeye çalıştım. Ankara’nın göbeğinde bir lokasyonda oturmamızın ve (eskiler bilir) ağır hava ve ışık kirliliği ile boğuşmamız neticesinde uzaya çok küçük bir pencereden erişme fırsatım oldu. Zaman içerisinde parça parça ilgilenebildiğim astronomi ile astrofografi alanında yoğunlaşma imkanını 2011 yılında buldum.

Bu tarihten itibaren farklı model ve büyüklükte teleskoplarla gözlem ve DSLR makine kullanarak çekim yapmaya başladım. Bu anlamda, ilk ALT-AZ teleskobum meade ETX 125 ile 2 yıl boyunca yaz-kış balkondan gözlem yaparak ciddi anlamda amatör astronomi işinin içine girdiğimi hissettim.

Çoğu zaman, yazın ve baharın ılık günlerinde Ankara Üniversitesi Rasathanesi bahçesinde gözlem yaptım. Orada rastladığım rasathane çalışanları ve hocalarımız, gördüklerimi fotoğraflama konusunda beni teşvik ettiler. O günlerden aklımda çok net kalan bir görüntü vardır. Doğu ufunda yükselen Jüpiter… Onu teleskobun okülerinden ilk gördüğüm anı asla unutamayacağım…

Bilgi ve birikimlerimi aktarmak için 2012 yılından itibaren Aylık SOLFASOL gazetesinde astronomi konulu ve “Kaldır Kafanı”başlığında eğitici makaleler yazmaya başladım. “Işık kirliliği” ve “Engelliler için Astronomi” konularında araştırmalarım mevcut. Tecrübelerimi farklı platformlarda sunma imkanım da oldu. Amatör Astronomi ve Astrofotoğrafi konulu sunumlarım, Ankara’da değişik mekanlarda astronomi meraklıları ile buluştu. Halen, Murat SANA ve Mustafa AYDIN ile birlikte oluşumunu gerçekleştirdiğimiz,  Ankara Astonomi Topluluğu ile beraber çalışmalarıma devam ediyorum.

Özellikle Derin Uzay Fotoğrafçılığı ile ilgilenmekteyim. 10” RC optik tüp ve Skywatcher EQ8 kundak’tan oluşan temel ekipmanım ile birlikte özellikle galaksiler üzerine çalışmalar ve fotoğraflamalar yapıyorum.

Astrofotoğrafçılıkla ilgilenmek isteyenlere birkaç şey söylemek gerekirse, bu işe “bulaşacaksanız” her şeyden önce çelik gibi sinirleriniz, bitmek tükenmek bilmeyen bir azim ve peygamber sabrınız olması gerekiyor. Diğer tüm ekipman ve cihazları zaman içerisinde ihtiyacınız doğrultusunda temin edebilirsiniz. Ama yukarıdaki özelliklere sahip değilseniz, hobi olarak başladığınız bu uğraş, size mutluluk vermekten çıkıp, ezici bir eziyet haline gelebilir…

Sevgiler, saygılar…




Astrofotoğrafçılarımız: Mustafa AYDIN

Başarılı astrofotoğrafçılarımızı tanıtma ve kendi ağızlarından tecrübelerini sizlere aktarmaları gayesiyle yayınladığımız yazı dizimize, deneyimli astrofotoğrafçı Mustafa Aydın ile devam ediyoruz. Keyifli okumalar…

1974 yılında Tokat şehrinde doğmuşum. Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi okudum ve dış ticaret danışmanlığı alanında faaliyet yürüten kendime ait bir şirketim var.

Kızım Zeynep 3-4 yaşlarında iken onun da merak duymasını sağlamak ve baba kız faaliyetlerimize bir ilave olarak burada markasını bile söylemek istemediğim küçük ve çok kötü bir teleskop aldım. Tabii ki büyüklük ve kalite teleskop konusunda önemli olduğu için bir süre sadece ay ve birkaç gezegen gözlemi yapabildiğimiz bu teleskop yetmemeye başladı.

Mustafa Aydın, Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali 2017’de verdiği astrofotoğrafçılık eğitimleri sırasında.

Daha sonra biraz daha iyi bir dobson teleskop alarak yaklaşık 2 yıl boyunca havanın müsaade ettiği her gece gözlem yaptım. Bu gözlemler yıl boyunca değişen gökyüzünü tanımamda çok yardımcı oldu. Neredeyse optik gözlem yapan tüm amatör astronomlar gibi bir süre sonra bu objelerin fotoğraflarını çekme isteği doğdu içimde.

Öncelikle DSLR ve geniş açı lens ile samanyolu fotoğrafları çekmeye başladım. Bunu yaparken hep aklım derin uzay fotoğrafları çekmekte olduğu için bir takip edici kundağım olmamasına rağmen 100mm objektif ile Andromeda ve Pleiades gibi objelerin fotoğraflarını çok kısa pozlamarla çekip işledim.

İlk fotoğrafımı istifleyip birazcık işlediğimde gördüğüm manzara karşısında uzun bir süre heyecan ile titrediğimi unutmak mümkün değil.

Sonrasında bu işe ciddi olarak devam etmeye karar verdiğimde seçtiğim alan DSLR kamera, tele objektif ve bir takip edici sistem ile geniş alan derin uzay objeleri çalışmak oldu. Bu sebeple uzun araştırmalar ve incelemeler sonucu Skywatcher Star Adventurer, Nikon D5300 almaya karar verdim.  Çeşitli tele objektifler alarak çalışmalarıma devam ettim. 2017 yılında bir tesadüf eseri tanıştığım Murat Sana ve Özgür Cengiz ile Ankara Astronomi Topluluğu’nu kurduk ve faaliyetlerimize bu platformda devam ediyoruz.

Çektiğim astrofotoğrafların bazıları bugüne kadar Avrupa Uzay Ajansı (ESA), ulusal ve uluslararası astronomi topluluklarının sosyal medya hesaplarında yayınlandı ve ayın, haftanın fotoğrafı olarak seçildi. Çeşitli üniversite ve fotoğraf dernek ve kulüplerinde astrofotoğraf söyleşileri ve eğitimleri veriyorum.

Tübitak Bilim Genç Dergisi’nde Samanyolu fotoğrafçılığı yazı serisi devam etmekte olup, çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarım ve Ankara Astronomi Topluluğu olarak birlikte yazdığımız yazılar yayınlanmaya devam ediyor.




Güneş Battıktan Sonra Görülen Parlak Yıldız

Gün batımları, o rengindeki ahenk ile insanı iyileştiren bir güzelliğe sahiptir. Öylece Güneş’in batışını izlemek, bir terapidir adeta. Bazı zamanlarda bu gün batımına bir de parlak yıldız eşlik eder.

Öylesine parlak görünür ki, gökyüzüne o anda bakanlar muhakkak onu fark eder. Aslında bu görülen bir yıldız değildir. Bu parlak gök cismi, çoğunlukla Venüs ya da Jüpiter gezegenidir. Bazen ise bu gökcismi Satürn gezegeni olabilir.

(Bu yazıda anlattığımız gökcismi, tesadüf eseri 2016 yılının yaz aylarında gün batımından hemen sonra görülen parlak Mars gezegeni ile karıştırılmamalıdır. Bu yazımızda, ömrünüz boyunca sıkça göreceğiniz bir yıldız, daha doğrusu bir gezegenden söz edeceğiz).

Peki nasıl oluyor da bu kadar parlak oluyorlar, hangisinin hangisi olduğunu nasıl ayırt edebiliriz? Yıldızlardan ayırt edebilmemiz mümkün mü?

Venüs ve hemen üstünde yer alan Satürn gezegeni. (Foto: Michael Daugherty)

 

Gördüğümüz o parlak yıldızın Venüs mü Jüpiter mi olduğunu anlamak aslında oldukça kolay. Her şeyden önce gökyüzünün en parlak iki cismi bu iki gezegenimizdir. Dolayısıyla öncelikle gördüğümüz o parlak yıldızın gerçekten bir yıldız mı yoksa Venüs veya Jüpiter mi olup olmadığını anlayabiliriz. Burada ayırt etmede en önemli faktörlerden birisi yıldızların nokta kaynak olmalarından ötürü, atmosferdeki dalgalanmalardan etkilenmeleri ve ışıklarının göz kırpar gibi görünmesidir. Gezegenlerde bu etki çok daha azdır. Bu sayede gezegen olduğunu anladık diyelim, peki hangisi olduğunu nasıl ayırt edebiliriz?

Uzun yazı okumaktan hoşlanmayanlar için yazımızın hemen başında şunu söyleyeyim: 2018 yılı bahar ve yaz aylarında gün batımı sırasında göreceğiniz parlak gökcismi, Venüs gezegenidir. Detaylı bilgi almak isteyen okurlarımız, şimdi yazının kalanını okuyabilirler…

Her şey çok basit bir geometrik olaya dayanıyor. Venüs bir iç gezegen olduğu için, yani Dünya ile Güneş arasında bir yörüngeye sahip olduğu için biz Dünya’dan baktığımızda Venüs’ün yörünge hareketini ayırt edebiliriz. Yani Venüs yörüngesi etrafında nasıl Güneş’in etrafında dolanıyorsa, gökyüzünde de Güneş’in etrafında benzer şekilde dolanır.

merc-ven-sunset-horiz-BC
Merkür ve Venüs’ün gökyüzünde Güneş etrafındaki hareketleri bize onların birer iç gezegen olduğunu söyler.

 

Dolayısıyla Venüs; zaman zaman Güneş’in önünden geçerken, zaman zaman arkasında kalır. Aynı şekilde bu dolanma hareketi sırasında bize göre Güneş’in sağında veya solunda da kalabilir. Bu sebeple Ay gibi evreler gösterirken, ayrıca bu hareketi ile bir gezegen olduğunu anlamamıza imkan verdiği gibi bize onun Jüpiter olup olmadığını anlamamıza da imkan sağlar.

Aşağıdaki görselde Venüs ile Dünya’nın yörüngeleri arasında bir üçgen görülüyor. Buradaki alfa açısı bize Venüs’ün gökyüzünde Güneş’ten kaç derece uzakta olduğunu verir. Dikkat ederseniz bu açı hiçbir zaman belirli bir değerin üzerine çıkamaz, yani Venüs gökyüzünde Güneş’ten en fazla belirli bir derece uzakta görülebilir. Bunun aksine Jüpiter bir dış gezegen olduğu için gökyüzünde Güneş’ten olan görsel uzaklığında bir sınırlama yoktur.

Aşağıdaki görselde verilen açı en büyük açı değeri değildir. En büyük açı değeri için Venüs’ün bulunduğu yerdeki açı 90 derece, yani teğet olmalıdır.

Venus_yorunge

Dolayısıyla bir gün batımı sonrasında görüldüğü dönemlerde, Venüs asla doğu ufkunda görülmez (gün doğumu sırasında görüldüğü dönemlerde de asla batı ufkunda görünmez). Çünkü açısal uzaklığı buna el verecek kadar fazla değildir. Eğer doğu ufkunda parlak bir yıldız görüyorsanız bu Jüpiter’dir. Peki ya Jüpiter de yörüngesindeki konumu sebebiyle Venüs ile yakın görülüyorsa, o zaman hangisinin hangisi olduğunu nasıl ayırt ederiz?

Bu durumda da parlaklıklarına bakmamız yeterli, Venüs gökyüzünde Jüpiter’e oranla daha parlak görünür. Dolayısıyla parlak olan Venüs’tür diyebiliriz.

Yukarıdaki görselin bir diğer sonucu da Merkür‘ün gökyüzündeki hareketidir. Merkür daha küçük bir yörüngede dolandığı için onun Güneş’ten olabilecek en büyük açısal uzaklığı Venüs’ten de küçüktür. Dolayısıyla Merkür’ü asla doğu veya güney ufkunda göremeyiz. Eğer gökyüzündeki onca parlak gök cismi arasından Merkür’ün hangisi olduğunu tahmin etmek istiyorsak, Güneş’e yakın bir yerlere bakınmakta fayda var. (Bkz. bir üstteki infografik)

Buradan da bir diğer sonuca ulaşıyoruz, yalnızca gün batımında görünmedikleri. Yörüngeleri dolayısıyla bir taraftayken Güneş’in solunda diğer taraftayken ise sağında kalırlar. Haliyle ya gün doğumu öncesinde Güneş’ten önce doğarlar ya da gün batımı sonrasında Güneş’ten hemen sonra batarlar. Fakat biz genelde gün doğmadan önce uyanık olmadığımız için daha sıklıkla gün batımında görmeye alışkınız. Halbuki benzeri şekilde gün doğumu sırasında görmek de mümkündür.

9 Nisan 2018 tarihinde Türkiye Antalya’dan saat 20:00’da gökyüzü ve Venüs gezegeninin konumu (Görsel: Starry Night Pro Plus 7 astronomi yazılımı).

 

Hemen üstteki, Starry Night programından alınmış görselde ise 9 Nisan 2018 tarihinde gün batımında  Venüs‘ün batı ufkunda kendisini gösterdiğini görüyoruz. Yani, 2018 bahar ve yaz ayları boyunca günbatımları sırasında göreceğiniz o çok parlak gökcisimi Venüs olacak.

Bazen bu Venüs olur, bazen Jüpiter, bazen Satürn. Bazen ikisi veya hepsi birden de olabilir. Bu durum tamamen Dünya’nın ve bu gezegenlerin yörüngelerindeki konumlara bağlıdır. Jüpiter ile aramıza Güneş girdiğinde, Jüpiter’i gün doğumu veya batımında Güneş’e yakın olarak görürüz. Jüpiter ve Satürn, Dünya’dan sonra yer alan gezegenler olduğu için onları Güneş’le yan yana görmemiz ancak bu şekilde mümkündür. Tabi ki bu durumda rahatça söyleyebiliriz ki Jüpiter ve Satürn Güneş’e yakın görünen bir konumdaysa, bize yörünge olarak oldukça uzak bir konumdadır.

Her ne kadar Venüs aşırı parlak bir yıldız gibi, Jüpiter ve Satürn de parlak birer yıldız gibi görünse de bazen parlak yıldızlar da onları tanımamızı zorlaştırabilir. Yani gün batımı sırasında gördüğümüz o parlak yıldız gerçekten bir yıldız olabilir. Bunu ayırt etmek için elbette ki en etkili yöntem yukarıda fotoğrafını paylaştığımız Stellarium, Starry Night gibi bir programdan yardım almaktır. Fakat yukarıda da ele aldığımız gibi profesyonel gözler ve bilgili birisi için tek bakışta olayı anlamak da mümkündür.

Hazırlayan: Ögetay Kayalı
Geliştiren: Zafer Emecan

Not: En üstte yer alan kapak fotoğrafımız, Julie Fletcher tarafından Avustralya’da Eyre Gölü üzerinde çekilmiştir. Fotoğrafta Venüs’ün solunda Samanyolu, hemen altında ise burçlar ışığı rahatlıkla görülebiliyor. 


Amacınıza en uygun ve en kaliteli teleskop ya da dürbünü, en uygun fiyata sadece Gökbilim Dükkanı‘nda bulabilir, satın alma ve kullanım sürecinde her zaman bize danışabilirsiniz
GÖKBİLİM DÜKKANI’NA GİT




“Gözlem Şenlikleri”ne Katılacakların Bilmesi Gerekenler

Havalar ısınıyor; gökyüzü gözlem şenlikleri, festivaller, gözlem etkinlikleri bizleri bekliyor. Bazılarımız daha önce hiçbir etkinliğe katılmadı ve bu sene artık zincirlerini kırmak istiyor. Bazılarımız ise daha önce katıldı ama hala yeteri kadar tecrübeli değil.

Bazılarımız da bu işlerin üstadı. Gözlem şenlikleri ondan sorulur ama, yine de belki unuttuğum, ihmal ettiğim bir şey vardır diye temkinli davranıyor. İşte, sadece gözlem etkinliklerine katılacakların değil, sırt çantasını alıp yazın doğada zaman geçirmeye niyetli herkesin de başucu eseri olacak bir yazı ile karşınızdayız…

Gözlem Şenlikleri
Kendi teleskobunuz yoksa, kaçarınız da yok. Şenlikteki o teleskobun başında sıraya gireceksiniz… Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’ne katılan 450 kişinin 300 küsürü üç gün boyunca teleskop kuyruğu ve seminer salonu arasında mekik dokudu. Geri kalanı ise “Madem Olimpos’tayım, o halde deniz kum güneş!” demeyi tercih etti 🙂

 

Öncelikle katılacağınız etkinliğin özelliklerini belirlemeniz gerekiyor. Nerede olacağı, kaç gün süreceği, organizasyonu kimin (ya da hangi grubun) yaptığı ve daha önce bu tür organizasyonlar yapıp yapmadığı gibi bilgiler ışığında ihtiyaçlarınızı belirlemeniz doğru olacaktır.

Örneğin aynı grup yıllardır aynı yerde aynı etkinliği yapıyorsa, artık bazı aksaklıklar giderilmiş demektir. Hesapta olmayan durumlar için de mutlaka hazırlıklı olurlar ve sorunlar büyümeden çözüme kavuşturulur. Kozmik Anafor platformunun bu yıl Ağustos ayında üçüncüsünü yapmayı planladığı Antalya’daki Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali ve Bursa’daki  Uludağ Astrofest bunlara örnektir.

Gözlem Şenlikleri
Gözlem şenliklerinin sunduğu gündüz aktiviteleri de önemlidir. Bu fotoğrafta gördüğünüz, Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nde gerçekleştirilen “su roketi atölyesi” sonrasında yapılan “en başarılı roket” yarışması benzeri eğlenceli aktiviteler olmalı ki, gündüzleri sıkılmayın.

 

En güzel örnek tabiî ki Saklıkent Bakırlıtepe’de bu sene 21. kez düzenlenecek olan Tübitak Ulusal Gözlem Şenliği’dir. Devletin imkanları da seferber olunca, şenliğin tadı bir başka oluyor. Katılmanızı tavsiye ederdik ama, malesef Tübitak Gözlem Şenliği’ne başvurular 2018 yılı için sona erdi. Yine, Türk astronomi dünyasının duayeni olarak niteleyebileceğimiz Prof. Dr. Ethem Derman’ın Isparta Yenişarbademli‘de Ağustos ayında düzenleyeceği gözlem şenliği, tecrübe konusunda en iyi örneklerden biri. İşte, bu tarz etkinliklerde çok temel ihtiyaçlarınız dışında çantanızı doldurmanıza gerek olmayabilir.

Yine de, yanınızda getirmeniz gereken olmazsa olmaz ekipmanlar şunlar olmalı:

• Varsa bir teleskop, hatta fazla varsa ihtiyaç sahipleri için iki ya da üç teleskop
• Fotoğraf Makinesi, kamera
• Çadır
• Uyku tulumu, battaniye, yere uzanıp gökyüzünü seyretmek için bir adet mat veya benzeri şey
• Gece önünüzü görebilmeniz için el feneri
• Diş fırçası, diş macunu, saçı olanlar için jöle, olmayanlar için (ben) yüksek faktörlü güneş kremi
• Şapka, gece için uzun kollu bir kazak veya hırka
• Varsa ve “Akdeniz Akşamları’nı” çalmayacaksanız bir adet akustik gitar

Tübitak Ulusal Gözlem Şenliği’nin belki de en güzel yanı, ülkemizin en büyük teleskobunun kontrol odasına girip nasıl çalıştığı hakkında bilgi almak.

 

Eğer gideceğiniz etkinlik ilk defa düzenleniyorsa, ya da aynı etkinlik başka yerde düzenlenmiş ama bu seneki lokasyonunda ilk defa düzenleniyorsa, veya aynı yerde aynı etkinliği daha önce başka bir grup düzenlemiş ama bu seneki grup lokasyonun acemisi ise, yahut aynı grubun daha önce başka yerlerdeki etkinliklerine katıldınız ama ufak tefek sorunlar yaşadıysanız; yani kısacası içinizde bir “ gidiyoruz ama du bakalım nolcak” tereddütü varsa, ne olur ne olmaz, çantanıza bir şeyler daha ekleyelim

• Powerbank
• Yiyecek sıkıntısı baş gösterdiğinde birbirinizi kemirmemeniz için en az 2 gün yetecek abur cubur (helva tok tutar)
• Bol miktarda su, 5 litrelikler kullanışlı oluyor, kendi aracınızla gitmiyorsanız araçla gelen birine sipariş edin. Unutmayın ki suyu dağ başında sadece içmek için kullanmayacaksınız.
• İçinde ufak tefek edevatın (Çakı, bant, maket bıçağı, kibrit vs) ufak bir alet kutusu
• El feneri
• İşaret fişeği (Av Malzemesi satan mağazalardan temin edilebilir)
• Tuvalet kağıdı (bu önemli)

Katıldığınız gözlem şenliği,  “cana yakın astrofotoğrafçı” barındırıyor olmalı. O gökyüzü fotoğraflarının nasıl çekildiğini birebir sohbet muhabbet eşliğinde görebilmelisiniz. Olimpos’ta Mehmet Ergün, Murat Sana, Mustafa Aydın gibi böylesi astrofotoğrafçılar var işte (Reklamları dinlediniz)…

 

Gideceğiniz yerin denizden yüksekliği çok önemli. Özellikle yüksek yerlere çıkacak olanlar için tekrar belirtelim, gündüz çok sıcak ama gece de çok soğuk oluyor. Gece soğuktan korunmak için çadırınızın içinde üstünüze örttüğünüz battaniyeler, Güneş’in doğması ile birlikte sizin can düşmanınız haline gelebiliyor.

Tabi bölgenin özelliklerine göre sabah 8 akşam 5 mesai yapan sivrisinekler ve avucunuz kadar böcekler de (bazı arkadaşlar gördüğü böceği abartıp kafam kadar dese de siz onlara bakmayın, kafa kadar böcek mi olur?) sizi uyutmayacaktır.

Bu paragraftan çıkarmanız gereken sonuç, battaniyeyi üstünüzden atıp sinek ilacına Davidoff muamelesi yapacağınız ânı çok iyi ayarlamanız gerekiyor. Ufak bir gecikme size pişik ve koca koca sinek ısırıkları olarak geri dönebilir.

Gözlem Şenlikleri
Gözlem şenlikleri boyunca yere uzanacak ve bütün gece boyu hayal bile edemeyeceğiniz güzellikteki gökyüzünü izleyeceksiniz işte. (Tamam, bu fotoğraf da Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nden evet. Reklamlar sürüyor)

 

Peki, gözlem ve gökyüzü şenliklerinde neler yapılıyor? Genellikle 3 günlük bir kamp şeklinde süren bu şenliklerde sizleri neler bekliyor?

Gözlem şenliklerinin “bilim etkinliği” olduğunu unutmamanız gerekli. Yani, “çok eğleneceğiz, vuhuuu kopacağız!” kafasındaysanız, hiç yerinizden kalkıp gitmeyin buralara. Gözlem şenlikleri, genellikle gündüz yapacak pek birşey olmayan, geceleri ise önünüzü görmeniz bile pek mümkün olmayan zifiri karanlıkta teleskoplar eşliğinde gökcisimlerinin izlendiği etkinliklere sahne olan organizasyonlardır.

Gündüzleri, etkinliği düzenleyenlere göre farklılık gösteren “bilim atölyeleri” oluyor. Bu atölyeler ise çoğunlukla çocuklara ve çocuk ruhlulara hitap ediyorlar. Kartondan maket yapımı, boyama ve resim atölyeleri, çeşitli elektrik deneyleri, şişelerden yapılan roketlerin su veya uçucu gazlarla fırlatılması gibi etkinlikler oluyor. Güneş altında katlanması zor olsa da, Güneş teleskopları ile yapılan Güneş gözlemlerini de unutmayalım. Güneş’i yakından görebilmek de heyecanlı bir aktivitedir.

Gündüzleri bol bol bilimsel sunum, konferans vs dinleyecek, aşırı dozda bilime maruz kalacaksınız. Fotoğraf mı? Tabii ki Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nden (Reklamlar bitti)…

 

Ayrıca, bilimsel sunum ve söyleşiler de gündüz vakitlerinde gerçekleştiriliyor. Gittiğiniz etkinliğin niteliğine ve konuşmacıların yapılarına göre sunumlar bazen bir üniversite amfisinde ders anlatır ciddiyetindeyken, bazıları uzay ve evrenle ilgili keyifli konuların neşeyle takip edildiği anlatımlar olabiliyor.

Gece olduğunda karanlığa gömülen etkinlik alanında, teleskop başında gezegenleri ve derin uzay cisimlerini (bulutsular, galaksiler vs) izleyeceksiniz. Çoğunlukla her teleskop başka bir gökcismine dönük olduğu için, o teleskop senin bu teleskop benim dolaşacaksınız birkaç saat. Bunun yanında, eğer yanınızda fotoğraf makinası getirmişseniz ışık kirliliğinin olmadığı bu ortamda astrofotoğraf çekimleri yapabilirsiniz.

Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali gibi bazı etkinliklerde, katılımcılar fotoğraf makinaları eşliğinde uygulamalı astrofotoğraf eğitimleri alıp, evlerine yıldızlar altında çekilmiş fotoğrafları ile dönebiliyorlar.

Son dönemin gözlem şenliği modası; yıldızların altında şekilli pozlar verip fotoğraf çektirmek. Yanınızda bir fotoğraf makinası olursa iyi olur. Eğer yoksa, zaten orada kaynaşacağınız birilerinde muhakkak olacaktır (Fotoğraf: Merve Yorgancı).

 

Yine, profesyonel çekim yapan astrofotoğrafçıların yanına ilişip, o rengarenk gökyüzü fotoğraflarının nasıl çekildiği izleyip öğrenebilirsiniz. Böylelikle astrofotoğrafçı sabrını da deneyimlemiş olursunuz.

Astrofotoğraftan konu açılmışken uyaralım: Etkinlik alanında el fenerinizi açıp dolaşamazsınız. El fenerlerinizin önünü kapatmanız için size kırmızı filtreler verilecek, onları kullanacaksınız. Hatta, cep telefonlarınızın ekran ışıkları bile yapılan astrofotoğrafçılık çekimlerini ve teleskop gözlemlerini etkilediği için yasaktır. Alimallah, tatsızlık çıkar, yapmayın etmeyin…

Etkinliklere katılanlar olarak en temel amacımız, şehrin gürültüsünden, stresinden ve yoğunluğundan bir süre de olsa kaçıp doğayla iç içe pozitif enerji depolamak. Bunun yanında, şehirlerde asla göremeyeceğiniz Samanyolu ve muazzam bir yıldız manzarası eşliğinde gökyüzüne hayran hayran bakmak. Şenliğe gelen hemen herkesin temel amacı ve beklentisi bundan ibaret.

O halde çekingen olmayın, tanımadığınız insanların sohbetlerine katılın, kaynaşın. Bırakın doğa sizi, ortak zevkleriniz, ortak heyecanlarınız olan insanlarla birleştirsin. Beyne daha fazla oksijen gittiği dönemlerde kurulan arkadaşlıklar daha uzun ömürlü oluyormuş (Bu istatistik, tarafımdan, az önce uydurulmuştur).

Bilimle ve Sevgiyle kalın

Hakan Cibelik & Zafer Emecan

Kapak fotoğrafı: Tabii ki Olimpos Gökyüzü ve Bilim Festivali’nden… 




Bir Teleskop Almanız Gerekiyor mu?

Birçok kişi, maalesef astronomiye başlangıcın bir teleskop sayesinde olabileceği düşüncesinde. O yüzden sık sık, “uzaya çok ilgiliyim, şu kadar da param var, bir teleskop önerir misiniz?” şeklinde sorular alıyoruz.

Teleskop önerisi isteyenlere öncelikle şunu söyleyelim; teleskoplar hakkında gerekli kaynakları detaylıca okuyarak, deneyerek, gözleyerek detaylı bilgi sahibi olursanız, herhangi bir marka önerisine gerek kalmadan kendi teleskobunuzu seçebilirsiniz.

Ama, bu konuda hiçbir bilginiz yokken, “iyi bir teleskop istiyorum, bütçem şu kadar” şeklinde bize veya bilgili başka hiç kimseye sormayın. Çünkü, ne önerirsek önerelim sizi yanıltmış oluruz.

Bu sorunuz, “Dalgıç olmaya karar verdim, nasıl ve hangi marka dalış malzemesi alayım” demekten farklı değil. Dalışla ilgili araştırma yaptınız mı? İyi bir yüzücü müsünüz? Aletsiz dalış yapabiliyor musunuz? Şnorkelle dalma konusunda tecrübe edindiniz mi, herhangi bir dalıcılık kulübüne üye olup dalış malzemelerini kullanma konusunda eğitim aldınız mı? diye sorarlar size. Ki zaten bunları daha önce yapmışsanız, kimseye sormadan en uygun dalış malzemesini kendiniz seçebilecek seviyedesiniz demektir.

Teleskopla gökyüzünü gözlemlemek ciddi bir bilgi birikimi gerektirir. Gökyüzünü tanımanız, gözlemlediğiniz cismi bulabilmeniz, hakkında bilgi sahibi olmanız ve o cismi niçin gözlemlediğinizi bilmeniz gerekir. Unutmayın, yanınızda sizin için gökcismini bulacak, teleskobu ayarlayacak ve size gökcisminini anlatacak kimse olmayacak.

 

Bizler, gökbilim ile ilgilenmeye başlayan kişilerin ilk etapta teleskop almasını tasvip etmiyoruz. Teleskop, gökbilimde ikinci, hatta üçüncü aşamadır.

Gökyüzü gözlemi öncelikle “çıplak gözle” başlar. 

Birkaç ay boyu çıplak gözle gökyüzünü inceleyip yıldızların ve gezegenlerin isimlerini, yerlerini, konumlarını, hareketlerini öğrendikten sonra, bir “dürbün” almak en doğru hareket olur. Bu dürbünle de Ay, gezegenler ve sönük yıldızlar gözlemlenerek gökyüzünü daha yakından tanırsınız. Bir dürbün ki, size gökyüzünde gözlerinizle gördüğünüzün 10 katı zenginlikte bir kapı açar.

Teleskop konusunda öncelikle şunu aklınızda tutun: Gökyüzüne baktığınızda ne kadar gezegenleri, nebulaları, galaksileri astronomi sitelerinde gördünüğünüz ışıltılı halleriyle görmeniz mümkün değil. Tüm göreceğiniz şey; soluk ve bulanık noktalar olacak. Yıldızlar ise sadece daha parlak görünecekler.

orionteleskop457
Binlerce lira ödeyerek alacağınız teleskop ile görkemli Orion Nebulası’nı “en iyi haliyle” bu şekilde görebilirsiniz. Şurada göreceğiniz ışıltılı görüntüleri teleskopla bakarak göremezsiniz. Çoğu insan teleskobuyla bakıp bu görüntüyle karşılaştığında “ben bu teleskobu niye aldım” diyerek pişmanlık yaşıyor.

 

O gördüğünüz ışıltılı gökyüzü fotoğrafları astrofotoğrafçıların uzun uğraşlar ve özel teknikler kullanarak binbir emekle elde ettiği görüntülerdir. Sitemizde “astrofotoğraf” adı altında arama yaparsanız, böylesi görüntülerin nasıl bir çabanın ürünü olduğunu anlayabilirsiniz. Onlar, teleskopla baktığınızda görebileceğiniz şeyler değil, soluk puslu görüntülerden başka hiçbir şey göremeyeceksiniz!

Teleskopla baktığınızda ne görebileceğinize dair ayrıntılı bilgi içeren bu yazımızı okuyabilirsiniz.

Peki nasıl bir dürbün mü alacaksınız?

İlk kez alacaksanız ucuzundan, hafif 7×50 veya 10×50 bir dürbün alın. Zaten bir teleskop sahibi olsanız dahi her zaman bir dürbüne ihtiyacınız olacak. Markaya, modele fazlaca takılmayın; Bresser, Nikon, Meade, Celestron, Konus, hepsi iyidir. Eğer ki dürbünde marka veya model sizin için önemli hale gelmişse, zaten gökyüzü gözlemciliğinde profesyonelleşmeye başlamışsınız demektir.

durbunastronomi
Dürbünle yapılan gökyüzü gözlemi, amatör astronominin temelidir. Bir dürbün sahibi olmadan gökyüzünü tanıyamazsınız. Gökyüzünü tanımıyorsanız, astronomiye giriş yapamazsınız.

 

Tüm bunlardan sonra, artık dürbünün “yetmediğine” karar verirseniz, zaten nasıl bir teleskobu “hangi amaçla” alacağınıza kendi bilgi birikiminizle karar verebilir seviyede olacaksınız. Bu süreçte o kadar çok şey öğreneceksiniz ki, kendiniz bile şaşıracaksınız.

O yüzden, teleskop almazsam astronomiye başlayamam, teleskop aldığımda gökyüzü ayaklarımın altına serilecek gibi düşüncelere girmeyin. Teleskop alıp astronomiye ilk adımı atanların çoğu daha bir iki ay geçmeden o teleskopları bir kenara atıyor. Çünkü, gökyüzünü ve gökcisimlerini tanımadan, teknik bilgi sahibi olmadan teleskopla gözlem yapmaya çalışmak, inanın insanı hayatından bezdirecek kadar zor bir iştir.

Bu yazıyı okumayı bitirdiyseniz ve “evet ben bir teleskop alabilirim” diyorsanız, aşağıdaki görsele tıklayıp Gökbilim Dükkanı’mıza girebilir ve bir teleskop seçebilirsiniz. Her konuda bize danışabileceğinizi unutmayın:

teleskoplar-2254-2-meade

Ayrıca, teleskoplar hakkında bilgi almak istiyorsanız şu yazılarımızı iyice okumanızda fayda var. Ayrıca, internetteki Türkçe gökbilim forumlarında bolca detaylı bilgi bulabilirsiniz.

• Yeni başlayanlar için teleskop 1
• Yeni başlayanlar için teleskop 2
Yeni başlayanlar için teleskop 3

 




Öğretmenlerimiz İçin; 8. Sınıflara Yönelik Astronomi Etkinlikleri

8. sınıflara yönelik hazırladığımız bu etkinlik programı, astronomi alanında ilköğretim Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı dikkate alınarak hazırlanmıştır. Daha fazla etkinlik ve bilgi için, bu linkten astronom Tamer Akın’ın sitesindeki yazılarına göz atmanızı tavsiye ederiz.

Neler Öğreneceğiz?

İlköğretim 8. sınıfta yer alan “Mevsimler ve İklim” ünitesi ile  mevsimleri oluşum süreçleri hakkında bilgi edinecek, iklim hakkında bilgi sahibi olacağız. Bu süreçte Dünya’nın hareketinin ve konumunun bununla birlikte birim yüzeye düşen ışınım etkisi hakkında hesaplamalar yapacağız. İklimlerin oluşumu ve meydana gelen hava durumları hakkında detaylı bilgi sahibi olacağız. Küresel iklim değişikliği ve etkileri konusunda bilgi edineceğiz.

Niçin Öğreneceğiz?

Yaşadığımız gezegenin yapısı hakkında bilgi sahibi olmak bizim için oldukça önemlidir. Dünya’nın yapısı,  hareketi ve yıl içerisindeki konumunu öğrenerek ileride bizi nasıl problemlerin beklediği konusunda bilimsel fikirler yürütebilir ve güvenilir tahminlerde bulunabiliriz.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz: http://www.astronomtamer.com/2018/01/05/8-sinif-astronomi-etkinlikleri/

Hazırlayan: Tamer AKIN (Astronom)