Popüler Bilim Tüm Yazılar

Uzay Turizmi ve Araçlarına Hukuki Bakış

Hazırlayan: Yavuz Tüğen
Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedintumblrmail

Günümüzde uzay ile ilgili popüler haberlerde sıklıkla yer alan uzay turizmi, müşterilerine doğrudan ya da dolaylı olarak unutulmaz bir uzay deneyimi yaşatmayı vaat ediyor. Uzay turizminin faaliyet alanlarına örnek vermek gerekirse, yörünge yerleşkelerinde uzun dönem kalma, yörünge ve yörünge altı uçuşlara katılma veya parabolik uçuşlarda yolcularına yerçekimsiz ortamı deneyimleme fırsatı sunması gibi faaliyetler sayılabilir.

Peki bu noktada uzay turistlerinin ve uzay turistlerini taşıyacak vasıtaların hukuki konumları nedir? Bu yazımızda ilk olarak ticari alanda bu uçuşları icra edecek uzay araçlarının hukuk önündeki konumunu ve tartışmalarını inceleyeceğiz.

İlk uzay turisti Dennis Anthony Tito'nun 6 Mayıs 2001 tarihinde uzay seyahati sonrası çekilmiş bir fotoğrafı

İlk uzay turisti Dennis Anthony Tito’nun 6 Mayıs 2001 tarihinde uzay seyahati sonrası çekilmiş bir fotoğrafı

1950’lerde yüksek hız ve irtifalarda görev yapmak için tasarlanan ilk hava uzay araçlarının test uçuşları başarı ile gerçekleşince akabinde 1980’lerde ABD ve SSCB tarafından daha gelişmiş ve nitelikli uzay misyonu araçlarının işlerlik kazanması ile hava-uzay taşımacılık sistemlerinde büyük aşama kaydedilmiştir. Yakın zamanda yeni nesil hava-uzay araçlarının üretimi ve bu araçların testlerinde elde edilen yeni başarılar ile uzay taşımacılığı ve yörünge altı uzay turizmi gibi imkânlar doğmuştur. Uçuşunu bir ticari hava aracına kıyasla sekizde bir daha kısa bir sürede tamamlaması planlanan yörünge altı tip uzay araçları bakımından “hava hukuku mu yoksa uzay hukuku mu veyahut birleştirilmiş bir hava-uzay hukuku uygulanmalı” sorusu ön plana çıkmaktadır. Bu noktada uzay ve hava sahası neresidir, nerede başlar sorusunu daha önceki yazımızda cevaplamıştık.

Çeşitli BM uzay antlaşmalarında uzay nesneleri, insan tarafından uzaya fırlatılan veya fırlatılma teşebbüsünde bulunulan herhangi bir şey olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım Sorumluluk Sözleşmesi Madde 1/d ve Tescil Sözleşmesi Madde 1/d’de uzay nesnesinin parçaları, fırlatma araçlarını ve onun parçalarını da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Malum bu uzay nesneleri uzaya roketler yardımıyla taşınmaktadır. İtici güce sahip ve fırlatma olgusuyla hareket eden roketler, alışageldiğimiz hava araçlarından farklı olarak kendinden itişli ve havaya ihtiyaç duymadan atmosfer dışında da faaliyet göstermektedirler. Roketler, atmosfer boyunca kat ettiği hava sahasında uluslararası hukuk bakımından tıpkı hava araçlar gibi bir “hava aracı” olarak kabul edilmemektedir. Bu hali ile uzay hukuku rejimine tabidir.

ABD’nin uzay mekikleri ve bir zamanlar için SSCB’nin “Buranları” yeniden kullanılabilme özelliklerine sahip bir tasarımla uzay faaliyetlerini icra eden aerodinamik tasarıma sahip hava-uzay araçlarıdır. Orbiter, dış yakıt tankı ve muhtelif adet besleme roketinden oluşan bu araçlar da “uzay aracı” olarak kabul edilmekte, Amerikan mevzuatına göre uzay aracı olarak tescil edilmektedir. Mekikler de roketler gibi uzay hukuku rejimine tabidirler.

Antonov_An-225_with_Buran_at_Le_Bourget_1989_Manteufel

Buran Uzay Mekiği AN-225 hava taşıtı tarafından taşınırken.

Uzak olmayan bir gelecekte ise yeni nesil hava uzay araçları geleneksel uçaklar gibi, örneğin New York’tan kalkıp tipik bir Concorde uçağının 198 dakikada aldığı Paris uçuşunu yörünge altı rotada 71 dakikada kat edebilecektir. Bu uçuş esnasında hem hava sahası hem uzay sahası kullanılacaktır.

Peki, yörünge altı tip hava uzay araçları nelerdir?

Yörünge altı terimi yörüngeye ulaşmak için yeterli hıza ulaşmayan/ulaştırılmayan nesneler için kullanılmaktadır. Uzay sahasına girmek demek mutlaka yörüngeye yerleşmek anlamına gelmemektedir. 2004 yılında SpaceShipOne 100 kilometre irtifayı geçerek ilk yörünge altı tip uçuşu icra etmiştir. Bu tip araçlara uygulanacak hukuk bakımından, uluslararası hukuk doktrininde 2 yaklaşım bulunmaktadır:

1) Sahacı Yaklaşım: Bu yaklaşımda hava-uzay aracının bulunduğu saha veya konum ön plana alınarak bir hukuk çerçevesi çizilmesi gerektiği fikri desteklenmektedir.

2) İşlevselci Yaklaşım: Hava-uzay aracının ne tür bir faaliyet göstereceğine bağlı olarak bir hukuk rejimi tayin edilmesi gerektiği fikrini ortaya koyan bu yaklaşım, evrensel ölçekte en çok desteklenen yaklaşım özelliğindedir. Örneğin iki ülke arasında taşıma/ulaştırma faaliyeti kısmen uzaydan yapacak olan bir hava uzay aracı, faaliyeti bakımından “hava aracı” olarak kabul görecek ve hava hukuku rejimine dâhil olacaktır. Uzay turizmi bu noktada farklı bir mesele arz etmektedir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, uzay turizminin vaadi yolcularını/uzay turistlerine yerküreyi bir bütün halinde izletmek, yerçekimsiz bir ortam deneyimi sunmak vs. sağlamaktır. Uzay turizmine hizmet eden araçlar veya uzay nesneleri, kalkış yaptığı ya da fırlatıldığı ülkeye bir uzay faaliyeti yaparak geri döneceği için uzay hukuku rejimine tabi tutulacaktır.

Özetle, “salt uzay faaliyeti” icra edecek hava uzay araçları yerküreden kalkıştan veya fırlatılıştan itibaren uzay hukukuna tabi kılınacak; SpaceShipOne gibi havada fırlatılan araçlar ise havada fırlatılmalarına kadar hava hukukuna, fırlatılmalarını müteakip uzay hukukuna tabi olacaklardır.

Yavuz Tüğen

Hep daha fazla okumak gerekir...

Yorum

Yazar Hakkında

Yavuz Tüğen

Avukat; 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. Uzay hukuku alanında çalışmalar yapıyor.