Dünya Dışı Yaşam mı, Utangaç UFO’lar mı?

Evrende yaşamın sadece dünya ile sınırlı olmadığını düşünen çok sayıda kişinin sık yaptığı bir hata; başka bir gezegende zeki hayatın var olup olmaması ile, Dünya semalarında (astronomlara görünmemeyi becererek) yaldır yaldır ışıklar saçıp gezen UFO fenomenini birbirine karıştırmak.

Aklı başında, biraz biyoloji veya astronomi ile ilgilenmiş her insan bilir ki; uzayda başka gezegenlerde gelişmiş yaşam biçimlerinin varlığı, hatta bu zeki hayatın evrende hatırı sayılır biçimde yaygın olması olasıdır, normaldir. Aksini düşünmek hatalı bir yaklaşım olur.

Biz dahil hiçbir bilim insanı, uzayda hayat yoktur veya evrende gelişmiş tek zeki uygarlık biziz demiyor (bunu bir kenara not alın, unutmayın). Aksine, bilim insanlarının çoğu uzayda zeki hayatın yaygın olduğunu düşünüyor, hatta bunu içten içe umut ediyor.

Gelgelelim, söz konusu olan “ikide bir dünyaya gelip giden” UFO fenomeni olduğunda işler biraz karışıyor. Şimdi, koskoca evreni bir kenara bırakıp sadece 80-100 küsür bin ışık yılı genişliğine ve 8-10 küsür bin ışık yılı kalınlığa sahip kendi galaksimiz Samanyolu’ndan söz edelim:

ufo-24874200

• Samanyolu’nda bugün bizim hesaplayabildiğimiz kadarıyla 300-400 milyar yıldız var. Ben ilkokula giderken bu sayının 10 milyar olduğu sanılıyordu.

• Bir yıldızın çevresinde hayat oluşabilmesi için o yıldızın makul sayılabilecek bir ışınım gücüne sahip olması gerekir, ne çok küçük ve zayıf, ne de aşırı büyük olmamalıdır. Ayrıca yeterli ömre sahip olması gerekir. Büyük deli dolu yıldızların hayat süreleri birkaç milyon yılı geçmediği gibi, inanın onların 1 ışık yılı yakınında bile bulunmak istemezsiniz.

• Galaksimizde, yıldızlar arasındaki uzaklık büyüktür, hem de çok büyüktür. İkili ve üçlü yıldız sistemleri haricinde, birbirine 1 ışık yılından yakın yıldız sayısı, galaksi merkezine çok yakın bölgeleri ve küresel kümeleri saymazsak çok küçük yüzdelerdedir.

• Bir yıldızın çevresinde gelişkin yaşam formlarının oluşabilmesi için özel şartlara sahip gezegenler gerekir. Olası yaşam, ister bizim gibi karbon temelli, isterse silikon yahut başka kökene sahip olsun, farketmez. Uygun şartlarda (yüksek ısı ve ölümcül radyasyon içermeyen) bir gezegene veya uydusuna ihtiyaç vardır.

• Çoğu yıldızın çevresindeki gezegenlerden pek azı yaşama uygun bölgelerde yer alır. Tabi sıcaktan kayaların eridiği ya da tüm maddelerin buz kestiği bir gezegende gelişkin zeki yaşam olabilir derseniz orasını bilemem.

• Bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda “yaygın” olmasına rağmen farklı gezegenlerdeki zeki yaşamın nadiren birbirine yakın bölgelerde oluşabileceği görülebilecektir.

Öyleyse;

ufo-878120 

• Birbirine uzak bu zeki yaşam formlarının bir diğerinden haberdar olabilmesi için uzaktan da olsa gözlem yapabilecek teknolojik seviyeye ulaşmış olması gerekiyor.

• Uzaktan gözlem yaparak bir yıldızın çevresindeki yaşama uygun kuşakta bir gezegen bulunup bulunmadığını doğrudan göremezsiniz. Çünkü yıldızın parlak ışığı doğrudan gözlem yapmanızı engeller.

• (Bizim yaptığımız gibi) Dolaylı yoldan yapılan gözlemlerle yaşam kuşağında gezegenler bulabilirsiniz. Fakat bu gezegenlerin yaşama (ya da hangi tür yaşama) elverişli olup olmadığını anlamak deveye hendek atlatmak gibidir.

• Her şeye rağmen yaşama elverişli olduğunu keşfettiğiniz gezegende zeki bir yaşam formunun var olup olmadığını anlamanızın ise, size zeka belirtisi sinyaller göndermiyorlarsa -bildiğimiz kadarıyla- hiçbir yolu yoktur. Evet, atmosferinin kirlilik düzeyini ölçerek bir yargıda bulunabilirsiniz ama, bu yargınız o gezegende birkaç yıl önce patlayan bir volkanın sizi yanıltmış olmamasını ummaktan ibarettir.

Yıldızlar arası yolculuk yapabiliyorsanız?

• Yıldızlararası yolculuk, bugünkü bilgimiz dahilinde insanlar için mümkün değil. Işık hızını bırakın aşmak, yaklaşmak bile çok ciddi bir sorun (Ki zaten ışık hızı da konvansiyonel yöntemlerle aşılamaz. Eğer kulağı tersten göstererek aşmak mümkünse bile, bizler henüz bir yolunu bilmiyoruz).

• Çok büyük sandığımız ışık hızı, yıldızlararası yolculuklar için yeterli bir hız değil. Daha açık ifade etmek gerekirse; ışık hızında giden bir gemiyle başka yıldızlara ulaşmak, “kağnı” ile dünya turuna çıkmakdan farksız. Hatta kağnı ile dünya turu çok daha makul ve hızlı bir yöntem.

• Yine de; “biz çok gelişkin bir ırkız, ışık hızının birkaç katında (mesela 10 katı) yolculuk yaparız” diyorsanız, elinizdeki kağnıyı at arabasıyla değiştirmişsiniz demektir. Fakat atlarınızın sadece yürüdüğünü varsayın. Çünkü ışık hızının 10 katı hızda, en yakın yıldıza ulaşmanız -geride bıraktıklarınız için- 5 ay, en yakın yıldız kümelerinden birine mesela Ülker’e ulaşmanız 38 yıl sürer. Buna bir de dönüş zamanını (geride sizi bekleyen gözü yaşlı sevgilinizi özleyip dönecekseniz eğer) ekleyin. Siz görelilik vs ayağına döndüğünüzde hala filinta gibi olabilirsiniz de, Ülker’den döndüğünüzde 38 yıl geçmiş olacak haberiniz olsun.

• Dolayısıyla keşfettiğiniz zeki yaşam barındıran gezegeni ziyaret edebilmek için aşırı zeki ve gözü kara bir uygarlık olmalısınız.

Çok zeki bir uygarlıksınız ve ışık yıllarını çekirdek gibi çitliyorsunuz:

• Bu durumda Samanyolu’nun büyüklüğünü iyi kavramak gerek. Her bir gezegeni ziyaret edip, her taşın altına bakarak zeki canlıları aramaya başladıysanız oldukça sabırlı olmanız lazım.

• Çok gelişmiş sensörlerinizin çözünürlüğü ne seviyededir bilmiyorum ama, yüzlerce ışık yılı uzaktan, onbinlerce yıldız ve milyonlarca gezegene tek tek bakıp dünyayı farketmeniz oldukça zor olacaktır. Ne kadar yıldızla muhatap olacağınızı görmek için lütfen şu linke tıklayın.

Linkteki fotoğrafta Samanyolu’nun çok küçük bir kesimindeki yıldız yoğunluğunu göreceksiniz. o gördüğünüz birbiriyle iç içe girmiş her benek, her noktacık bir yıldız (ön plandaki beyaz yıldızlar ise ngc650 yıldız kümesine ait).

UFO

• Eğer çok uzaktan dünyayı farketti iseniz bile, burada zeki bir canlı türü olduğunu hop diye farkedemezsiniz. Malesef insanın zekasına yönelik hiçbir bilgi şu ana kadar fazla uzağa gidemedi. Belki aşırı duyarlı sensörleriniz 1900’lü yılların başına ait dünyadan gelen radyo parazitlerini almış, bunun zeki bir varlığa ait iletişim biçimi olduğunu süper bilgisayarlarınızla çözmüşseniz, onu bilemeyeceğim işte. Yalnız bunu yapmak için en eski radyo sinyallerimiz henüz daha ötesine ulaşamadığından, Dünya’dan 120-130 ışık yılından uzakta durmayın ve sinyali normal uzaysal parazitlerle birbirine karıştırmayın.

• Her şeye rağmen Dünya’yı buldu iseniz, hatta ziyaret ediyorsanız öyle kaçamak bakışlar atma saflığına da girmeyin. Size göre aşırı ilkel olan bu toplumun “işleyişine karışmamak” için gizli gizli takılmanıza gerek yok. unutmayın, insanlık sizler için alet kullanmayı öğrenmiş maymun’dan farksız.

• Yine de çok ahlaklı varlıklarsanız elbette izleyin gidin. Ama sizi görenler var, paranoyak ettiniz adamları.

• Madem bir sürü paranoyak yarattınız ortalıkta, bari bilimden falan anlayan, sizin var olabileceğinizi bilen, üstelik sürekli gökyüzü gözlemi yapan bilim insanlarına görünün. Bunu yapın ki, amatör kameraların çektiği titrek görüntüler yerine adam akıllı videolarınız ve fotoğraflarınız olsun.

• Sahi, herkese görünüp de, sizi doğru düzgün görüntüleyebilecek (amatör de olsa) astronomlara görünmemeyi nasıl başarıyorsunuz?

ufo-5787

Niyetiniz ne? 

• Onca ışık yılı mesafe içinde onbinlerce, yüzbinlerce yıldızı tarıyor ediyor, Dünya gibi gezegenler arıyorsunuz. Niçin?

• Kaynaklarından faydalanmak için böyle gezegenlere ihtiyacınız mı var?

• Muhteşem medeniyetinizin ve teknolojinizin devamını sağlayabilmek amacıyla bu bulduğunuz gezegenlere yerleşmeyi niçin düşünmüyorsunuz?

• Sizin silahlarınıza göre ok ve yaydan farkı olmaması gereken dandik silahlarımızdan mı korkuyorsunuz?

• Yoksa hepiniz “ışık ve sevgiyle” oradan oraya gezen bilim insanları mısınız?

• Ya da burası bir hayvanat bahçesi ve turistik geziler düzenliyorsunuz? Hmm…

Neyse, konuyu çok fazla bilimkurgu izlediğini düşündüğüm bir bilim insanı olan Douglas Vakoch‘ın SETI projesi kapsamında oraya buraya dünyanın yerini gösteren sinyaller, haritalar ve şarkılar gönderilmesi üzerine söylediği bir söz ile kapatayım:

“Neden uzaylıların barışçıl olduğunu düşünüyoruz. Uzaya müzik yayını dünyanın tam yerini ele veriyor. Nasa’nın böyle konuları tartışmaya açması gerekir. Uzaya dünyanın galaksideki adresini gösteren haritalar ve bilgiler gönderilmesinin gelecek nesiller için büyük tehlike yaratabilir. dünyaya karşı yapılacak bir uzay saldırısından sağ kurtulmamız mümkün olmaz.”

Zafer Emecan

Yazıda kullanılan tüm görseller Mars Attacks filmi ve Mars Attacks çizgi romanlarından alıntıdır.

image_printPDF Kaydet & Yazdır

Yazar: Zafer Emecan

Bir astronomi işçisi. Kozmik Anafor'un kurucusu, her şeyi ve hiçbir şeyi. İlgisiz üniversiteler bitirmiş olmasına rağmen, içinden atamadığı gökbilim sevgisini kaleme, klavyeye, araştırmalara dökmeye çalışan, haddini bilen, ama bazen aşan bir amatör astronom.

Keşfet!

Evrende En Fazla Bulunan Elementler (Bolluk Sıralaması)

Bilindiği gibi, evrenin büyük patlama teorisinin öngördüğü biçimde oluştuğu düşünülüyor. Bugün çevremizde var olan elementler …