Yeterince Uzağa Bakarsak Galaksimizin Oluşumunu Görebilir Miyiz?

Görsel Telif: https://www.deviantart.com/one-eyeball
Yaklaşık Okuma Süresi: 3 Dakika...

Pek çoğunuz duymuştur; uzayda uzağa baktığımızda cisimlerin geçmiş halini görüyoruz. Yani ne kadar uzağa bakıyorsak, o kadar geçmişe bakıyoruz anlamına geliyor bu.

Örneğin Güneş’in 8 dakika önceki halini görüyoruz çünkü bize 8 ışık dakikası uzaklıkta. Bize en yakın sistem olan Alpha Centauri Sistemine baktığımızda ise onun yaklaşık 4 yıl önceki halini görüyoruz.

Bunun sebebi ışık hızının sabit olmasıdır. Biliyorsunuz, gök cisimlerinin bilgisi bize ışıkla gelmekte ve ışığın  299.792 km/sn  gibi bir hızı var. O nedenle bize 50.000 ışık yılı uzaktaki bir yıldız patlasa, ışık bize bu patlamanın bilgisini 50.000 yılda getirecek. Böylece gözlerimizi veya teleskoplarımızı gökyüzüne çevirdiğimizde 50.000 yıl önce patlayan bir yıldızı göreceğiz.

Bu aslında gökbilimciler için bir nimet, çünkü daha uzağa baktığımızda daha eski evrene bakmış oluyoruz. Bu sayede yıldızların, galaksilerin oluşum zamanlarına ilişkin veri toplayabiliyoruz.

Öyleyse yeterince uzağa bakarsak kendi galaksimizin oluşum halini görebilir miyiz?

Soruyu yanıtlamak için 50.000 ışık yılı uzaklıktaki yıldızımıza ilişkin örneğimize geri dönelim. Bizim bu yıldızın 50.000 yıl önceki halini gördüğümüzü söylemiştik. Fakat eğer bu yıldızın 100.000 yıl önce ne yaptığını incelemek isteseydik, bunu yapamazdık, çünkü yıldızdan 100.000 yıl önce yola çıkan ışık, çok zaman önce bizden uzaklaşmış olurdu.

Okumalısınız:  Bremsstrahlung Işıması
Teleskoplarımız bize uzağı olduğu kadar, evrenin geçmişini de gösteriyor.

 

Aynen bu şekilde, milyarlarca yıl önce, oluşum aşamasında kendi galaksimizden yayılan ışık, galaksimizden ayrıldığından bu yana uzak evrende seyahat ediyor. Birileri evrenin uzak yerlerinden galaksimizi milyarlarca yıl önce olduğu gibi görüyor olabilir, ama biz bunu asla yapamayız.

Konuya daha ileri bir soruyla devam edelim. Peki evren kapalı olsaydı görebilir miydik?

Öncelikle soruyu anlamak için bir özet yapalım, evrenin geometrisiyle ilgili üç ana senaryo vardır: Evrenin geometrisi açık, kapalı veya düz olabilir. Bunları konumuz bağlamında ele alırsak, açık ve düz geometrili bir evrende yoluna düz devam eden bir foton, asla başladığı yere dönemez. Kapalı bir evrende ise aynen küre bir yüzeyde olduğu gibi dümdüz ilerleyen bir foton, başladığı yere dönecektir.

Peki evrenimiz kapalı bir geometriye sahip olsaydı galaksimizin oluşumunu görebilecek miydik?

Üzgünüz, bunun cevabı yine hayır olacaktı. Çünkü evren ışık hızından daha hızlı genişliyor (aslında ışık hızından hızlı genişlemiyor, ilgili yazımızı okuyunuz). Evrenimizdeki genişleme hızı, ışığın asla orijinal konumuna geri dönemeyeceği kadar yüksek olduğundan böyle bir durumda bile ışık, sonsuza dek kaynaktan daha da uzaklaşmaya devam edecekti. Yani evrenin genişlemesi, fotonun başladığı yere dönmesini engelleyecekti.

Okumalısınız:  Dev Bir Asteroid: 4 Vesta

Peki öyleyse genişleme hızının daha yavaş olduğu, bizden farklı bir evren hayal edelim. Böyle bir evrende, ışık ışınları teoride kaynağa geri döner. Fakat yine bir sorun var: Böyle bir senaryoda evren, hızla çökme eğiliminde olacağından ışık başladığı yere dönecek zamanı bulamazdı.

Yani üzgünüz, hiçbir zaman kendi galaksimizin geçmiş halini göremeyeceğiz.

Hazırlayan: Hilal Bulut

Daha fazla okumalısınız

Yazar: Hilal Bulut

Ankara Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu. Kozmik Anafor'un yöneticisi, sosyal medya editörü, etkinlik sorumlusu. Gönlünü astronomiye adamış bir amatör astronom. Aynı zamanda Ağrı Gürbulak sınır kapısı gümrük muhafaza memuru.

Keşfet!

Antik Galaksiler, Tahmin Edilenden Daha Parlaklar!

Spitzer Uzay Teleskopu, gökyüzüne 200 saatten fazla bakarak uzaydaki yolculuğu 13 milyar yıl sürüp Dünya’ya …