Sahte Bilim Tüm Yazılar

Piramitleri Uzaylilar Yaptı Safsatası

Hazırlayan: Zafer Emecan
Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedintumblrmail

Mısır Piramitleri, zamanının en büyük mezar yapılarıdır ve mimari açıdan birer şaheser olarak değerlendirilebilirler. Hem devasa boyutları, hem de görüntülerinin yarattığı etki ile, çoğu insanın bu mezarları dünya dışı varlıklarla ilişkilendirmesi normal sayılabilir.

Bazı piramitlerin (özellikle en büyük 3 tanesinin) konumlarının gökyüzündeki yıldızlar (orion) referans alınarak belirlendiği bir gerçek. Mısırlı rahiplerin, birçok çağdaşları gibi iyi bir gökyüzü gözlemcisi olduğu, yıldızların ve gezegenlerin hareketleri hakkında doğru tahmin ve hesaplamalarda bulunabildikleri biliniyor.

Ki, basit ilkokul geometrisi ile bu tür hesapları herkesin yapabilmesi mümkün. Zaten, bu tür hesapların nasıl yapılacağını ilkokuldan itibaren herkes öğreniyor ancak, uygulama konusunda anlatım eksikliğinden, böylesi hesapların zor sanılıyor olması eğitim sistemimizin bir eksiği sayılabilir.

Yine, antik Mısır inancında yıldızlar büyük yer tutuyorlar. İnandıkları tanrıları yıldızlarla ilişkilendiriyorlar. Dolayısıyla “yarı tanrı” olarak düşündükleri krallarının mezarlarını inşa ederken, gökteki takımyıldızların yerdeki izdüşümlerini oluşturmak istemelerini olağan görmek lazım. Bizim toplumumuzda ölülerimizin başlarını hep aynı yöne çevirirek (Kıble) gömmemiz kadar normal yani.

uzaylılar

Sahte bilimciler ve komplo teorisyenlerinin peşinden koşanlara göre piramitler bu şekilde inşa edilmiş olmalı.

Yarı tanrı bu kralların gömüldüğü piramitlerde yatan kişinin kutsallığı, o piramitin yapımında çalışanlar için “dini” bir motivasyon da sağlıyordu elbette. Bu nedenle çok uzun yıllar (50-100 yıl arası) boyunca süren inşaatlarda çalışmak; “para kazanmanın” yanısıra dini bir vecibeyi yerine getirmek olarak da görülüyordu.

Bu da, işçi bulma sıkıntısı çekmeden bitmek tükenmek bilmeyen piramit inşaatlarının sürmesini sağlıyordu. Bu inşaatlarda çalışan işçilerin aldıkları ücretlerden, yedikleri içtiklerine kadar hemen her şey dönemin Mısırlı yetkilileri tarafından kayda alınmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Örneğin işçilere içecek olarak günde 1 litre kadar “bira” verildiğini rahatça okunabilen Mısır kayıtlarında görüyoruz.

Ayrıca bir yapının inşasının çok uzun (yüz yıl kadar) sürmesi, onun yapılması için yoğun çaba harcanması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Örneğin, Osmanlı döneminde ulaşım açısından çok zor bir konuma inşa edilen ve muazzam bir sanat şaheseri olan İshak Paşa Sarayı‘nın yapımı tam olarak 99 yıl sürmüştür.

Tam anlamıyla dağ başına inşa edilmiş, Osmanlı döneminin bir mimari ve sanat şaheseri olan İshak Paşa Sarayı.

Yapımına başlayan kişi ölmesine, yaptırmayı sürdüren kişi de ölmesine rağmen yapıyı üçüncü nesil tamamlamış, ancak kullanıma açabilmiştir. Dünya tarihi, bunun gibi yüzlerce örnek ile doludur.

Sözün özü; Mısır piramitlerinin bazılarının yıldızlar referans alınarak yapılmış ve dizaynlarında bazı özel ölçülerin kullanılmış olması, “dış dünya”, yahut “yardımsever uzaylılar” ile bir bağlantısı olduğu anlamına gelmiyor. Üst üste taş yığılarak yapılmış bir yapıyı görüp; “bunu insan yapmış olamaz” demek, hemen hemen aynı teknoloji ile Ayasofya, Selimiye yapıları inşa edebilen insan aklına hakarettir.

Yazımızı, yine bilim dışı çevreler tarafından “uzaylılar olmadan dikilmesi imkansız” diye bilinen (Ama bir grup hırsız tarafından şu anki yerinden herhangi bir makina, vinç  vs olmadan tamamen insan gücüyle çalınıp kaçırılan ve sonra yine geri getirilen onlarca tonluk) Mısır dikilitaşlarının Sultanahmet Meydanı’nda dikili olanının üzerinde yazılanlarla bitirelim:

Sahte bilim severlerin sandığının aksine mısır hiyerogliflerinde gizemli şeyler yazmaz. Bunun aksini iddia etmek, yüz yıldan uzun süredir antik yapılar üzerine çalışmalar yapan Türk bilim insanlarına hakaret etmek, onları yalancılıkla suçlamak gibi bir ahlak yoksunluğunun içine düşmektir.

Kuzeybatı yüzü:
“18. sülaleden yukari ve asagi Mısır’ın sahibi 3. Tutmosis, tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti.”

Kuzey yüzü:
“Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (aşağı ve yukarı mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti.”

Güneydoğu yüzü:
“Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve aşağı ve yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı.”

Güney yüzü:
“Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu ünvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. ordusunun önüne geçti. akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı.

Gördüğünüz gibi o gizemli görünen hiyerogliflerde pek gizemli şeyler yazmıyor. Bizden 3.500 yıl önce yaşamış olan 3. Tutmosis sağolsun, neler yapıp neler ettiğini, ne denli büyük (ve inançlı) bir hükümdar olduğunu yazıp çizmiş, gelecek nesillere aktarmaya çalışmış.

Not: Piramitlerin yapımı hakkında detaylı bir inceleme okumak için, Evrim Ağacı’nda yayınlanmış olan şu makaleyi inceleyebilirsiniz. 

Zafer Emecan

Facebook

Hep daha fazla okumak gerekir...

Yorum

Yazar Hakkında

Zafer Emecan

Bir astronomi işçisi. Kozmik Anafor'un kurucusu, her şeyi ve hiçbir şeyi. Alakasız üniversiteler bitirmiş olmasına rağmen, içinden atamadığı gökbilim sevgisini kaleme, klavyeye, araştırmalara dökmeye çalışan, haddini bilen, ama bazen aşan amatör bir bilimci.